Türkiye'de Ulusal Biyogüvenlik Yasası ile GDO'lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) ürünler yönetmeliğinin resmi gazetede yayınlanıp yürürlüğe girmesinin üzerinden yıllar geçti. Tüketicilerin önemli bir kısmının –o günden bu yana- GDO konusundaki gelişmeler hakkında pek fazla bilgileri olduğunu sanmıyorum. GDO tartışmaları da saman alevi gibi bir artıyor bir azalıyor zaten.
Şimdiki tartışma da…
...bir üründe binde 9 veya daha az GDO'lu gen olduğunda o ürünün GDO bulaşanı olarak adlandırılıp…
…sürmekte olan davaları etkileyecek…
…ve hepsinden önemlisi de bunun daha önce yasak olan bebek mamaları için de geçerli olacak olması.
Biraz bilgi verelim. Genetiği değiştirilmiş (GD) ürünler doğal yolla değil, laboratuar ortamında ileri teknoloji kullanılarak bir mikroorganizma geninin aktarılmasıyla elde ediliyor. Ve bu nedenle de teknoloji ürünü olarak kabul ediliyor.
GD tohumlara genellikle haşereye direnç ve herbisite (yabancı ot ilacı) tolerans sağlayacak genler aktarılıyor. Haşereye direnç sağlamak için tohumun içine bir bakterinin toksin salgılayan geni ilave ediliyor ve bitki geliştikçe bu toksin tüm dokularında çoğalıyor.
Genetik değişimin yaklaşık yüzde 80`inin yapıldığı herbisite toleransı sağlamak için ise bir bakteriden tohuma aktarılan genin ürettiği proteinden yararlanılıyor. Bu protein o bitkiyi herbisitin etkisinden koruyor, geriye kalan tarladaki diğer tüm bitkiler de atılan herbisitten ölüyor.
GDO savucuları…
…bu teknolojinin olağanüstü olduğunu, ileride olası bir açlığı önleyeceğini, insan sağlığına zararlı olmadığını ve çevreye zarar vermediğini söylüyorlar.
Halbuki bilimsel raporlarda…
... GD ürünlerin kaza ile ve/veya sabotajla büyük ölçekte çevreye yayılması durumlarında alınacak hızlı ve kapsamlı önlemlerin 'Ulusal Afet Planlarıyla' görüşü hakim. ilişkilendirilerek değerlendirilmesi ve planlanması
Bilimsel komite 'GDO içeren ürünlerin insan ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin henüz somut olarak ortaya konulmamış ve gözlemlenememiş olması, bu tür ürünlere ihtiyatla yaklaşmayı ve bu konuda alınacak tedbirleri üst sınırda tutmayı gerekli kılmaktadır' saptamasını da yapıyor.
Siz içerisinde binde bir bile olsa GDO'lu ürünleri tüketir misiniz?
Türkiye'ye gelen GDO'lu ürünler içerisinde en büyük miktarı mısır ve soya oluşturuyor. Mısır ve soya gıda sanayinin yanı sıra, yem sanayinde de kullanılıyor. Hayvancılığın gelişmesi ile birlikte de GDO'lu yem tüketimi de artıyor.
Halbuki GD ürünlerin ithalatının değil, bedava yem kaynağı meraların ön plana çıkarılması gerekiyor. Eti, sütü ucuza mal edip, halkına ucuza yediren Yeni Zelanda gibi ülkeler aynen bunu yapıyorlar.
Kısaca insanların GDO`lara değil, aile işletmelerini ön plana çıkaran tarım politikalarına gereksinimi var.