Spor alanlarında her şeye karşın kazanma arzusu ön plana geçip, bu arzu fanatizm ve şiddetle körüklenmeye başladığından beri Fair Play’’i daha çok arar olduk.’¶ Yönetici koltuğunu korumak, sporcu emekçi yığınlarının rüyalarında bile göremeyeceği primleri cebe indirmek, sözleşmesine yeni sıfırlar eklemek, taraftar sadece yenmenin, rakibine üstünlük kurmanın mutluluğunu yaşamak adına, ne pahasına olursa olsun, sadece ve sadece kazanmayı düşler oldu. Sporun erdemlerini alıp götüren, geride anlamsız bir kardeş kavgası bırakan, bu beklentilerin karşısında hep güçlü bir panzehir oldu Fair Play.
Peki nedir Fair Play?
Fair Play bir Anglosakson terimi olarak dilimize girmiş. Dürüst oyun, dürüst davranış anlamını taşıyan bir davranış biçimidir. Fair Play, etik üstü davranıştır. Etik davranış her konuda kuralları dürüstlükle ve saygı ile uygulamak demektir. Fair Play ise tüm bunların üstünde kişisel çıkarları ve hırsları bastırarak yaşamda üstün insan ruhunu ortaya koymaktır. Sevgi, dostluk, kardeşlik anlayışı olan Fair Play’’in sınırı yoktur. Dünyada tüm sınırlar yapaydır. Çünkü en önemli sınır gönüllerin sınırıdır.
Böyle tanımlanıyor Fair Play. Bizim Fair Play anlayışımız ise; Dünya Atletizm Şampiyonası’’nda, yedek ayakkabılarını en büyük rakibi Etiyopyalı Meselech Melkamu’’ya verip, yarışa katılmasını sağlayan ulusal atlet Elvan Abeylegesse’’nin Dünya Fair Play Ödülü’’ne değer görülmesi ile gözler önüne serildi.
Ne yazık ki, Ay - Yıldızlı formasıyla 13 yıldır pistlere çıkan Etiyopya asıllı ulusal atletimiz Elvan Abeylegesse’’yi aday göstermesi gereken Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi olayı unutmuş, Elvan, Türk yurttaşı olmasına karşın fair-play ödülüne kendi ülkesi Etiyopya tarafından aday gösterilmişti. TMOK’’un aynı yarışma için Elvan yerine aday gösterdiği ’“çim filizleri projesini’” hazırlayan TMOK Yönetim Kurulu Üyesi Sema Kasapoğlu Dünya Fair Play Konseyi’’nden tebrik mektubu aldı.
Dünyada fair play davranış örnekleri çok. İşte Fair Play’’in literatüre girdiği topraklardan çarpıcı bir olay:
İngiltere’´nin Leicester takımı, Carling Kupası tekrar maçında bir oyuncunun kalp krizi geçirmesiyle durdurulan karşılaşmanın tekrar maçının başlangıcında rakip takım olan Nottingham Forest’´ın gol atmasına izin verdi.
Leicester’´lı oyuncular, Forest kalecisi Paul Smith topu filelere gönderirken, sadece izlediler. Böylece Smith, 23. saniyede takımını 1-0 öne geçirmiş oldu.
Leicester takımının teknik direktörü Gary Megson, bu jestin 28 Ağustos’´ta oynanan ilk maçta, oyuncusu Clive Clarke’´ın kalp krizi geçirmesinin ardından oyunun durdurulduğu sırada Nottingham Forest’´ın 1-0 önde olması nedeniyle yapıldığını söyledi. Leicester, 1-0 mağlup başladığı karşılaşmayı 3-2 kazanarak, kupada tur atlamayı başardı.
Objektifleri kendimize çevirirsek, öncelikle Karşıyaka’’nın Nergis semtinden yetişen, Altay formasıyla futbol yaşantısında sivrilen Alpay ÖZALAN’’ı görürüz.1996 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda Hırvatistan-Türkiye karşılaşmasında, Hırvatların yakaladığı bir kontra atakta Alpay, Hırvat forvet Goran Vlaović'e faul yapmamış ve bu atakta Goran Vlaović topu bizim ağlarımıza göndermiştir. Bazılarınca ’“enayilik’” ya da ’“Yaktın Milli Takımı’” olarak nitelenen bu centilmence hareketinden ötürü Alpay Özalan UEFA tarafından Fair Play ödülüne layık görülmüştür.
Peki, Fair Play Konseyi tarafından verilen Türkiye’’deki ilk ödülü 1982 yılında İzmir’’de Balkan Yelken Şampiyonasında Yunanlı rakibi yanlış yola sapınca onu uyaran sağır ve dilsiz Karşıyakalı yelkenci Varol Hepaguşlar’’a verdiğini kaçımız biliyoruz.
Altay Kulüp Başkanı Türkiye ve Dünya Briç Şampiyonu Nafiz ZORLU, Altay’’ın o meşhur maçta Diyarbakır’’da yaşadığı olayların üzerine sünger çekip, 2006 ’– 2007 Türkiye Briç Şampiyonası’’nda İzmir Büyükşehir Belediyesi sporcusu olmasına karşın Diyarbakırlılar’’ın ricası üzerine Diyarbakır takımında mücadele etmişti.
Aynı Nafiz Zorlu Altay travmatik bir şekilde ikinci kez play off finalini yitirdikten sonra Kasımpaşalılar’’ı tebrik etmiş, kendi futbolcularını da finalde gösterdikleri çaba yüzünden kutlamış ve teselli etmişti.
17 kasım 2008’… Acı bir olayın ardından renklerin kardeşliği damga vurdu Fair Play tarihine’… Bank Asya 1. Lig'de o akşam İzmir'de yapılan Karşıyaka-Diyarbakırspor maçından önce Karşıyaka ile ezeli rakibi Göztepe'nin taraftarları, Balıkesir'deki silahlı kavgada yaşamını yitiren Karşıyaka taraftarı Özgür Soylu için ortak pankart açmıştı. Özgür’’ün cenazesi Türkiye’’nin dört bir yanından futbolseverleri ortak acı etrafında kenetlemiş, Türk futbol tarihinin en önemli fair play davranışlarından biri gerçekleşmiş, Karşıyaka Çarşısı’’nda her renkten futbolsever yeşil kırmızılı tabutun etrafında birbirinin acısını paylaşmıştı.
Zaman geçiyor, olaylar çabuk unutuluyor. Belki bizim burada değinemediğimiz çok daha fazla sayıda örnek de var.
Ama son günlerde görüyoruz ki, ne pahasına olursa olsun kazanma duyguları yine ön planda. Stadyumlarda, salonlarda birbirimizin kulaklarını daha fazla çınlattır olduk. Disiplin kurulları ise ceza üstüne ceza kesip, bu kin ve nefret denizinden nemalanıyor. Bir kısım medya da rayting ve tiraj olarak paylarına düşeni tahsil ediyor, bu anlamsız çekişmeden. Bir kan davasına dönüşen, gencecik canların bu uğurda yitirildiği sözüm ona rekabetin yeni kanlı tohumları yeşil çimlerin, parkelerin üzerine saçılıyor yavaş yavaş.
Bu soruyu sormalıyız çok geç olmadan;
Sahi Fair Play’’in neresindeyiz?