Yoksulların mahallelerinden gönderilmesini sağlayan projenin adı; kentsel dönüşüm. Ya da kent yoksullarının tehciri…

Dünya sistemi kapitalizmin metropollerinde süren amansız rekabetin yıkıcı etkileri ve küresel düzenin yarattığı yoksulluk ve yoksunluğun ürkütücü tablosu, bir virüs darbesiyle daha görünür hale geldi.

Geçtiğimiz yıllarda, Covid-19 salgını koşullarında sosyoekonomik çöküşün acil servise kaldırılmasıyla gördük ki yaşadığımız hayat “virüs ipliğine” bağlıymış. Böyle ağır sosyoekonomik krizler eskiden karakolda, kışlada falan biterdi; şimdi acilde bitiyor. Gerçi, bitiyor mu, bastırılıyor mu, orası da belli değil.

Kitlesel tüketimin karşı konulamaz çekiciliği hepimizi tüketim mabetlerine tıkış tıkış doldururken çocuklar gibi şendik…

Kitlesel üretim, kitlesel tüketim, globalizasyon, iletişim ve bilişim devrimleriyle küçülen Dünya, marka fetişizmi, turizm yapmak adına yeryüzünün en ücra köşelerine süren saldırı, görüntü ve gürültüde ifadesini bulan gündelik hayat; bütün bunlar yerini bir anda sessizliğe, ıssız sokaklara, bomboş eğlence ve alışveriş mekânlarına bırakınca, yeni hayata geçiş provası mı, diye düşündük. Evet, yakın gelecekte hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı…

Uzun sözün kısası, pandemi eşliğinde hayatımıza giren yeni normlar geçici değildi. Ve dönüşerek kalıcı hale geldi.

Sağlıkta ortaya çıkan kriz, dengeden çıkan sistem, iklim krizi, ekolojik çöküş ve bu kriz sarmalının işaret ettiği uygarlık krizi… Anlamak gerek, bir çağ kapanıyor.

Gerçek yürüyor; hayatı savunmaya mahallelerden başlamak bir zaruret.

İşçi sınıfı, yapay zekâ marifetiyle ortadan kalkıyor. Kentlerde işçi mahallelerine ihtiyaç kalmadı. Bu nedenle, kentsel dönüşüm adı altında, kent yoksullarının tehciri, şehre uzak yerlere inşa edilmiş beton yığınlarında istif edilmesi için düğmeye basıldı bile. İhtiyaç fazlası insan şehirlerden sürülecek.

Bu insanlık dışı uygulama karşısında kent yoksulları olarak kategorize edilen yeni sınıf savunmasız.

Ancak salgın günlerinde görüldü ki en etkili dayanışma alanı, mahalleler. Mahalleler, yoksulların hayata tutunmak için belki de son direnç noktası.

Sisteme direniş, mahalleleri savunmakla mümkün olacak. Yoksa, kentsel dönüşümle başlayan yoksulların tehciri, şehirde yoksul bırakmayacak.