Mucize kurtuluş’… İzmir Karataş'tan ülke gündemine açılan pencerenin adı buydu’… Ulusal basın feci olayı bu ifadelerle manşetlerine taşıdı. 21 yaşındaki genç kız geçirdiği anlık tramvayla kendini o pencerede bulmuş, hayati kararın eşiğinde savruluyordu.’¶
Görüntüyü izler izlemez anladık ki asıl çaresizlik onun yüzündeki ifade değil, durduğu pencerenin altındaki fotoğrafmış’… Anlamsızca dayanan merdivenler, açılmayan/açılamayan hava yastıkları, adı ’‘kurtarma’’ olan fuzuli insan ve araç kalabalığı’…
Mucize kurtuluş’… Neresi kurtuluşsa bunun’… Oysa sadece Hollywood’’un intihar sahnesi klişeleri yerine getirilse, o zavallı kız aşağıya baktığında kocaman bir yastık görse ağlamaktan şişmiş gözlerini hastanede değil yine odasında açabilirdi’… Bu çok açık bi’’ mucize ’‘kurtulamayış’’ değil mi?
Güne damga vuran görüntü tekrar tekrar izlenirken, acı haber Bingöl’’den geliyor’…
Kaybolan iki küçük kızdan ikincisinin de cesedi bulunuyor dere kenarında’… Karne coşkusu gezilerinin eve dönüş yolculuğu ölümle bitiyor iki küçük kızın’… Neden mi?Dolmuş parası olmadığı için berrak yüzünün ardında ecel saklayan suları geçmeye çalışmak yüzünden’…
Haber merkezi hareketli, manşet manşet üstüne’… Daha ne olsun, bir tane ’‘canlı intihar girişimi’’ üstüne bir de 1.5 lira yüzünden ölüm’…
Ama kendi eve dönüş yolum o kadar da hareketli değil işte’… Dolmuş camından boş bakıyorum. Enine boyuna düşünüyorum. Ne hayatlar bırakıyoruz satırlarda diye’…
Hikayenin bizdeki yansıması 5 dakika’… Sadece 5 dakika fazla değil’… Kız atlamış mı?Görüntü var mı?Patlat: Ölüme atladı!..
Ceset mi bulunmuş?Sebep ne bulundu mu?Dolmuş parası mı yokmuş?Patlat: 1.5 lira yüzünden öldüler?
Sonra işimiz bitiyor işte bu hayatlarla’… Bizi fazla alakadar etmiyor o kızın hastanede gözlerini nasıl açtığı, Bingöl’’de o derenin kenarında yıllarca dökülecek gözyaşları’…
Her hikaye Münevver’’i sonsuzluğa götüren vahşet kadar para etmiyor. Yani aslında müşterilerimizi/okurlarımızı da alakadar etmiyor’…
Açlık mı başıma vurdu, Bornova yolu mu sıkıcı bilmem, fahişe muamelesi yapıyoruz gibi geldi o hayatlara’… 5N 1 K’’ya dürüp/devşirip sonra okura sunduğum an işimi bitirip arkamı dönüp bile bakmadığım hayatlar’…
Çok utandım kendimden’… Sevinçler neyse ama başka hayatların acılarını binlerce insana servis etme işinden, servis sonrasında ise o hayatlara ’‘banane’’ duruşu ve bakışından.
Mikrofonlarımızı müşterilerimize de uzattım tabi ki’… Yemek sonrası sayısı kayda değer bir güruhla ekranı büyük TV’’li bir cafede tüm gün işin internet mecrasına servis ettiğim habere rastladım. Bakışlar bana döndü hemen: Atladı mı oğlum?
Ardından da tepkiler’… ’“Oha atlamış harbi!’… Nasıl düşmüş o öyle ya’… Yaşıyor mu kız?Evet ya harbi hava yastığı falan yok mu?’”’… Bu kadar bitti. Onlar da bitirdi işini. Bari biraz daha fazla üzülselerdi, birazcık daha sorgulasalardı.
İşte yine utanarak eve gidiyorum. Yeni acılara yeni başlıklar biçip servis edeceğim yeni güne start öncesi uyku için. Yapacak bir şey olmadığı aşikar. Tabiî ki de Süpermen olmak lazım bazen.
Günün son ve çaresiz sözleri’… ’“Ne olur bir an evvel pencere camından terk ettiğin hayatına dön Karataşlı kız’… O dereye türküler ağıtlar yakılacak, gözyaşları karışacak ama ne olur sarması zor başka yaran olmasın Bingöl’”
’“İyi uykular benim güzel, yalnız, şişemeyen hava yastıklarıyla yaşam/ölüm çizgisi çekilen, tarifsiz acılara video galeri biçilen ülkem’”’…