Kadının vazgeçmesi, evine hapsolup Dali’’nin ’“Eriyen Zaman’” adlı tablosundaki saatler gibi ömrünü yiyip bitirmesi için üç çocuk doğurmasına gerek yok.’¶ Aşık olması yetiyor bazen, vazgeçmesi için. Bazı kadınların hikayesi, akademik alanlarda doğal kabul edilen erkek dehasının egemenliğini tehdit eden bir savaşın da başlangıcı olabiliyor. Toplumda zanaatkar olarak saygı gören kadın sanatçıya dönüştüğünde tam bir tehdit unsuru oluyor.
Toplum uyumsuz dişiyi kabul etmiyor, onu evcilleştirmek için buldukları tek çözüm yolunu, doğurganlıklarını kullanmaya çalışıyor. Bizim de meşhur bir atasözümüz var ya hani. ’“Sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin.’” Etmeyeceksin ki toplum dışına itebilesin. Bir erkek oyunu olan cirit oyununu rahatça oynayabilsin’“Üç çocuk yapın’” diyebilenler. Halbuki bırakın aşık olsun kadın’… Aşağıda bu kadınlardan üçünü elimden geldiğince kısa örnekledim. İsimlerini saymak istediğim ve yaşamlarını anlatmak istediğim onlarcasının içinden üçünü yalnızca.
Aziz Nesin’’in eşi Meral Çelen’’le Marilyn Monroe'nun ölüm sebebi yüzünden ettikleri kavgayı, kısa süreli ayrılıklarla 20 yıl süren bu ilişkiden önce ilk şiiri 16 yaşındayken Mücadele gazetesinde yayımlanan Çelen’’in şiir, öykü ve müziğe olan yeteneğini, Akbaba dergisinde çalışırken tanıştığı Aziz Nesin’’le evlendikten sonra yazıyla arasına giren evliliğini öğreniyoruz. Çelen’’in kendisi yazı yazmak yerine Aziz Nesin’’in yazılarını daktilo ettiğini, yemeğini pişirdiğini, dikişini diktiğini, üretmenin yerine beşikte çocuk sallamayı koymak zorunda kaldığını görüyoruz.
****
Camille 1864’’de ünlü bir yazarın kızı olarak dünyaya geldi, küçük yaşlardan itibaren heykeltıraş olmayı kafasına koymuştu. On sekiz yaşına geldiğinde heykeltıraşların yanında çalışmaya başladı. Ustalarının birinin referansıyla Rodin’’in öğrencisi oldu. O zamanlar, heykeltıraşlar genç modellerle çalışıyordu. Rodin, aynı zamanda çok yetenekli olan bu genç ve güzel kadından etkilendi. Model ve öğrenci genç kız, artık sevgilisiydi. Rodin kırk iki Camille on sekiz yaşındaydı. Aralarındaki ilişki yalnızca bir tutku değildi Rodin için, iki sevgili birbirlerinin sanatına da esin veriyordu. Camille ile Rodin’’in eserleri arasında büyük benzerlikler vardır, öyle ki bazen bir eseri hangisinin yaptığını ayırt etmek zordur. Onlar artık hem rakip hem sevgiliydiler. Aralarındaki bu rekabetten dolayı sık sık kavga etmeye başlamışlar, bu kavgalar hem duygularını hem de ilişkilerini derinden yaralamıştı. Zamanla Camille’’nın ruhsal sağlığı bozulmaya başladı, tam bu sırada sevdiği, deli gibi aşık olduğu adamdan beklediği bebeğini de kaybetmiş bu olay onu daha da diplere çekmişti. İlişkilerinin bitmesinden sonra ise ailesi ve Rodin’’in desteğiyle, akıl sağlığının bozulması gerekçesi ile hastaneye yatırılmış, otuz yıl boyunca ne ailesi tarafından ne de Rodin tarafından sık sık ziyaret edilmeyen, uzun süreler unutulan Camille hastaneden çıkmak istemiş ama hep engellenmişti. Bu büyük yetenek ve sanatında deha olarak nitelendirilen Camille otuz yıl sonra akıl hastanesinde tek başına ölmüştü.
Rodin hakkında 1900 yıında La Plume gazetesinde Arthur Symons şöyle yazar:.
’“Rodin’’in kadınları çalışan bir makinedir... Dev gibi mahvedici... Otomatik hareketler yapan ve bir hayvanın öfkesine tutulmuş. Bazen iki beden birbirine sarılmış nafile sahiplenmenin kızgınlığıyla et ete geçmiş burada da.. Hep olduğu gibi doğanın hiçbir sınır tanımadığı lanetlenmiş kadınlar var...’”
*****
Kazandığı Fulbright bursuyla Cambridge Üniversitesi'ne giderek çalışmalarını burada sürdürdü ve şiirlerini üniversitenin öğrenci gazetesi olan Varsity'de yayımladı. Plath burada 1956 yılında evleneceği İngiliz şair Ted Hughes'la tanıştı. Evliliklerinin ardından Boston'da yaşamaya başladılar. Plath, hamile kaldıktan sonra ise İngiltere'ye geri döndüler. Plath ve Hughes, Londra'da kısa süre yaşadıktan sonra North Tawton'a yerleştiler. Çiftin sorunları bu dönemde başladı ve ilk çocuklarının doğumundan kısa süre sonra Sylvia Plath Londra'ya geri dönerek boşanma işlemlerini başlattı.
Kiraladığı evin eskiden İngiliz şair William Butle Yeats'e ait olduğunu öğrenen Plath bunu iyi bir işaret olarak değerlendirdi. 1962-1963 kışı Plath için çok zor geçti. 11 Şubat 1963'te, ikinci kattaki odalarında uyumakta olan çocuklarının yanına süt ve kurabiye bıraktıktan sonra, odalarının kapısını da içeri gaz girmeyeceğinden emin olmak üzere bantlayarak kapattı ve kafasını fırının içine sokarak intihar etti. Bu olay onun yaşadığı evin lanetiydi çünkü Yeats de bu evde ihtihar etmişti. Sylvia Plath hakkında inceleme yazısı yazan bütün isimlerin de ortak paydası Plath’’ın intiharından kocası Ted Hughes’’ı sorumlu tutmalarıdır. Bir şiirinde ise Ted Hughes’’i korumasız bir gemiye ya da koruması gereken bir gemiye saldırıda bulunan II. Dünya Savaşı Japon intihar uçaklarına benzetir:
’“O ince
Kağıtsı duygu
Sabotajcı,
Kamikaze adam.’”
’“O ince
Kağıtsı duygu
Sabotajcı,
Kamikaze adam.’”
Bizim kendimizden vazgeçmemiz o kadar kolay ki yeter ki bir erkeğin gölgesi düşsün üzerimize, o zaman nasılda kararır gözlerimiz ve dünya’…