Eros’’un oku kırılmış ya da kapsama alanı dışında.
Lütfen önümüzdeki yüzyıl ’“tekrar tekrar’” deneyiniz!’¶
***

Hayat işleri çok yokuşa sürüyor bazen. Bazen senden bir gülümsemeyi alıyor,
pat diye gidiyor bir başkasının yüzüne takıyor. Hem de hiç tanımadığın birinin yüzüne.
Hiç tanımadığın biri, yüzünde senin eski mutlu gülümsemen,
senin olduğunu bile bilmeden mutlu mesut dolaşıyor.
Eros oklarını yeni yüzyılda en çok kendisine saklıyor.
Cep telefonuyla aldığı siparişlerin birçoğuna yetişemiyor
Herkes ha bire, zırt-pırt aşık oluyor.
Gece gözüne rimeli, totosuna dizeli çeken ’“aşık oldum’” zannediyor.
Eros da koy verdi işi gücü, Reina senin, Babylon benim gezip duruyor.
Gözaltı kremleri kadınların, after shave balsamlar erkeklerin lekelerini gizlemeye yetiyor. Yetiyor da’… birbirlerine samimiyetle dokundukları her yerde eski yaraların izleri açılıyor.
Gözün gördüğü acının mor halkalarını saklamaya gücü yetecek bir ’“kapatıcı stick’” için Max Factor ameliyathaneden bekleniyor.
Gönül bu, masallarla, efsanelerle, eski Türk filmleriyle büyüyor.
Anne & babanın gerçek ve ölümsüz aşkına şahit oluyor.
Kalp bu inciniyor, evi sırtında dolaşan kaplumbağa misali kabuğuna çekildi mi, kafasını bir daha çıkarmak istemiyor.
Herkes dilinde bir aşk şarkısı, peçeteleri fırlata fırlata kıvırtıyor da’… İş, aşka telif hakkı ödemeye geldiğinde, kimseli oralı olmuyor.
İşte bak, bu da benim şarkım:
Bu kalp işleri neden artık ’“güzelliğe’” bakmıyor
Şimdilerde hiçbir kalp ’“stratejisiz’” atmıyor.
Benim gibi iflah olmaz romantikler var bir de.
Her seferinde burnunu duvara taşa, bodozlama toslayan ama gerçek aşkın bu dünyada bir yerlerde hala nefes alıp vermekte olduğuna ısrarla inananlar.
İnancından hiç vazgeçmeyenler. Yenilgi nedir bilmeyenler.
Onların yaşama nedenleri aşk çünkü. Birisine adayabilecekleri bir yaşamları var, içine kimseyi sokmaya cesaret edemedikleri bir kalpleri olsa da’…
Herkese ’“yürekli bir sevgililer günü’” diliyorum.