İnternette günün haberlerini okurken, “Aldatılan kızın müthiş intikamı” başlıklı bir habere gözüm takıldı.’¶ Habere iliştirilmiş videoyu izlemeye başladım. En fazla 23 yaşında gösteren İzmirli F. adlı kız, kendisini en yakın kız arkadaşıyla aldattığını söylediği erkek arkadaşına hitaben bir video filmi kaydetmiş, kameranın karşısında konuşuyordu. "Eski sevgilime kapak olsun" başlıklı görüntülerde F, söze şöyle başlıyordu, "Bu fotoğrafta gördüğünüz benim eski erkek arkadaşım M. 2 yıllık bir ilişkimiz vardı. Ta ki B. denilen kaşarla beraber olana kadar. B. de bu arada benim en yakın kız arkadaşım. Öğrendim ki, bu arkadaşların ilişkisinin 2'inci ayları doluyormuş. Bunu kutlamaya hazırlanıyorlarmış. Ben de onlara bir hediye vermek istedim. O yüzden bu videoyu çekiyorum ve M. ile aramda özel olduğunu düşündüğüm bazı eşyaları internette satıyorum."
Genç kız bu videoyu Facebook'daki kişisel sayfasından yayınlamakla kalmamış, eski erkek arkadaşının kendisine hediye ettiği ipek geceliği, M.'in "çok özel" fotoğraflarının bulunduğu dijital fotoğraf makinasını ve tüm milli takıma imzalatılmış futbol topunu 1'er TL bedel ile açık attırmaya sunmuş. Gittigidiyor adlı sitede "İntikam" kodu ile önceki gün açık arttırmaya çıkan 3 ürün 5 saat içinde satılmış.
Aman ne iyi! Haberi, “müthiş intikam” başlığıyla servis eden meslektaşlarımı da kutluyorum. (!) F'nin videosu, hakaretlerle bitiyor. Bitiyor da siz bir süre duyduklarınıza inanamıyorsunuz. Bu nasıl bir ifşaattır, nasıl bir intikamdır ki, bir genç kız; yüzünü, adını saklamaya gerek duymadan, olaya konu diğer kişileri isimleriyle zikrederek, açılabilecek herhangi bir davayı göze alarak bu kadar rahat konuşup, hakaretler yağdırıp, kendince zekice sözde bir intikam alıyor. İnternetin amacı dışında kullanılmasının başımıza ördüğü çoraplar bakalım daha ne kadar uzayacak.
Bu haberde umarım bu haliyle kalır. Çünkü, internetteki görüntülerden haber, öykü, tv malzemesi çıkarmaya çalışan o kadar çok meslektaşım var ki, yarın öbür gün; bu kız, eski erkek arkadaşı, sabah programlarına, talk showlara çıkıp konuşmaya başlar, biz o haklı, bu haklı diye tartışırız, belki de şarkı türkü bile söylemeye, sanatçı diye ortalarda dolaşmaya başlarlar diye korkuyorum.
Çok değil, 30 yıl önce televizyon evlere ilk girdiğinde “nasıl oluyor da bunca adam bu küçücük kutunun içine sığıyor” şaşkınlığını yaşayan Türk toplumunun bilgisayar ve internet teknolojisine ışık hızıyla adaptasyonu gerçekten hayret verici. O internet ki, hayatımızı bilgiye ulaşım ve iletişim anlamında kolaylaştırdıysa da, nice yuvalar yıktı, nice gençlerin hayatını söndürdü ve söndürüyor. Amerikalı J.C.R. Licklider, bilgisayarların birbirleri ile 'konuşmasını' yani interneti icat ederken, kullanım alanının bu denli yaygınlaşacağını, sosyal açıdan insanları etkisi altına alacağını tahmin edememiştir.
Özellikle Türkiye'de internet, kim ne derse desin öncelikle özel hayatları ardından toplumu değiştirdi. Takma bir isim arkasına sığınan binlerce insan sanal sandıkları ortamlarda gerçek tecrübeler edindi. Bu maskeli balovari ortam sanaldı ama konuşanlar gerçekti. Söylenenlerin çoğu yalan çıktı, özellikle büyükşehir kalabalığında yalnızlaşan kadın, erkek bilerce kişi aldandı, aldattı. Kızlarının gazozuna ilaç atılması anne korkusu olmakta çıktı. Yeni tehdit, türlü tuzakların kurulduğu haberleriyle her gün gazetelerde, televizyonlarda bahsedilen internetti. Evlere bilgisayar alınması ve internet bağlatılmasıyla ilgili anne babalar ve gençler arasında kavgalar yaşandı. Çoğu evli kadın, kocalarının işten gelir gelmez bilgisayarın başına oturmasına önce bir anlam veremedi, ardından sanal başlayıp gerçeğe dönüşen aldatılmalarına dayanamayıp boşandı. İtiraflar, arkadaşlık siteleri, bloglar ve msn devri başladığında, iş çığırından çıktı.
Eskiden bilgisayar başında vakit geçirenlere asosyal denir, bilgisayarın insanları birbirinden uzaklaştırdığı söylenirdi. Şimdilerde bir yakınlaştık, bir yakınlaştık ki bilgisayarı ve interneti hayatımızdan çıkaramıyor, cep telefonlarımıza sokuyoruz. Tabii, sütten ağzı yananlar, yoğurdu üflemiyor değil. İnternet ortamında bilgi güvenliği uyarılarıyla birlikte daha temkinli hale geldik. Ancak, gençlerimiz maalesef internetle yatıp kalkıyor, hayatlarını, görüntülerini ifşa etmekten çekinmiyorlar. Bu konuda başta aileler olmak üzere herkes özeleştirisini yapmalı diye düşünüyorum.