Yarım asıra yakın üzerinde yaşadığımız, bol oksijenini soluduğumuz, suyunu içtiğimiz, yaşamımızı sürdürdüğümüz bu güzel toprakların sevdalısıyız.’¶ 8 bin yıllık efsane kentin sevapları günahlarıyla her zerresini içinde soluyoruz. Ancak asla bir İzmir şovenisti değiliz. Üstelik her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanan, ay-yıldızın gölgesinde sonsuzluğa uzanmasını dilediğimiz, güzel yurdumuzun her köşesini de bir ayrı seviyoruz. Yani amacımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil.
Son dönemde özellikle sportif bağlamdaki bir takım gelişmeler, bazı sorgulamaları da beraberinde getiriyor. Bu her alanda kazık yemeye alıştığımızdan, bizde bir paranoya mı yarattı, bilemiyoruz. Ama yine düşünüyoruz ve dilin kemiği yok, söylüyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu koşuldu. Yarışın uluslararası alanda iyi bir seviyeye geldiğini görmek hepimizi gururlandırdı. Üstelik Eurosport kanalıyla dünyanın her yerine de Türkiye’’nin tanıtımı yapıldı. Ancak 46. yıldır, ’“Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’’dir ileri’” diyen Ulu Önder Atatürk’’ün gölgesinde, Kordonboyu’’nda verilen start, bu kez Sultanahmet’’te göstermelik bir başlangıca dönüştürüldü. Bisikletçiler çeşitli ulaşım araçlarıyla İzmir’’i pas geçip, Kuşadası’’ndan yarışa başladı.
İzmir, kimleri, neden rahatsız etti?Anlayamadık. Yarışa yeni yeni etaplar eklenirken, bunlar bazı yandaş belediyelere armağan olarak mı sunuldu?O da kafamıza takıldı.
Gelelim futbola’…
İzmir geçmiş yıllarda bir çok kez kupa finaline ev sahipliği yapmıştı. Ancak son iki dönemde ev sahipliği yaptığı F.Bahçe ’– Beşiktaş maçlarında salt Türkiye’’ye değil Avrupa’’ya da örnek oluşturdu. En gerilimli dönemlerde maç öncesinde Kordonboyu’’ndaki dostluk tablosu akıllardan silinmedi.
İnsanlara sadece 90 dakikalık bir heyecan değil, turistik bir keyif, güzel bir seyahat olanağı yaratan İzmir, finalist takımlar F.Bahçe ve Trabzonspor taraftarları açısından da büyük bir kolaylık sağlamışken, neden bu kez kupa finalinden mahrum edildi?
Şanlıurfa Belediye Başkanı Fakıbaba’’nın büyük bir iyi niyetle, Anadolu konukseverliği ile yaptığı ’“Otelimiz yok ama gelin sizleri evlerimizde yatıralım’” çağrısı görsel ve yazılı medyada yer aldı ve uygulamaya da geçildi. Bir televizyon sunucusunun da ’“Şanlıurfa’’da bu mevsimde yıldızların altında da uyunur’” diyerek espriyi patlatması düşündürücüydü. Bu durum 2016 adaylığı sürecinde Türkiye’’nin imajını uluslararası arenada nereden alıp nereye taşıyor?Düşünmek gerek değil mi?
Bunlar hemen aklımıza geliveren iki basit örnekti.
Cumhuriyet tarihinin en görkemli ve başarılı spor organizasyonu Üniversiteler Olimpiyatı, ’“Universiad’” a ev sahipliği yapan ve FISU tarafından da övgü alan, ayrıca tüm ulusal ve uluslararası federasyonların gözdesi olan İzmir bilinçli olarak, yavaş yavaş dışlanıyor mu?
Dedik ya, paranoyak olabiliriz. Ama yine de merak ediyoruz.