25 Temmuz 2010 Pazar günü Kars Anadolu Türkmenleri, Manisa Sipil dağı eteklerinde yer alan piknik alanını, bir nevi şölen alanına çevirdiler. Kars Demokrat Dernekleri Federasyonunun düzenlediği bu piknik etkinliği görülmeye değer bir panayır alanı gibi dolgun, sıcak, samimi bir bütünlük arz ediyordu. Temmuz sıcağına rağmen, Sipil’’de bir yayla havası hakimdi.
Kars Demokrat Dernekleri Federasyonu’’nun davetlisi olarak katıldığım bu etkinliği izlerken eşim ve kızlarım, bizim büyük bir güç olduğumuzu, bu gücün farkında bile olamadığımızı söylediler. Evet, buna katılmamak mümkün değil. Piknik alanında 1500 kişi rahatlıkla vardı. Çocuklar, gençler, kadınlar herkeste bir coşku vardı. Halaylar bu kadar büyük olabilirdi, türküler bu kadar zengin olabilirdi, umutlar ve yaşama bağlılık bu kadar içten ve temiz olabilirdi. Hepimizin bildiği gibi Anadolu Türkmenleri yaşam tarzlarını ve kültür genlerini bu güne kadar hep korumaya çalışmışlar, onlar zaman içinde kendilerine karşı gösterilen zulümlere asimilasyonlara da hep karşı çıkarak varlıklarını sürdürmüşlerdir.


Bakın Kars Demokrat Dernekleri Federasyonu ne diyorlar?Diyorlar ki! Anadolu Türkmenleri; ırk, din, dil, mezhep ayrılıklarına hep karşı olmuşlardır. Ayrışmacı değil, bütünselciliği savunmuşlardır. Mustafa Kemal’’in ilke ve devrimlerine herkesten fazla sahip olmaya çalışmışlardır. Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumada, Türkiye’’nin sigortası olmuşlardır. Anadolu Türkmenleri; Alevilik kültürünü benimsemiş, sosyal adaletsizlik ve eşitsizliklerden mağdur olanların dayanışmacı ve adil bir Türkiye toplumu arzusunu; ’“etnik kimliği, kültürü, dili ve diniyle tek tip Türk milleti’” dayatmalarına karşı çoğul, farklılıkların eşit beraberliğine dayalı toplumsal yaşam hedefini; özgürlükçü ve demokratik bir Türkiye hedefini savunacak bir vicdan hareketinin öncüleri olmuşlardır.
Anadolu Türkmenleri; demokratik siyaset alanında oluşan iradeyi meşru kabul eden, yapıcı ve yön gösterici, özgürlükçü ve demokrat bir siyasal hareket için toplumsal sorunların çözümünden yana bu güne kadar hep ilkeli davranmışlardır.
Anadolu Türkmenleri; ’“ Adaletli, özgür ve demokratik bir Türkiye kurmaya aday bir harekete destek vermeye hazır olduklarını, ancak kendi güçlerini anlamayan, aday bir harekete de asla destek vermeyeceklerini de herkesin bilmesini istemektedirler.’”
Anadolu Türkmenleri; ’“sömürüyle, yoksullukla, gelir eşitsizliğiyle, işsizlikle ve bölgesel eşitsizlikle mücadeleyi hedefleyen iktisadi adalet; etnik, dinsel ve cinsel farklı kimliğin dışlanmasını sağlayan tanınma adaleti; siyasal alanın çoğulculuğunun önündeki yasal, fiili ve kültürel engellerle mücadele eden, siyasal katılım eşitsizliğinin ortadan kaldırmayı hedefleyen, katılım adaletinden yana taraf olduklarını söylemektedirler.’”


İşte Sipil pikniğinin oluşturduğu bu güç, Sipil’’den böyle sesleniyordu. Türkiye’’ye, gücümüzü anlamayanlar, güçsüz kalırlar diyorlar.
’“Anadolu Türkmen Alevileri, Türkiye’’de herkese eşitlik, barış ve refah içinde özgür ve demokratik toplumsal iradenin üzerinde hiçbir gücün vesayetinin kabul edilemez olduğunu, muhafazakarlık ve cemaatçilik karşısında özgürlükçü ve demokratik bir Türkiye hedefini savunacak bir vicdan hareketinin sesi ve öncüsü olmak istediklerini Sipil pikniğinde dile getiriyorlar.’”
Bu görüşlere katılmamak mümkün değil, hatta bu görüşlere şapka çıkartılır. Öyle değil mi ?...