CHP'nin son Gündoğdu mitingi sonrası gündem yine İzmir! Her İzmir mitingi sonrası AKP ve CHP arasında bir tartışma mutlaka yaşanıyor. Malumunuz tartışma; Cumhuriyet mitinglerinin İzmir ayağıyla başlamış ve meydandaki 'kafa sayısına' endekslenmişti.
O günden bu yana hararet hiç eksilmedi. Meydan doldu dolmadı, kenarda biraz boşluk vardı, kameralar yanlış açıdan aldı, objektifler yanılttı vs. Her miting sonrası nitelik yok sayılarak, metrekareye kaç kişi düştüğünün peşine düşüldü.
Bugün de durum dünden farklı değil. Dolayısıyla bilmem kaçıncı Gündoğdu 'meydan savaşının' galibi, fotoğraf kareleri ve kamera kayıtlarının incelenmesinden sonra belirlenecek. İçerik ve nitelik her zamanki gibi tartışma dışı.
Kuşkusuz her parti için mitinge katılanların sayısı önemlidir ancak bu tartışmada İzmir'in yeri ayrı! Çünkü İzmir başka… İzmir farklı…
İzmir CHP'ye göre 'Cumhuriyeti ve kazanımlarını' temsil ediyor. O yüzden 'savunmanın bel kemiği'. Seçmene verdiği mesajlar da bu doğrultuda oluşuyor. CHP her seçimde İzmir'in 'farklı' yaşam tarzını ön plana çıkartarak savunmayı onun önünde kuruyor. Nedense bu yapılırken de, partililere verilen 'cami cemaatiyle kucaklaşma' telkinini unutur!
İzmir'de 'balık, roka, rakı' savunma bloğunun vazgeçilmez üçgeniyken, İstanbul'un Eyüp sırtlarında bu kara çarşaflılara gururla takılan CHP rozetine dönüşüyor! Bu taktikle Eyüp'de belki başarısız CHP ancak, İzmir'in denize nazır semtlerinde oldukça başarılı. Çünkü onlar yaşam tarzlarına müdahale edileceğinden kaygılılar!
AKP'ye göre ise İzmir mutlaka fetih edilmesi gereken bir 'kale'… Sanırım AKP, İzmir'i 'almayı' rakibi kendi sahasında hezimete uğratmak gibi görüyor. Bir türlü 'teslim alınamayan' İzmir var oldukça da seçim zaferlerini eksik kabul ediyor. AKP'nin 2002'den bu yana yaşadığı seçim zaferlerinin bir anlamda taçlandırmasının adı İzmir…
Bunun için de AKP İzmir'i almak için var gücüyle 'yükleniyor'. Son genel seçimlerde çok akılcı bir hamle yaptı. Binali Yıldırım ve Ertuğrul Günay'ı İzmir'e kaydırdı. Sosyal Demokrat geçmişiyle Günay İzmir'le bütünleşti. Bir siyasiden çok 'mahallenin ağır abisi' edasıyla Yıldırım seçmene güven verdi. AKP'ye sadece akıllı hamlesinin meyvelerini toplamak kaldı.
Benim anlamadığım AKP İzmir'de bu kadar pozitif bir hava yakalamışken, CHP'nin üzerine neden hala Büyükşehir Belediyesinden gitmeye çalıştığı?
Müfettiş ve vergi denetçilerinin yaptığı soruşturmaların taciz boyutuna vardığından ve yapılan operasyonla ilgili iddianamenin aylardır bir türlü yazılmamasından şikayetçi Kocaoğlu. Bu uygulama başka ne anlama gelir?
İzmirli seçmen Büyükşehir Belediyesini yönetmeye Aziz Kocaoğlu'nu layık görmüştür ve bunu CHP'ye rağmen, dönemin Genel Başkanı Baykal'a rağmen yapmıştır. Kendi adayını kendi belirlemiştir İzmir. En azından benim algım bu şekilde.
Bu yüzden seçmenin Büyükşehir Belediyesinde yaşanan gelişmeleri 'kendisine yapılmış saldırı' olarak algılama olasılığı yüksek. Bu da AKP'nin kendi yaptığı duvarları kendisinin yıkması anlamına geliyor. Bir nevi 'kendi ayağına sıkmak' yani…
CHP'nin İzmir mitinginin içeriği, sayısal boyut kulvarına çekilerek 'kayıkçı kavgasına' dönüştürülmesi de belki bu yüzdendir.