EGEDESONSÖZ - İzmir Barosu, 2025 yılında Gana uyruklu Michael Adufu’nun adliyeden hastaneye, ardından cezaevine uzanan süreçte yaşamını yitirmesiyle ilgili iddiaları hatırlatarak, kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararı eleştirdi. Baro, Adufu’nun ölümünde sorumlu olan yetkililer hakkında etkin soruşturma yapılmamasını 'skandal' olarak nitelendirdi.

Baro tarafından yapılan açıklamada, Adufu’nun 8 ay Geri Gönderme Merkezi’nde tutulduktan sonra serbest bırakıldığı, 5-7 Mayıs 2025’te Alsancak Devlet Hastanesi acil servisine başvurduğu ancak 7 Mayıs’ta “mala zarar verme” iddiasıyla gözaltına alındığı hatırlatıldı. Adufu’nun adliyeye getirilme sürecinde belden aşağısının siyah çöp poşetine sarılı olduğu, tekerlekli sandalyede hareket etmekte zorlandığı ve idrak yeteneğinin bulunmadığı tespit edilmişti. Buna rağmen ifadesi alınarak, Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Baro, açıklamasında şunları vurguladı:

  • Adufu, cezaevine getirilirken bilinci kapalıydı ve derhal ambulansla İzmir Şehir Hastanesi’ne sevk edilmişti.

  • 14 Mayıs 2025’te, sağlık sorunları nedeniyle tahliyesi kararlaştırılmış; ancak tüberküloza bağlı beyin enfeksiyonu sonucu 21 Mayıs’ta beyin ölümü gerçekleşmiş ve 23 Mayıs’ta hayatını kaybetmişti.

  • Baro, doktorların, polislerin, savcıların ve hakimin sorumluluklarıyla ilgili ciddi sorular olduğunu, ancak kovuşturmaya yer olmadığı kararının tüm bu soruları yanıtsız bıraktığını belirtti.

Açıklamada, Adufu’nun gözaltına alınması, adliyeye sevki ve tutuklanması sürecinde yaşanan insan hakları ihlalleri detaylandırılarak, yetkililer hakkında adli ve idari soruşturma yapılmamasının hukuka ve vicdana aykırı olduğu ifade edildi.

İzmir Barosu, bu dosyanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı tüm yasal yolları kullanacaklarını ve ülkenin yeni Adufular ülkesi olmaması için mücadele edeceklerini duyurdu.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

Değerli basın mensupları,

İzmir Barosu olarak 2025 yılı Kasım ayında gerçekleştirdiğimiz basın toplantısında Gana uyruklu Michael Adufu’nun adliyeden hastaneye, oradan cezaevine uzanan yolda hayatını kaybetmesi ile ilgili çok ciddi iddiaları gündeme getirmiş ve suç duyurusunda bulunmuştuk.

Yaşanan süreci kısaca hatırlatmak isteriz:

Michael Adufu, 8 ay Geri Gönderme Merkezi’nde kaldıktan sonra serbest bırakılmış, 5-7 Mayıs 2025 tarihinde Alsancak Devlet Hastanesi acil servisine aralıklarla başvuru yapmış, 7 Mayıs 2025’te Alsancak Devlet Hastanesi’nden “mala zarar verme” iddiası ile gözaltına alınarak Kantar Polis Merkezi Amirliği’ne götürülmüş, 1 günlük gözaltının ardından 8 Mayıs’ta İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca mevcutlu olarak adliyeye sevk edilmişti.

Adufu’nun adliyedeki işlemlerinde kendisinin avukatı olarak yer alan müdafii, Adufu’nunadliyeye getirildiğinde belden aşağısının siyah çöp poşetine sarılı olduğunu, tekerlekli sandalyede bulunduğunu, hareket etmekte ve sandalyede oturmakta zorlandığını, idrak yeteneğinin bulunmadığını tespit etmiş, bu durumu tutanaklara geçirtmiş ancak Adufu’nun ifadesi ‘numara yaptığı’ gerekçesiyle bu haldeyken alınmış ve kamu malına zarar verme suçundan tutuklanması talebiyle İzmir Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne belden aşağısı çöp poşetinde olacak şekilde ofis sandalyesi ile sevk edilmiş, durumu gören iki meslektaşımız müdahale etmesine rağmen bu muameleye son verilmemiş, durum tutanak altına alınmış ve İzmir Barosu Başkanlığı’na işkence ve kötü muameleye ilişkin başvuruda bulunulmuştu.

Sağlık kuruluşuna başvurup sağlık hizmeti almaya çalışan, 2 gün boyunca acil serviste tutulup buradan gözaltına alınan, kendisine sorulan sorulara tepki veremez, yürüyemez ve hatta oturamaz halde bulunan Adufu, çöp poşeti sarılı şekilde çıkarıldığı İzmir Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklanmış, hakimlikçe yapılan sorgusuna katılan müdafii, Adufu’nun sağlığının yerinde olmadığını ve bir sağlık kuruluşuna sevk edilmesini talep etmişse de müdafinin bu talebi Sulh Ceza Hakimince reddedilmiş ve İzmir T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderilmişti.

Baromuzunyaşananlara karşı İzmir T Tipi Kapalı İnfaz Kurumu’na giderek aldığı bilgide Adufu’nunceza infaz kurumuna getirildiğinde bilincinin kapalı olduğu, bu nedenle cezaevine girişi hiç yapılmadan derhal ambulans çağrılarak İzmir Şehir Hastanesi’ne sevk edildiği bildirilmişti.

