Yaklaşık 300 avukatın katıldığı buluşmada konuşan Gökçen, “Tamamen siyasi gerekçelerle cezaevine girmiş olan kişilere pişman mısın diye sorular soruluyor. Zaten hak savunduğu için cezaevinde olan bir kişi pişman olur mu? Zaten işçileri savunduğu için cezaevinde olan bir kişi pişman olur mu? Elbette pişman değilim diyor ve infazı yakılıyor” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçen konuşmasında şunları kaydetti:
Sevgili meslektaşlarım, avukatlar günü vesilesiyle bir araya geldiğimiz önemli bir kahvaltıda buluşuyoruz. Hepiniz hoş geldiniz, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Avukatlık mesleğinin ne kadar zor, ne kadar önemli, bir taraftan da ne kadar büyük zorluklarla, büyük sorunlarla karşılaşılan bir meslek olduğunu anlatmayacağım. Tüm bunları hepiniz benden daha fazla tecrübe ediyorsunuz. Sahada, adliyelerde, cezaevlerinde ve elbette ofislerde. Burada görüyorum ki çoğunluğumuz genç meslektaşlarımızdan oluşuyor.
Genç avukatlar, stajyer avukatlar, hukuk öğrencileri geldiğinde Mecliste, genel merkezde toplantılar yapıyoruz kendileriyle. Çoğunlukla hukuk öğrencileri şunu anlatıyorlar: Biz dersleri alırken bir idealden bahsediliyor. Savunma hakkından, insan haklarından, anayasadan, ceza hukukunun temel ilkelerinden bahsediliyor. Biz mezun olmaya yaklaştığımız zaman stajlarımızda ya da mezun olduğumuzda çalıştığımız yerlerde ve adliyelerde yaşananları gördükçe, ülkenin gündemini takip ettikçe üniversitede okuduğumuz şeylerin, bize anlatılan ilkelerin gerçek hayatta ne kadar ihlal edildiğini tecrübe ediyoruz diyorlar. Tecrübe etmeye başlıyoruz ve geleceğe dair büyük bir hayal kırıklığıyla mesleğe başlıyoruz diyorlar. Bizler ülkede okuyan, soran, araştıran, hak savunan, savunma hakkının önemine inanan insanların; stajyer meslektaşlarımız gibi idealist insanların nelerle karşılaştığını hep beraber görüyoruz ve tüm sorunlara karşı birlikte mücadele ediyoruz.
“Zaten hak savunduğu için cezaevinde olan bir kişi bundan pişman olur mu?”
Konuşmasında tutuklu bulunan avukatlarla ilgili açıklamalarda da bulunan Gökçen; Seyhan Belediye Başkanı Avukat Oya Tekin, Avukat Can Atalay, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan ve Avukat Selçuk Kozağaçlı’nın yaşadığı hukuksuzluklara ve onların cezaevinde verdikleri mücadeleye ilişkin de açıklamalarda bulundu. Gökçen sözlerini şöyle sürdürdü:
Cezaevinde bulunan bazı meslektaşlarımızdan çok kısaca bahsetmek istiyorum. Birincisi Seyhan Belediye Başkanımız Avukat Oya Tekin. Kendisiyle dışarıda en son buluştuğumuzda kadın cinayetleri ve çocuk istismarı davalarına beraber katılırdık. Belediye başkanı olarak da belediye kaynaklarını o kadar tasarruflu kullandı ki dışarıdan alınan hizmetlerin belediye kaynaklarıyla nasıl yapılacağını herkese gösterdi. Şu anda dışarıya ihale vermediği için yargılanıyor ve cezaevinde.
Bir diğer meslektaşımız Avukat Can Atalay; onu toplumsal davalarda, her seferinde hak savunurken, kendimizi, yaşamımızı, canımızı savunurken gördük. Sokaklarda, meydanlarda, o eylem alanlarında ve elbette Gezi'de Can Atalay bizlerleydi. Can Atalay Anayasa Mahkemesi kararlılığına rağmen maalesef cezaevinde ve Anayasa Mahkemesi kararı hâlâ kendisiyle ilgili uygulanmıyor. Aynı Tayfun Kahraman kararı uygulanmadığı gibi. Can Atalay'a da buradan bir selam söylemek isterim.
