Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, iktidarın dış politikası ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Pakistan'da İran'la ABD heyetlerinin yaptığı görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasına ilişkin konuşan Fidan, şunları söyledi.

Özel'den Erkol tepkisi: İmza yetkisi bile yoktu!
Özel'den Erkol tepkisi: İmza yetkisi bile yoktu!
İçeriği Görüntüle

"Şimdi esas itibarıyla, şimdi müzakere edilen konu başlıklarına baktığımız zaman bunların 15 gün içerisinde nihai bir imzalanacak belgeye bağlanması teklif olarak da çok fazla mümkün olmayabilirdi. Biz her zaman için bir arada onun ipucunu vermiştik. Taraflar iyi giderlerse ilave bir ateşkes gündeme gelebilir; 45 gün, 60 gün ki müzakereler devam edebilsin, bu esnada sorunları çözebilsinler. Şimdi şöyle bir husus var: Yani nükleer konuda olay ya hep ya hiçe dönerse, özellikle zenginleştirmeyle ilgili konuda, orada bir ciddi engelle karşılaşabiliriz diye düşünüyorum. Ama inşallah bunu da şimdi bazı arabulucuların, diğer ülkelerin de desteğiyle aşmaya çalışacağız."

"HÜRMÜZ'DE SORUN KALMAYACAK"
Bakan Hakan Fidan Hürmüz Boğazı'ndaki durum için şöyle konuştu:

"Hürmüz Boğazı savaşın bölgesel bir savaş olmadığını küresel etkilerinin olduğunu gösteren bir savaş. Benim gördüğüm serbest geçişle ilgili bir sıkıntı olmaz ama şu an da bundan etkilenen ülkeler Avrupalılar işte biliyorsunuz Çin Hindistan Kore buradan gelen enerjiyle ayakta duruyorlar. Fiyatlara yük bindiği gibi enerji arzında da sıkıntı olabilir bu krizle beraber. Ben müzakereler sonuçlandığında Hürmüz Boğazı ile ilgili, bir sorun kalacağını düşünmüyorum. Yeter ki müzakereler sonuçlansın. Ben Hürmüz'ün açılmasıyla ilgili bir sorun görmüyorum. Sorun bundan sonra Hürmüz'ün regülasyonuyla ilgili bir öneri getirecek mi birisi. Benim konuştuğum bölge ülkeleri tek bir konuda endişeliler. Savaştan önceki rejimin savaştan sonra da korunmasını istiyorlar."

"İSRAİL TÜRKİYE'Yİ DÜŞMAN İLAN ETME HAZIRLIĞINDA"
Hakan Fidan, İsrail'in Türkiye'ye karşı tutumuna ilişkin ise şu iddiaları dile getirdi:

"İsrail’in Cumhurbaşkanımız karşısında kompleks içerisinde olduğu bir gerçeklik. Bölgede pek çok olay yaşanıyor ve Türkiye’nin denge çabası, Türkiye’yi öyle bir yerde tutuyor ki İsrail, Türkiye’nin pozisyonunu bozamıyor. Bu durum da onları dengesizliğe itiyor. Diğer taraftan; bizim Gazze, Lübnan ve bölgeyle ilgili tutumumuz, İsrail’in yayılmacı politikasıyla zıt durumda. Ancak Türkiye’nin sesi ve kullandığı yöntem herkesten farklı olduğu için Cumhurbaşkanımızın dünya ölçeğindeki liderliği ve Türkiye’nin geliştirdiği iletişim ağı, İsrail’i altüst eden bir husus. Tüm bunların üzerine, İsrail’in Türkiye’ye saldırması anlaşılabilir bir hale geliyor. İran’dan sonra İsrail, düşmansız yaşayamaz. Bir retorik geliştirmek zorunda. Sadece Netanyahu yönetiminin değil, muhalefette olan bazı insanların da politik dil olarak Türkiye'yi yeni düşman ilan etme arayışında olduğunu görüyoruz. Önce sokak siyasetinin gerekliliği olarak ortaya çıkartılıp sonra devlet stratejisine dönüştürülmeye çalışılan, yeni bir husus. Bu zaten Netanyahu var olduğu sürece devlet stratejisi. Netanyahu'dan sonra bunun devletin kurumları tarafından kabul edilmesi için bir çaba olduğunu görüyoruz."

"TRUMP ANKARA'YA GELECEK NATO ÜLKELERİ FIRSATA ÇEVİRMELİ"
Fidan temmuz ayında Ankara'da yapılması planlanan NATO zirvesi için de şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanımızı davetlisi olarak Trump'ın geleceğini düşünüyoruz. O da Cumhurbaşkanımıza olan kişisel saygısından dolayı. NATO ülkelerinin buna fırsata çevirmesi lazım. NATO tarihinin en önemli zirvesi olacak. Onun için çok ciddi hazırlanıyoruz. NATO Genel Sekreteri ile yakın çalışıyoruz."