Pazar gününün rehavetiyle koltuğa gömülmüş, elimdeki kitapla vedalaşmaya çalışırken, bir yandan göz ucuyla CNN Türk'teki Ankara Günlüğü'ne takılıyorum.
Hande Fırat, Hüseyin Yayman ve Utku Çakırözer'in sorularını sakin üslubuyla yanıtlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç var ekranda.
Bağırışsız çağırışsız, seviyeli tonda sürüp giden sorular/yanıtlar arasında, yolsuzluklarla ilgili konuşurken, Haluk Koç, Kamu İhale Yasası'nın defalarca değiştirilmesine dikkat çekiyor. Yayman, 'kaç kez? 10 kez galiba' diyor; Koç, 'çok daha fazlası' diye ekliyor ama kaç kez olduğuyla ilgili net rakam veremiyor.
Konuşmalar sürüp giderken, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer, bir ara araya girip şöyle diyor:
'Merak edip google'a girdim siz konuşurken. Kamu İhale Yasası, 11 yılda 164 kez değişmiş. CHP'nin bir araştırması var mı ulaşamadım ama MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan araştırmasının sonucu böyle açıklamış basın toplantısında.'
Ağzım açık, ekrana bakakalıyorum…
'Türkiye'de bugün iktidarın bazı bakanları, bu devletin memurları tarafından suçüstü yakalanmıştır. Sanki biz yakalanmışız gibi neredeyse bizi suçlayacaklar. Dünyanın hangi ülkesinde bir kanun 11 yıl içinde 164 defa değiştirilir? AKP eliyle Kamu İhale Yasası'na tam 164 defa müdahale edilmiştir. Kamu İhale Yasası'nda doğrudan 26 sefer, diğer özel yasalarla 56, kararnamelerle 82 defa olmak üzere 164 kez değişiklik yapıldı. Bu müdahaleler, harcanan her kuruşu, yapılan her ihaleyi tartışmalı hale getirmiştir. Kamu İhale Yasası, bu haliyle rüşvetin ve yolsuzluğun önünü açmaktadır. Mesela, kentsel dönüşüm ihaleleri, Kamu İhale Yasası'nın dışında tutulmuştur. Bu yasaya yönelik her müdahaleye itiraz ettik. Fakat AKP grubunun çoğunluğu, aslında neye 'evet' dediklerini bilmeden ellerini kaldırdılar' diyen Celal Adan'ın sözlerine itiraz etmek ne mümkün? 'Hey maaşallah!' dememek, 11 yıldır Meclis'in neredeyse sadece bu kanunla yatıp kalktığını düşünmemek ne mümkün? 'Kanun yazımında ve kabulünde sergilenen bu 'kararsızlığın' nedeni nedir? Hadi diyelim kanunun ilk halinde –olmadı ikinci halinde- bazı hükümleri koymayı unuttun ve bunları eklemek icabetti. Peki ya geriye kalan 162 değişikliğin nedeni nedir?' diye sormamak? Ne mümkün!
Ecevit Hükümeti döneminde, AB direktifleri doğrultusunda 'kamu ihalelerinde denetim ve kontrol amacıyla' çıkarılan yasada sadece 6 istisnai konu varken, bugün 60 ayrı muafiyetin varlığına ne demeli ya? Doğrudan alımların 2009'da 4.8 milyar lira, 2010'da 5.8 milyar lira, 2011'de (yüzde 188 artarak) 17 milyar lira, 2013'te 30 milyar lira olmasına… Ne demeli?
En çok değişlik yapılan yasa rekorunun her yıl kırılarak egale edilmesinin, kamu alımlarında açık olmayan ihale yöntemlerinin seçilmesinin AB İlerleme Raporu'nda yer bulması, ihale mevzuatının hala AB müktesebatına uyumlu hale getirilmediğine dikkat çekilerek 'KİK'in siyasi bağımsızlığı ile ilgili endişeler artmıştır. Kamu alımları da şeffaf değil' denilmesi hükümetin umurunda değil. Muhalefetin eleştirileri desen, sinek vızıltısı. Hatta, tüm bu olanların, yaşananların suçlusu da sorumlusu da onlar!
Bunca pis kokuya, çuvala sığmayan mızraklara rağmen, Başbakan'ın hala 'mağdurum mağdur' türküsü çığırması, onu örnek alan kabinesinin bu türküye vokal yapması, yerel yönetimlere talip adayların 'biz işimize bakalım' diyerek dikkatleri projelere yönlendirmeye çalışması çabaları karşısında… İnsan ne diyeceğini bilemiyor hakikaten.
Genelde hal böyleyken, yerel de aynı düdüğü öttürüyor haliyle…
FATİH projesi kapsamındaki alımlar, Marmaray, Meclis'e ait tarihi köşkler, demiryolları, 3. köprü ve hızlı tren ihaleleri, BOTAŞ alımları, MİT, MASAK spor federasyonları, kömür dağıtımı için yapılacak ihaleler, TOKİ eliyle kentsel dönüşüm gibi çok sayıda işlem ve kurum KİK kapsamı dışındayken, İzmir'in değerli AKP milletvekillerinden Aydın Şengül'ün, kalkıp şöyle bir ithamda bulunabilmesi karşısında insan mecalsiz kalıyor mesela.
Sayın Şengül Bayraklı'da partisinin bir toplantısında, 'Bayraklı'da sorun çok. Kentsel dönüşüm ile ilgili sorunlar var, hepsini çok iyi biliyoruz. Sosyal belediyecilik diyorlar, kentsel dönüşüm yapacağız diyorlar. Arka planda hazırladıkları rant projelerinden vatandaşın haberi yok. Çok net söyleyeyim, ancak yüzlerine bulaştırırlar. Kimseye sormadan gerekli araştırmayı yapmadan arka planda hazırlıyorlar ve daha sonra da vatandaşa dikta etmeye çalışıyorlar. Vatandaşın derdi nedir kaç katlı binası vardır, borcu var mıdır yok mudur, rızası var mıdır yok mudur demeden kentsel dönüşüm yapmaya çalışıyorlar. Rıza göstermeyeni ise kamulaştırma yapacağım diye tehdit ediyorlar. Kardeşim kamulaştırmazsın. Vatandaşın rızası olmadan bir çivisini dahi sökemezsin. Teminatı biziz. Dönüşüm olacaksa beraber yapacağız. Teminatı Bayraklı Belediye Başkanı adayımız İsmail Sarı'dır, Büyükşehir adayımız Binali Yıldırım'dır, milletvekili olarak bizleriz. Dolayısı ile hükümettir. Bir kez daha söylüyorum, rantın tek sahibi halk olacak.' gibi 'vay be' dedirtecek cümleler kurabiliyor. 'Garantisi, güvencesi biziz' diyerek AKP'yi, adaylarını referans gösterebiliyor.
Evsahibi bastırmak böyle bir şey olmalı…
Daha ileri/kapsamlı bir yorumu da tıp doktorları, sosyologlar yaparlar herhalde.
'Pes dedirten' bu ruh halinin çözümlenişini, pişmişliğin bilimsel analizlerini çok yakın bir gelecekte okur bilgileriniz umarım.