Ve Avukat Selçuk Kozağaçlı kendisi hâlâ cezaevinde, önce infazı yapıldı. Biliyorsunuz cezaevi idare ve gözlem kurulu kararlarıyla birlikte hiçbir objektif kritere dayanmayan bu kararlarla birlikte insanların, infazını tamamlamış olan insanların infazı yakılıyor. Tamamen siyasi gerekçelerle cezaevine girmiş olan kişilere "Pişman mısın?" diye sorular soruluyor. Zaten hak savunduğu için cezaevinde olan bir kişi pişman olur mu? Zaten işçileri savunduğu için cezaevinde olan bir kişi pişman olur mu? "Elbette pişman değilim" diyor ve infazı yakılıyor. Cezaevinde bulunan meslektaşımız Selçuk Kozağaçlı'ya da buradan selamlarımızı ve dayanışmamızı iletiyorum. Ve hepinizin yakından takip ettiği Ekrem Başkanımızın avukatı, avukat Mehmet Pehlivan bir yol arkadaşımız. Kendisi sadece savunma hakkına sahip çıktığı için, sadece avukatlık mesleğini yaptığı için suçlamalar yönelttiler. Önce gözaltına almak istediler, serbest kaldı. Sonra hakkında dedikodular çıkardılar. Yandaş basında iftiralar attılar ama yine bir şey bulamadılar. İşin sonunda ne oldu? Evet, tutukladılar kendisini. Meslektaşımız sadece ve sadece Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nu savunduğu için, sadece ve sadece mesleğini yaptığı için bugün hâlâ tutuklu ve cezaevinde. Buradan Mehmet Pehlivan'a da selamlarımızı yollamak istiyorum.
“Avukatlar olarak mücadelemizi daha da büyüteceğiz, daha da güçlendireceğiz”
Yeri geliyor bir meslektaşımız belediye başkanı oluyor ve belediye başkanı olup da seçimi kazandığı için yargılanıyor, cezaevine konuluyor. Bir meslektaşımız gidiyor Ekrem İmamoğlu'nu savunduğu için cezaevine konuluyor. Anayasa Mahkemesi kararını uyguladığı için İzmir Baromuz yargılanabiliyor. Böyle bir dönemde hem İzmir'e hem de savunma hakkını savunan sizlere çok büyük bir iş düşüyor.
Ancak artık bizim görevimiz; avukatların, hukukçuların görevi ve sorumluluğu da tam olarak her gün insanlarımızın hakkı ihlal edilirken onların da yanında durmak. Dolayısıyla her bir olayda, her bir davada hep beraber buluşmak emin olun ki buralarda yapılan haksızlıkların önüne geçmemiz konusunda bir adım daha atılmasını sağlıyor, biraz daha cesaret veriyor. Bizler hukukçular olarak, avukatlar olarak mücadelemizi daha da büyüteceğiz, daha da güçlendireceğiz. Ve umuyorum ki bugün bu güzel 5 Nisan buluşmasında olduğu gibi, çok daha güzel günlerde birlikte olacağız. Umuyorum ki daha adaletli günlerde hep beraber buluşacağız. Hepinizin 5 Nisan Avukatlar Günü'nü kutluyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.
Sercan Kaya: “Bizler biliyoruz ki güçlü bir demokrasi ancak bağımsız bir yargı ve etkin bir savunma ile mümkündür.”
CHP İzmir İl Başkanlığınca düzenlenen 5 Nisan Avukatlar Günü buluşmasında konuşan CHP İzmir Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Sercan Kaya da hukukun siyasallaştığı, adalet duygusunun yara aldığı bir ortamda en büyük sorumluluğun yine avukatlara düştüğünü belirterek: “Bugün Avukatlar Günü vesilesiyle bir araya geldiğimiz bu kahvaltı buluşmasında sizlerle aynı sofrayı paylaşmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum. Avukatlık mesleği, yalnızca bir geçim kapısı değil; adaletin, hakkın ve özgürlüklerin savunusudur. Bizler; hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve adil yargılanma hakkını savunurken çoğu zaman en zor koşullarda, en ağır sorumlulukların altında görev yapıyoruz. Bizler biliyoruz ki güçlü bir demokrasi ancak bağımsız bir yargı ve etkin bir savunma ile mümkündür. Hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek, adalet duygusunu toplumun her kesiminde yeniden yeşertmek zorundayız. Çünkü adalet yoksa hiçbirimizin güvencesi yoktur. Bu vesileyle; görevini onurla yerine getiren tüm avukatların Avukatlar Günü’nü kutluyor, aramızdan ayrılan meslektaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum” dedi.





