Bilen bilir; inanmadığımı söylemem, yapmam.
Söylediklerimle yaptıklarım kolay kolay çelişmez.
Suya sabuna dokunmayı, nabza göre şerbet vermeye tercih etmişimdir.
Bu nedenle de yıllarca işsiz kaldığımı bilirim/bilirsiniz.
Bir yorumcum, 'eee' diye başlayan notlarında; ' soru da yazıda, yanıt da; eleştiri bunun neresinde?' dese de eleştirilerimi, yol gösterici olmasını temenni ettiğimden, yanıtlar ve çözümleri ile satır aralarına sıkıştırmak gibi bir üslubum var işte. Anlayan anlar.
Bu girizgahı yaptım, çünkü;suya sabuna dokunmak gibi bir derdim var yine.
'Ülkenin içinden geçtiği süreç öyle vahim ki, bu türlü dokunmalar zarardan başka bir şey değildir' yorumlarınızı tersinden düşünmenizi öneriyorum daha en başında.
Şöyle düşünmeli belki; ' Türkiye'nin içinden geçtiği süreç öyle vahim ki! Ülkesini seven, çocuklarının geleceğini düşünen her yurttaşın hiç olmadığı kadar sağduyulu tercihler yapması zamanı.' Bu tamam.Ama bununla birlikte, başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere, kimsenin ipe un serme lüksü yok. Hele İzmir gibi siyasetin seyrine 'ok' olma gibi bir misyonu olan kentte!
Önseçimdi, kontenjandı derken; aslında şaşırtmayan bir ezberi yine kucağında buldu CHP'nin kalesi (!)Neredeyse 1 ay olacak adaylar netleşeli. İl Başkanlığı; belediye başkanları ile koordinasyon toplantıları, beyin fırtınaları ile haftalar geçirdi. Sanki; adaylarla birlikte seçim olacağı netleşmiş gibi!
Ne çıktı bu toplantılardan? ' Partilisi Büyükşehir Belediye Başkanını köşeye sıkıştırma girişimleri, soru işaretleriyle dolu geçmişlerini yok sayarak paraşütle indirildikleri adaylık noktasında kendisini herkesin/her şeyin üzerinde gören egolar; 'ben'ler, 'sen'ler ve en önemlisi; ön hazırlıksız, veri tabansız, yol haritasız, önseçim sürecine karşın ilçelerinde erozyona uğramış kadın ve gençlik kollarını toparlayamayan bir örgüt'.
7 Haziran'a kadar vekilliği sürecek olanların, Alaattin Yüksel gibi alanda ve örgütte etkili isimlerin, PM ve YDK üyelerininbirikimlerine başvurmayan hata ya da anlayışın; önseçim rüzgarıyla sağlanan kenetlenme kültürü ile ne kadar bağdaştığı ise ayrı bir tartışma konusu. Kendi bindiği dalı kesmek gibi aslında..'Burası İzmir; ülkesinin geleceğinden endişe duyan insanlar yaşar ve bu insanlar elleri mahkum CHP diyecek' diyen bazı CHP'lilerin kafa sesleri ile yankılanıyor seçim sahası… İthallerin kendilerini İzmir halkına tanıtma gibi bir dertleri olmadığı da ortada.
Dün koşturan ve sandıktan çıkan idealistler; örneğin Musa Çam; maratonuna devam ediyor. Hem de kendisiyle birlikte sandığa giden aday adaylarını, itinayla tahlil edilmesi gereken büyük bir fotoğrafla alana çıkarmayı başarmış durumda. Önümüzdeki dönemin kartlarının kimlerin elinde karılacağının göstergesi gibi alan çalışmaları ve boş alanlar…
2. Bölgede de birkaç isim sayabilirsiniz belki. Ve yine sandıktan çıkanlar olur bu isimler. Mevcut CHP'li vekillerin bir bölümü ortadan kaybolurken, açılışlarda ve bir nedenle taraf oldukları yapılarla boy gösteren bazı vekiller de var tabi. Diğerleri? Hiç kimsenin savunmasız dolaşamadığı bir tarih, Anadolu'nun bir yerinde yaşayan Haço misali! Ceketindeki kabarıklığı görüp sorduklarında, arka cebine soktuğu tahta parçasını çıkarıp göstererek; 'desinler ki Haço'nun hançeri var' demiş ya..! Öyle işte…
Ama/ Ve Mehmet Ali Susam…
Kendisinin tükenmesi güç enerjisi ve siyaset yapma arzusu; partililik bilinci ve davranışıyla vuku buldu sahada. Atanmayınca (ki ben bilumum dengeler açısından aday gösterilmeyişini, kentin ve partinin kaybı olarak görüyorum); 'veda etmiyorum, teşekkür ediyorum' diyerek yaptığı basın toplantısında; siyasetin bir yaşam biçimi olduğunu; küskünlük ve kızgınlık dilinden uzak, kişileri hedef almadan, yalın ve net bir biçimde hedeflerini açıklayarak ortaya koydu.
Dahası; iki dönemlik milletvekilliği süresince yaptığı çalışmaları aktarmakla kalmayıp, hakkındaki tüm iddialara, Aziz Kocaoğlu engeli sorularına açık yüreklilikle ve cesaretle yanıt verecek kadar şeffaf bir duruş sergiledi. Niyetini, düşüncesini; partisinin hedefine, hatta kılcal damarlarına dahi zarar vermeyecek incelikte, seçim sürecine gölge düşürmeyecek duyarlılıkta, ' tazıya kaç, tavşana tut' demeden kamuoyuyla paylaştı.
Sayın Susam, bana göre;parti idealleri ve hedeflerinin 'sen-ben' kavgasına teslim edildiği, bir dönemcik vekillik pazarlıklarının sonuç bulduğu öngörüsüz ve programsız İzmir zemininde bir kez daha fark yarattı ki; bu farkı örgütle kol kola girip partisinin seçim sathı mahallinde varlık göstererek perçinlemiş oldu…Bugünün CHP'sinde alışık olunmayan bir tablo bu, kabul ediniz…
Zamanı ancak kendi içinde işleyebiliyor, örgütleyebiliyorsunuz.
Yine göz açıp kapayıncaya kadar geçecek bir ay…
Şimdi; ekonomi bitti, geçinemiyoruz, kepenk indirmeme az kaldı, üniversite mezunu oğlum yıllardır işsiz, sağlık ve eğitim sistemi çöktü, hukuksuzluk, baskı diz boyu, yakarışlarını halk nezdinde örgütlemek ve kendi programını anlatmak için alana çıkması ve tanıtım yapması gereken CHP'li vekiller ve vekil adayları iken; birlikte hareket edebilme becerisini geliştirecek örgüt önderleri iken;bu türlü eleştirileri 'kulağa küpe yerine'; 'baltalamak' olarak tabir edeceklere karşı sağırım, dilsizim, körüm…