Bugün meclisten savaş için teskereye onay çıkacak mı? Herhalde MHP'nin desteği ile çıkacak...
Çıkarsa neler olabileceğini kestirmek zor değil...
Bu olasılıkların başında Suriye ile muhtemel bir savaş var ki, Ortadoğu bölgesi ile birlikte üçüncü dünya savaşı da senaryoya dahil edilebilir.
Ya savaş gerçekten çıkarsa?
O zaman, bundan en çok zarar görecekler, ne bu teskereye onay ne de savaşa karar verenler olur!
Olan;
Tıpkı, Suriye'den atılan top mermisi ile, herşeyden habersiz, kapısının önünde oynarken hayatlarını kaybeden üç çocuk ve iki kadına olduğu gibi;
Tek derdi, ailesinin nafakasını sağlamak olan Ahmet emmilerin binbir emekle, sıkıntıyla yetiştirip, bir an önce vatan borcunu ödeyip de hayata atılsın diye tez elden askere gönderdiği gencecik masum evlatlarına;
Askere gönderdiği oğlunun tenine sinen kokusu geçmeden ölüm haberiyle yüreğine ateş düşecek analara;
Babasını belki bir kez dahi görmeden doğacak, boynu bükük
yetimlere;
Ömür boyu yüreklerindeki yaralar kapanmayacak dul kadınlara ve sevgililere OLACAK.
Bu vebalin altından kalkılabilinir mi?
Kim böyle bir vebalin altında kalmak ister?
Bu ülkenin yoksul halkına yapılan, zulüm ve kıyımdan başka bir şey sayılmaz mı?
SAVAŞ TOPRAKLARINIZA HAİNCE VE HAKSIZ YERE SALDIRAN DÜŞMANA KARŞI YAPILIR
Suriye ile bizim ne derdimiz vardı da, bu ülkenin savaşan taraflarından muhalif güçlere, rejimi devirmek için destek olduk?
Kimin evlatlarının kanına güvendik ya da hangi akıllı politikayla, hangi güçlerin desteğini almayı garantiledik de Suriye ile savaş etmeyi göze alıyoruz?
Savaş kararı verenler acaba kendi oğullarını veya yakınlarını da gönüllü olarak savaşa gönderme kararı verebilirler mi?
Bundan sonra, merak ediyorum, Mustafa Kemal Atatürk'ün kadrini kıymetini bilmeyenlerin, sabah akşam O'na küfredenlerin, diktatördü diyenlerin, kendilerinin çirkin yüzleri ve karanlık benlikleri ile yüzleşme zamanı da gelmiş midir artık?
Mustafa Kemal Paşa Milli Mücadele Savaşı'nda, başından sonuna kadar ordusuyla birlikte savaştı...
Savaş meydanlarında erleriyle birlikte aynı karlı ve ayaz gecelerin soğuğuna baş koydu...
Erleriyle aynı kaptan yeyip, düşmana göğsünü korksuzca birlikte siper etti...
Gazi bile oldu...
Sadece TBMM'nin başı değil, sadece hükümetin başı değil, sadece cumhurun başı değil;
Türk Milleti'nin başkumandanı ünvanını da almaya, milletiyle omuz omuza savaştığı için layık görülmüştü...
Türkiye Cumhuriyeti işte, böyle cesur, gözüpek ve vatansever bir komutanın önderliğinde tarihin en büyük mücadelelerinden biri verilerek kurulabildi...
Peki bugün?
Savaş kararı verecek olanların hangisi, Mustafa Kemal Paşa gibi savaş meydanlarına bizzat vatanı savunmak için gitmeyi ve düşmanla burun buruna savaşmayı göze alabilir?
Türkiye Cumhuriyeti'nin bugünkü Başkomutanı buna cesaret edebilir mi?
Ya TBMM Başkanı?
Veya, T.C. Hükümeti Başbakanı?
Buna evet diyebilirler mi?
Sıcak koltukların rehaveti içinde savaşa 'evet' oyu için el kaldırmaya benzemez bu soruya evet cevabı vermek!
Bu soruyu yönelttiğim T.C. temsilcileri; vatanı savunmak için hepimiz Mustafa Kemal Paşa gibi ordumuzun başına geçer ve en önde göğsümüzü düşmana siper ederiz diyorlarsa eğer;
Türk halkının birinci derecede düşmanı olan PKK Kürt terörünün geldiği Kuzey Irak'ta konuşlanan kamplara ve bunları kollayan, en büyük lojistik desteği sağlayan bir numaralı düşmanımız Barzani'yle savaşmak; vatanımıza saldıran düşmana karşı vatan görevimizdir, namusumuzdur, BİN KERE EVET!
Ama;
Emperyalistlerin çıkarları uğruna, hiç bir sorunumuz olmadığı halde topraklarını ihlal ettiğimiz ve rejime karşıt güçlere lojistik destek sağladığımız Suriye'ye ve Suriye halkı ile savaşa BİN KERE HAYIR!
Son bir söz; Mustafa Kemal Atatürk'e 'Atatürk' ve Türk Milleti'ne 'Türk' diyemeyip yerine 'Gazi Mustafa Kemal' ve 'büyük millet' diye hitap edenlere (onlar kendilerini bilirler):
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, TÜRK MİLLETİ'NİN BAŞKUMANDANIYDI. VATANINI KORUMAK VE KURTARMAK İÇİN SAVAŞTI. SAVAŞ KARARINI MİLLETİ İLE BİRLİKTE VERDİ. CEPHEDEN CEPHEYE KOŞTU. VE DÜŞMANA KARŞI ZAFERİ, ORDUSUNUN BAŞINDA SAVAŞARAK KAZANDI.
Siz de, Türk Milleti'nin bugün kim oldukları tüm dünyaca bilinen birinci derecede düşmanlarına karşı aynı şeyi yapın; cesaretinizle ve vatan aşkınızla bizi şaşırtın; sadece fakirin değil, sınıf, mevki, zenginlik, fakirlik ayırımı yapmadan (madem ki hepimiz eşit vatandaşlarız) herkesi askere çağırın; o zaman tüm Türk Milleti olarak EMİR VE GÖRÜŞLERİNİZE HAZIRIZ...
Bunun dışında, savaş çığırtkanlarının EMİR VE GÖRÜŞLERİNE HAZIR DEĞİLİZ!