bir gece, neler olacağından kendi bile habersiz bir şekilde, evde televizyon izliyordu, esas adam!..
belgeselde öğrendikleriyle, şaşkınlık içinde gözleri büyürken, geleceğinin de artık karşı konulamaz bir şekilde değiştiğini henüz fark etmemişti!..
’…
yıl: 2005 / belgesel öncesi’…
esas adam, feray karapınar: 30 yaşında, evli, üç çocuklu ve 20 yıl yaşadığı şehir hayatına veda edip,
ailesini de alarak, torbalı’’nın karaot köyüne yerleşir. feray, kendi tabiriyle, çok okuyan ama okul okumayan biridir!.. (şimdilerde hãlã, açıktan liseyi okumaya devam ediyor) standart bir aile olmadıkları kesin, eşi utkum’’da, avukat olmasına rağmen, (dolmuşu olmayan bu köyden, bir başka köye giderek) öğretmenlik yapıyor. (bu tarz insanlarla tanışmak, bende; köy köy gezip, buradaki gizli hazine insanlarını keşfedip, onlarla ilgili belgesel yapma isteği uyandırıyor. esas devrim, gözlerden uzak, sanki buralarda yaşanıyor!!!)
’…
yıl: 2005 / belgesel gecesi’…
herşeyin doğal akışında seyrettiği gecede, tv ekranından profesör bir kadın, sanki, özellikle feray’’a, şunları söylemiştir; ’“- MEZOPOTAMYA TOPRAKLARINDA BULUNAN, 150 KARPUZ ÇEŞİDİNDEN, BUGÜNE SADECE 30 TANESİ KALMIŞTIR. TOHUMLAR GİTGİDE YOK OLMAKTADIR!..’”
’…
yıl: 2005 / belgesel sonrası’…
bu bilgi üzerine, feray, kendi köyünde yaptığı küçük araştırmada, 50 çeşit, kaybolmaya yüz tutmuş, meyve ve sebze tohumu olduğunu öğrenir. çevre köylere yaptığı gezilerde de aynı sonuçla karşılaşır. köyden iki-üç arkadaşıyla gittiği TİRE PAZARINDA; VAŞİNKTON KARPUZ VE KILÇIKLI AYŞE KADIN TOHUMLARIYLA KARŞILAŞINCA, ÇOOOK MUTLU OLUR. (feray karapınar, türkiye’’nin jamie oliver’’ı mı, yoksa?)
feray, artık kararını vermiştir; karpuz çekirdeğinden gemiler yapacak, yok olmakta olan çeşitlerin tohumlarını bu gemiye toplayacak ve çoğalabilmeleri için de, ya dikecek ya da dağıtacaktır!.. feray’’ın öncelikli hedefi; organik şeyler yemek iken, konu üzerinde derinleştikçe; ’“çocuklar ileride ne yiyecek!.. çiftçi ileride hangi tohumu ekecek!..’” noktasına varmıştır.
2005 yılının sonunda, feray; cevdet önder, arif şen, bahri uyar, yaşar özcan önderliğinde, EMANETÇİLER DERNEĞİ’’ni kurar. Izmir merkezli bu dernekte, istanbul ve balıkesir ayakları da oluşturulur. istanbul; konunun akademik tarafı ile ilgilenirken, izmir ve balıkesir ise; tohum istasyonları oluşturma görevini almıştır. ilk yıl, bütün tohumlar, neredeyse ücretsiz temin edilmiş, köy köy tohum aranırken; yol, yemek ve barınma gibi masraflar kendi ceplerinden karşılanmıştır. aradan geçen iki yılın sonunda, bir ayrışma yaşanmış, karaot köyü, istanbul ve balıkesir grubundan ayrılmıştır. (bugün, hãlã tohum alışverişi devam etmektedir)
2007 yılında, KARAOT KÖYÜ TOHUM DERNEĞİ kurulur, feray, yine genel sekreter adıyla, aslında bu projenin başını çekmektedir. köyde ne internet ne de bu konuda eğitimli bir insan vardır!.. uluslararası gündemi yakalayacak ve akademik kanadı oluşturabilecek birine ulaşabilmek umuduyla, ’‘GDO’’ya HAYIR PLATFORMU’’na ve ’‘EGEÇEP’’e (ege çevre ve kültür platformu) üye olurlar.


’“ sohbete eşlik eden, geleneksel kabak ve sadece bu yöreye has olan; dağtekke patlıcanı tohumlukları’…’”
2008 yılının başında, dernek, köyün kahvesini mekan olarak kullanarak, 30 profesörün katılımıyla, GDO hakkında, çiftçiyi ve köylüyü bilgilendirici seminerler düzenleyerek, ilk büyük etkinliğini gerçekleştirmiş olur. bu bilgilenme/bilinçlendirme turları, çevre köyler başta olmak üzere, dağ köylerini, partileri, sendikaları, kaymakamlıkları, seyyar kasap ve sütçüleri, ziraat odası delegelerini ve üniversiteden öğretim görevlilerini de kapsayarak, yılmadan devam eder. aslında, yılmaları için pek çok neden oluşmaya başlamıştır. çoğu yerde, bırakın tohum vermeyi, su bile içirmemişlerdir.
tohumu saklama koşulları uygun olmadığı için, toplanan tohumlar hemen ekilmiş, çıkan ürünlerden elde edilen tohumlar ise, daha çok alana ekilebilsin diye; çiftçilere / yazlıkçılara / hobi bahçelerine ve balkonda sebze yetiştirenlere, ücretsiz olarak dağıtılmıştır. kktd*nin tek bir arzusu vardır: ilk yıl, verilen kadar tohumdan elde edilen ürün tohumunun, derneğe geri verilmesidir!..
tohum alan herkes, iyi niyetle tohum hasatlarını dernekle paylaşmıştır. fakat, bilinmeyen ve beklenmeyen bir şey gerçekleşir. YAN BAHÇELERDEKİ F1*LERLE TOZLAŞAN TOHUMLAR (melezleştiğinden) KULLANILAMAZ HALE GELDİĞİ İÇİN, YOK EDİLMEK ZORUNDA KALIR.
