Başbakan’’ın kardeşinin oğlu Mehmet Erdoğan (Yaş 47), 50 Kg. esrarla yakalandı.
Kimsenin akrabasını seçme gibi bir özgürlüğü yoktur.’¶ Atalarımız boşuna ’“Akraba’’nın akrabaya ettiğini, akrep etmezmiş’” dememişler. Bu olaydan dolayı Başbakan’’a değil suç, sitem etmek bile en hafif tabirle ’“insafsızlık’”tır.
Fakat gerek Başbakan’’ın, gerekse bürokrasinin ’“DEVLETİ YÖNETME’” anlayışlarına da katılmak mümkün değildir.
Demokrasiyi hazmetmiş bir kafa, eğer VALİ tarafından kendisine ’“Efendim, kardeşinizin oğlu 50 kilo esrarla yakalandı, emriniz nedir?’” diye sorarsa; o kafa, soruyu soran o adamı derhal görevden alır ve o kişinin tüm işlemlerini denetlemek için, teftiş heyetlerini görevlendirir.
Şimdi sözümüz İstanbul Valisine’…
Başbakan, ’“Valim bana, kardeşimin oğlunun 50 kilo esrarla yakalandığını söyledi’” dediğine ve bugüne kadar, ’“Hayır, ben böyle bir şey demedim’” diye yalanlamadığınıza göre, olayı doğru kabul ediyoruz. Sorularımız şunlar:
*Her NARKOTİK OPERASYONUNDAN sonra, Başbakan’’a haber verir misiniz?Sizce Narkotik’’ten Başbakan mı sorumlu?
*Başbakan ’“bu olayı kapatın’” deseydi, nasıl kapatacaktınız?Namusu ve dürüstlüğünü ömrü boyu korumuş, emekliliğine az bir zaman kalmış İstanbul Emniyet Müdürü Sn. Hüseyin Çapkın’’ı ve çalışma arkadaşlarını da ’“KARALADIĞINIZIN’” farkında mısınız?
*Mahkeme safhasında, 50 kilo diye belirtilen esrar 50 gram’’a inerse hangisine inanacağız?
*Bu olay Bakan çocuklarının veya İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’’ın oğlunun başına gelseydi, ne yapacaktınız?
*Gazetelerden okuduğuma göre, çok sayıda kardeşiniz var ve maşallah son 5-6 senedir işleri çok iyi. Bu suçu onlar işleseydi nasıl davranacaktınız?
*Basında yazdığına göre yeni kurulacak ’“KAMU GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞI’’NA’” siz atanacakmışsınız. Türk Kamuoyu bu önemli görevde size nasıl güvenecek?
Atama kararnamelerinizden birinde imzam olacak. Eğer kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapmazsanız, ben o imzayı attığım için pişmanlık duyacağım ve size saygı duymayacağım.
AYARLANABİLİR HÂKİMLER!
Diyarbakır eski milletvekili Hatip Dicle, 19 Ekim 2009 da Habur’’dan giriş yapan ve büyük törenlerle karşılanan 34 PKK’’lının geri dönüş sürecinin önemli ayrıntılarını, yargılandığı davanın duruşmasında açıkladı.
Dicle, kapatılan DTP’’nin Genel Başkanı Ahmet Türk’’ün 15 Ekim 2009’’da, yani PKK’’lılar gelmeden 4 gün önce,İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile görüştüğünü söyledi ve bu görüşmede Bakan Atalay’’ın ’“MÜSTEŞARIMI DİYARBAKIR’’A GÖNDERDİM.HAKİM ve SAVCILAR A Y A R L A N D I, GELEN PKK’’LILAR GELDİKLERİ GİBİ G E Ç E C EK L E R’” dediğini söyledi.
Hatip Dicle bunu nerede söyledi?
Diyarbakır’’daki bir mahkemede ’“KIDEMLİ BİR HÂKİMİN HUZURUNDA’”, köy kahvesinde değil.
Ahmet Türk bu sözleri yalanladı mı?
Hayır yalanlamadı.
HSYK (Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu) bu konuyu duymadı mı?
Hukuk devleti olan bu ülkede, kurmalı kol saatleri gibi ’“AYARLANABİLİR’” hakimler mi var?
Bunu da mı görmezden gelecekler?
Bu olayı yalanlayan İçişleri Bakanı, neden Hatip Dicle’’yi ve Ahmet Türk’’ü mahkemeye vermez?
Haysiyet sahibi bir kişiye bundan daha büyük bir hakaret yapılabilir mi?
Ama veremez, çünkü söylenenler doğru!
Türkiye’’nin düşmanı 40 tane ülke bir araya gelse ve ’“ne yapsak da bu ülkeyi çökertsek’” diye plan yapsalar, inanın adalet sistemimizi böyle hoyratça tahrip edemezler.
Çocuklarının düğünlerinden gelen takılarla servetini açıklayabilen bir Başbakan, ’“Ali Dibo’” denince akla ilk gelen kişiden Adalet Bakanı, PKK’’lıları kurtarmak için hakimleri ayarladığını söyleyebilen, yasaları ezmekte tereddüt etmeyen profesör denilen bir İçişleri Bakanı, Başbakan’’ın talimatı ile uyuşturucu kaçakçılarını tasnif etmeye ve yasaları çiğnemeye amade bir İl Valisi.
Çürümüşlüğün bu kadarı, bin yıllık Türk tarihinde hiçbir dönem görülmemiştir.
Türkiye’’de yeniden, ’“Yargı Bağımsızlığını’”, ’“Hukuk Devletini’” sağlamak için önümüzdeki dönem, çok ama çok çalışacağız.
Fazla mesai yapacak, gece gündüz çalışacak bir kurumumuz olacak.
Devletin her kurumu onlara yardımcı olacak.
O kurum, ’“BAĞIMSIZ TÜRK YARGISI’” olacaktır.
BEN SUÇSUZUM!
50 kilo esrarla yakalanan Mehmet Erdoğan gazetecilere şunları söyledi:
’“Ben suçsuzum, eskiden sigara içerdim, amcam sigarayı yasakladı, ben de çaresizlikten esrar içmeye başladım. Tekrar ediyorum, ben suçsuzum. Civanım, canım amcacığım sigarayı yasaklamasaydı ben bu illete kapılmazdım’”.
Amcasından bir destek bulamayan Erdoğan, ’“AYARCI BAKAN’” Profesör Beşir amcasına başvurmaya karar verdi.
Mehmet Ali Ağca da, adaşı Mehmet Erdoğan’’a oynayacağı filmde rol ve kader arkadaşlığı teklifinde bulundu!