Yine saldırı, yine ölüm…
Ne yazacağımı bilemiyorum şu an…
Sözler, kelimeler düğümleniyor boğazımda...
Cumartesi günü Hakkari'de 4 er, dün de Bingöl Karlıova'da polis aracının geçişi sırasında mayın patlaması sonucu 8 polis şehit oldu…
Afyon'daki 25 şehidimizin acısı hala içimdeyken, bu haberin beni nasıl yaktığını tarif etmek için kelimeler yetersiz kalır…
100 kilo patlayıcı, aracın geçişi sırasında uzaktan kumandayla patlatılmış… 100 kilo… Bu neyin hırsı böyle…
Son aylarda tırmanan terör olayları, ne polis, ne asker dinliyor…
Devlete ait ne varsa hepsi ama hepsi tehdit altında… Peki devlet ne yapıyor?
Bir otobüs dolusu polis bir yerden bir yere sevk ediliyor ama terörün cirit attığı Bingöl gibi bir yerde yol güzergahı önceden kontrol edilmiyor… Polisler böyle bir bölgede jammersız, korumasız yola çıkarılıyor? BDP'li vekil bile zırhlı araç kullanırken, polis sivil araçla yola çıkarılıyor…
Kendi insanını bu kadar değersiz gören bir yönetim olur mu, Suriye'den gelenlere her türlü imkan var ama polisimize zırhlı araç alacak para yok öyle mi?
Hani o bölgede 300 PKK'lı çembere alınmıştı… Ne oldu o 'çember'?
Aslında söylenecek fazla söz yok…
Sözün bittiği yerdeyiz…
Nasıl bir ülke olduk böyle?
Her Allah'ın günü kan, her Allah'ın günü gözyaşı…
Şehitler ölmez vatan bölünmez naraları…
Bir de şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilekleri…
Sabır dilemek en kolayı… Peki ya ateşlerin düştüğü evler?
O ateş kim bilir nasıl yakıyor, anaların, eşlerin, çocukların yüreklerini...
Bu ateşi ancak yaşayan bilir…
Hiç ama hiç kolay değil bu acıyı göğüslemek…
Artık televizyon izlemeye korkuyorum… Her izleyişimde yeni bir acıyla uyuşuyor yüreğim… Eskiden 1-2 idi şehit haberi şimdi 8'lerden başlıyor... 10'lu 20'li rakamları, değil yazmak telafuz bile etmek istemiyorum… Daha kaç anne ağlayacak, daha kaç evlat ''baba beni bırakma'' diye haykıracak?
Yok mu Allah aşkına buna dur diyecek birileri?
Nereye gidiyoruz böyle?
Haksızlığa uğradığına inanan binlerce Fenerli taraftar bir araya gelip tepki verebiliyorken, neden 30 yıldan buyana bu acının tepkisini hissettiremiyoruz?
Hep aynı kısırdöngü…
Önce şehit haberi veriliyor…
Ardından olay yerinden ilk görüntüler geliyor…
Başbakan, İçişleri Bakanı, (bu bazen Orman ve Su İşleri Bakanı da olabilir) veya Vali'den ilk açıklamaları izliyoruz: Bıçak kemiğe dayanmıştır artık…
Hemen ardından Genel Kurmay açıklama yapıyor: Terörle mücadele kararlılıkla sürecektir…
Cumhurbaşkanı ''Terör örgütünü şiddetle kınıyoruz'' der…
Uçaklar Irak'ta dağı taşı bombalamaya başlarken, bilmem kaç tabur özel harekatcı da operasyona başlar…
Hükümet'ten tek tek ''Mücadelemiz devam edecektir'' açıklamaları gelir…
Veeee, 24 saat geçmeden yeniden şehit haberi gelir, ulus olarak da yukarıdaki sıralamayı aynen dön baba dönelim misali peş peşe izler dururuz…
* * *
Farkında mısınız, koca Türk ordusu, özel harekat timleri binlerce asker operasyon düzenliyor, bir haftada 65-70 terörist öldürüyor… Adamlar 3-5 kişi neredeyse o kadar askeri polisi aynı sürede şehit ediyor…
Ülke yangın yeri, terör yurdun doğusundan batısına her yeri sarmış 24 saatte 12 şehit veriyoruz ama Başbakanımız, Suriye'ye ileri demokrasi getirmekle meşgul…
Bir yerde yanlış giden bir şeyler var ama nerede…
Bu kadar da olmaz ki be Başbakanım, bu kadar da bile bile ölüme yollanmaz ki 20'sine yeni girmiş kuzular… Haaa belki verecek 30.000 liraları yok ama canları da pek bir hafife gitmiyor mu...
Sınırları yıllar yıllar önce onca kan dökülerek şehit verilerek çizilmiş bir ülkede, onca yıl sonra hala o sınırlar içersinde her gün şehit veriyorsak buna artık vatan sağ olsun denilmez be Başbakanım, buna sorumsuzluk sahipsizlik denir…
* * *
Şehit asker ve polislerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifa ve şehit yakınlarına sabır diliyorum…
Milletimizin bir kez daha başı sağ olsun…
Dipnot: Aslında düşünüyorum da, biraz da özeleştiri yapmak lazım… Tepkilerin sanal alemde sosyal medyada verildiği bir ülkede yaşar olduk… Merak ediyorum Kurtuluş ya da Çanakkale savaşlarında atalarımızın eline bilgisayarlar verilseydi, onlar da bol bol tweet atarak mı savunurlardı bu vatanı?