1990'ların kapkaranlık günlerini yaşıyorduk.
Faili meçhuller, siyasi cinayetler, özel örgütler, Tansu Çillerler, Mehmet Ağarlar…
Haftalık haber-yorum dergisi SÖZ'ün Sıraselviler Billurcu Sokak'taki binasının merdivenlerinden çıkarken, kiminle, kimlerle karşılaşacağımı bilmiyordum.
İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nün heveskar öğrencilerinden biriydim yalnızca.
İki oda bir salondan oluşan daireye girdiğimde en soldaki odadan çıkan otuzlu yaşlardaki adamın genel yayın yönetmeni, adının da Merdan Yanardağ olduğunu sonradan öğrenecektim.
Sonra kendimi SÖZ dergisinin kadrosu içinde buldum.
Ufak tefek çiziktirmeler, kanat alıştırmaları, acemilikler…
Bir yayın organında imzamın ilk görülüşü işte o dönemdedir.
Sonra yıllar girdi araya…
Yollar…
Kentler…
Birkaç kez görüşebildik o arada derede Merdan Yanardağ ile…
soL Portal'da ben perşembeleri, Merdan Abi cumaları yazıyordu…
2000'lerin sonları da böyle böyle geçip gitti.
Başka şehirlerde, ama hep birbirimizin varlığını bilerek, duyarak, hissederek.
26 Ekim 2008'de Ergenekon davasından Merdan Abi'nin gözaltına alındığını işittiğimde bir yumru saplanmıştı göğsüme. 48 saat sonra –tutuksuz yargılanmak üzere- serbest bırakılınca, öyle rahatlamıştım.
Sonra bir gün bir televizyonda mı, bir gazetede mi ne, bir reklam gördüm: YURT gazetesi çıkıyordu.
Altında o bilindik, o güvenilir, o sapasağlam imza: Merdan Yanardağ yönetiminde.
Heyecanlandım, sevindim, gönendim.
Yayınlandığı günden itibaren, habere, yoruma, analize susamış on binlerce insanla birlikte ben de okudum YURT'u.
Her geçen gün daha da alçaklaşan, aşağılıklaşan, hokkabazlaşan medya ortamına karşı bir itiraz olarak doğmuştu YURT besbelli.
Merdan Abi direksiyonda, diğer arkadaşlar görev yerlerinde.
Geçen yıl sonlarına doğru İstanbul'a gittim, yıllar sonra Merdan Abi'yle görüştüm. YURT'ta yer almak istediğimi söyledim.
'Elbette' dedi, 'İzmir bürosunu kuruyoruz, birlikte çalışalım.'
Sonra yanımda getirdiğim 'Operasyon Partisi: Bir ABD Projesi Olarak AKP' adlı kitabını uzattım imzalaması için.
'Sevgili Ahmet Çınar'a… Zaman ve uzaklıkların aşamadığı dostluklar için…' diye not düştü imzasının üstüne…
Yıllardan sonra yollarımız tekrar birleşmişti Merdan Abi'yle.
YURT gazetesi ve BAĞIMSIZ dergisi çatısı altında birlikte çalışmaya başladık.
***
Dün, Silivri Engizisyonu'ndan çıkan kararları beklerken, zihnimin bir yanı Merdan Abi'yle ilgili kararı bekliyordu.
Tutuklama kararıyla beraber çıkageldi 12 yıl!
Ergenekon tertibinin ipliğini pazara çıkaran Merdan Yanardağ'a böyle bir ceza verilmesi, onun büyük bir kin, bitip tükenmez bir nefretle 12 yıla mahkûm edilmesi, sadece ve sadece intikam duygusuyla açıklanabilirdi.
Destek Yayınları'ndan çıkan ve kısa sürede üç baskı yapan 'ABD-AKP-Cemaat Projesi: Ergenekon Darbesi' adlı kitapta, bu alçak tertibin iç yüzünü çatır çatır yazan Merdan Yanardağ'a vermeyeceklerdi de, kime vereceklerdi 12 yılı!
'Kuşatılan Türkiye' adlı kitabında, Fethullah Gülen hareketinin perde arkasını müthiş bir gazetecilik başarısıyla ortaya koyan Merdan Yanardağ'a madalya takacak halleri yoktu ya!
Kısa sürede 70 bin satışa ulaşan muhalif-bağımsız-halk gazetesi YURT'ta Tayyip'in yalanlarını her gün suratına çarpan bir gazetenin yayın yönetmenine ceza vermeyeceklerdi de, Kenan Evren'e mi vereceklerdi!
***
ABD-AKP-Cemaat ortak projesi olan Ergenekon Darbesi, Amerikancı bir örtülü darbeyle iktidara gelen AKP-Cemaat koalisyonunun, rejimi daha da gerici-Amerikancı-piyasacı bir ılımlı İslam cumhuriyetine dönüştürme mekanizmasıdır.
Ergenekon düzeneği, bu coğrafyadaki yaklaşık 200 yıllık aydınlanma ve ilerleme geleneğinden rövanş alma operasyonudur.
O nedenle Silivri'de kurulan engizisyon mahkemesinden çıkan tüm mahkûmiyet kararlarına tüm gücümüzle karşı çıkmak, itiraz etmek zorundayız.
Bu bir insanlık, yurtseverlik görevidir.
O kararlar geçersizdir, hükümsüzdür!
Çünkü Silivri Mahkemesi bir mahkeme değildir, AKP diktatörlüğünün inşa sürecidir.
Oradan çıkan kararlar, AKP'nin ömrü kadardır!
Tüm o hükümler ve kararlar, AKP'yle birlikte yıkılacaktır. YIKILMALIDIR!
***
Yaşamı boyunca korkmadan, susmadan, boyun eğmeden gazetecilik yapmaktan başka hiçbir suçu olmayan Merdan Yanardağ'a bin selam…