2.5 yıllık emek çöpe atılmıştır. bu durum, onlara, işin genetik tarafını daha iyi bilmeleri gerektiğini, kötü bir şekilde öğretmiştir. bunun için istanbul’’a giderler. kendisiyle hiç yüzyüze görüşemeselerde, yıldız teknik üniversitesi hocalarından, prof. dr. şeminur topal’’dan, internet aracılığıyla çok yardım alırlar. istanbul’’da, ’“TOHUM YAŞAMDIR, PATENTLENEMEZ!..’” adlı, katıldıkları seminerden çok şey öğrenerek ayrılırlar.
’…
yıl: 2010 / bugünlerde’…
kktd, kişisel harcamalarla bugüne kadar 517 köy gezmiş ve yaşatılmış, bugün ise; derneğin çok desteğe ihtiyacı var!.. hiçbir geliri olmayan dernek, parasızlıktan internet bağlantısını bile kesmek zorunda kalmıştır. dernek, tohum alışverişlerinden, pek çok derneğin yaptığı gibi, gelir elde etme yoluna gitse, belki bu durumu yaşamayacaktır!.. ancak, onlar yel değirmenlerinin rüzgarına kendini kaptırmış, don kişot misali, bu işe gönül ve para vermişler, bu işten para kazanmayı hiç düşlememişlerdir!.. öyle ki, dernek tüzüğüne, ’‘TOHUM PARA İLE SATILAMAZ!..’’ diye bir madde ekleyecek kadar!!!
’…
feray’’ın bugünlerde yeni bir telaşı var! kktd, ikinci büyük organizasyonunu yaşıyor: ’“TORBALI TOHUM ve TARIM ŞENLİĞİ’”. şenlik; 29 eylül çarşamba günü (9.00-12.30) torbalı’’da; torbalı belediyesi, karaot köyü tohum derneği, slowfood çeşme-alaçatı birliği, çevre köyler ve izmir çiftçi platformu’’nun katılımlarıyla gerçekleşecek.
’…
lütfen, kktd’’ye destek vermek, bilgi ve ücretsiz yerel tohum almak için, torbalı kapalı pazar yerindeki bu etkinliğe gidin ve feray’’ı bulun!.. geleneksel tohumların niçin yok olmaması gerektiğini ve f1’’lerin hayatımıza neler getirdiğini, çiftçilerden neler götürdüğünü, bir de feray’’dan dinleyin. garanti veriyorum ki, öğrendikçe üzülecek ve hatta ürkeceksiniz. BU, GERÇEK OLMADIĞINI BİLEREK, RAHATÇA İZLEYEBİLECEĞİMİZ BİR KORKU FİLMİ DEĞİL ASLINDA!.. SENARYOSUNU F1 TOHUM ÜRETİCİLERİNİN YAZDIĞI, TÜRKİYE’’NİN / ÇİFTÇİLERİN VE BİZ TÜKETİCİLERİN DE YEDİĞİ, BİR SENARYO BU!.. BİZE, AFİYET OLMAYACAK!.. nedenini, okuyun araştırın ya da en iyisi tohum şenliğine gidin, bi feray’’ı dinleyin’… lütfen, feray’’ın da yan bahçelerden olumsuz genler alarak melezleşmesine izin vermeyin!..
’…
* f1: konsantre bilgi olarak, feray’’ın f1 ve geleneksel tohumlar üzerine verdiği bilgileri paylaşmak istiyorum. f1(hibrit) ’’ler; göreceli olarak, yerel tohumlara göre verimi yüksek olabilir. fakat f1’’ler, daha çok su ister, hastalık ve böceklere karşı da dayanıksızdırlar. ilk yıllarda, bu tohumlarla verimlilik yüksek gibi görünse de, sonraki yıllarda; ilaç / gübre / tohum / işçilik gibi maliyetlerle çiftçiyi bağımlı hale getirirler. f1’’ler de; raf ömrünü uzatmak, rengi-şekli-kokusuyla oynayabilmek, zararlıya karşı antibiyotik verebilmek için; tohumun genetiğinden bir şeyleri çıkartmak zorurdadırlar. tohumdan en çok; besin değerleri, mineral, vitamin ve çiftçiye bağımlılık yaratması için, üreme genleri çıkarılmaktadır. f1’’ler patentli olmalarına rağmen, gelecek için ne beslenme ne de sağlık açısından %100 netlik içeren bir veriye sahiptirler. f1’’ler, organik tarıma ve çiftçiye bir darbedir!.. yeni tohum yasamız, (D (farklı) U (birörnek) S (kararlı) denilen kurallar) çeşit olmayan bitkilerin tohumunun satılmasına engel getirmiştir. bazı yerel tohumlar çeşit özelliği göstermez. yerel tohumların bir kısmı zaten çeşit değil, köy popülasyonudur. tohum / fide satabilmek için, sadece güçlü şirketlerin yerine getirebileceği koşullar ileri sürülmektedir. kısaca: şirketler kendi istedikleri gibi bir tohum yasası hazırlatmışlardır. daha detaylı ve bilimsel veriler alabilmek için, şenliğe de katılacak olan, prof. dr. tayfun özkaya’’yı dinlememizde fayda var, diye düşünüyorum!..
** kktd: karaot köyü tohum derneği*** daha fazla bilgi / destek için; feray karapınar (0.536.693 31 80 / [email protected])