Bilinci kapalı olarak 8 Mayıs 2025 tarihinde İzmir Şehir Hastanesi’ne götürülen Adufu hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 14 Mayıs 2025 tarihinde sağlık sorunları sebebiyle tahliye talep etmiş ve Adufu hakkında tahliye kararı verilmiş,bilinci kapalı vaziyette tedavi gören Adufu’ya tüberküloza bağlı beyin enfeksiyonu tanısı konulmuş, Michael Adufu’nun beyin ölümü 21 Mayıs 2025 tarihinde gerçekleşmiş, 23 Mayıs 2025 tarihinde ise Michael Adufu yaşamını yitirmişti.

DENEYAP Türkiye, geleceğin teknoloji yıldızlarını arıyor!
DENEYAP Türkiye, geleceğin teknoloji yıldızlarını arıyor!
İçeriği Görüntüle

Bir insanın bu şekilde yaşamını yitirmesi üzerine çok net, aydınlatılması çok kolay, titiz bir soruşturma ile gerçeklerin ortaya çıkabileceği sorularımız ise şunlardı:

1) 2 gün boyunca tedavi bekleyen Adufu’yu mala zarar verdiği iddiasıyla şikayet edip gözaltına alınmasına sebep olan doktor aynı zamanda gözaltı çıkışında Adufu’yu muayene edip herhangi bir sağlık problemine rastlamamıştır şeklindeki raporu neye dayanarak vermiştir? Yine aynı soruşturma dosyasında Kantar Polis Merkezi Amirliği’nde sorulan hiçbir soruya cevap veremeyecek halde bulunan Michael Adufu’nun “ifade vermek istemediği ve susma hakkını kullandığı” tutanaklara geçmiştir. Bu tutanak nasıl tutulabilmiştir?

2) Tıbbi destek almak için sağlık kuruluşuna başvuran Adufu etkin bir sağlık hizmetinden yaralanabildi mi? Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi’ne tedavi olmak için 5 Mayıs günü başvurup 8 Mayıs günü tüberküloza bağlı beyin enfeksiyonu sebebiyle bilinci kapanan ve neticesinde yaşamını yitiren Adufu’ya hangi sağlık işlemleri yapılmıştır? Hastane odasından gözaltına, gözaltından adliyeye, adliyeden cezaevine gönderilen Adufu talep ettiği sağlık hizmetinden yararlansaydı ölmeyebilir miydi?

3) Konuşamayan, tepki veremeyen, ayakta duramayan hatta oturamayan Adufu’nun polis merkezinde ve adliyede bulunduğu süre boyunca siyah poşet içinde insanlık onuruna aykırı şekilde taşıyan kolluk görevlileriyle ilgili herhangi bir adli ve idari işlem başlatıldı mı? İşkence suçunu işleyen kolluk görevlileri açığa alındı mı?

4) Aynı gün içinde bilinci bir daha açılmamak üzere kapanan Adufu’nun, sağlıklı tepki verememesine ve oturamamasına rağmen ifadesini alan, bu ifadeye dayanarak mala zarar verme suçlamasıyla tutuklama talebiyle sevk eden Cumhuriyet Savcısı ve müdafiinin sağlık kuruluşuna sevk edilmesi talebine rağmen bu şartlar altında sorgu yapıp hakkında tutuklama kararı veren Sulh Ceza Hakimi hakkında herhangi bir adli ve idari işlem başlatıldı mı? Anılan Cumhuriyet Savcısı ve Sulh Ceza Hakimi görevine devam etmekte mi?

Değerli basın mensupları,

Bu sorularımıza, Adufu’nun ölümünde kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararla yanıt verilmiş durumdadır. İnsanı ölüme götürecek derecede ilerlemiş olan tüberküloza karşı gerekli tıbbi müdahale yerine kolluk görevlilerine şikayette bulunan veyürüme yetisini kaybetmesine rağmen araçtan inmeyi reddetti diyerek gözaltı çıkış raporunu düzenleyen bir doktor,bilincini kaybeden kişinin ifadesini alan ve susma hakkını kullandı diye tutanak tutan polisler, yine aynı şekilde artık yürüme yetisini ve bilincini kaybederek idrarını tutamaz hale gelen kişiyi çöp poşetine geçiren kolluk,bilinci yerinde olmayan kişinin ifadesini alan ve o haldeki bir insanı mala zarar verme suçundan ölçüsüz bir şekilde tutuklayan hakim hakkında verilen takipsizlik kararı tek kelimeyle skandaldır, ülkemizde insan haklarının, yaşam hakkının en temel ihlallerinden birisidir. Bunca iddia, bunca delil, bunca tutanak, bunca şikayet varken hiçbir görevli/sorumlu hakkında herhangi bir iddianame düzenlenmemesi, bir şüphelinin dahi ifadesinin alınmaması, etkin bir soruşturma yapılmaması ne hukukla, ne vicdanla bağdaşmaktadır.

İzmir Barosu olarak bu ülkede yaşayan her canlının yaşam hakkını koruma ve geliştirme mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğimizi, bu dosyanın sonuna kadar takipçisi olacağımızı, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı tüm yasal yolları kullanacağımızı bildirir, bu ülkenin yeni Adufular ülkesi olmaması için tüm gücümüzle çalışacağımızı bir kez daha duyururuz.

İZMİR BAROSU BAŞKANLIĞI