Yerel seçimlerin ardından merak ettiğim konuların başında Cemaat'e sempati duyan, geçmişte baştacı, son günlerin 'inlerinize gireceğiz' haykırışına muhatap işadamlarının geleceğiydi.
Her ne kadar sonradan 'Hedefimiz Örgüt yapısı'' denilse de, görünen o ki , pota geniş.
Belki de ileride, örgütün finansörleri olma ihtimali var.
Sahi şimdilerde ne yapıyorlar, geleceklerinden endişe duyuyorlar mı?
**
Ama önce, yakın geçmişe dönelim.
Epi topu bir yıl öncesine. Ve mesala İzmir'e,
Kentin son 10 yılında gelişen, ulusal sınırları aşmaya çalışan/aşan önde gelen iş adamlarının bir bölümü Cemaat'e yakın isimlerdi.
Çoğu kendini saklamaz, bilakis Salı günleri gerçekleşen 'Diyalog Toplantıları'yla farklı kesimlerden işdünyası temsilcilerine ulaşmaya çalışırlardı.
**
Pennsylvania ziyaretleri yapılırdı sık sık, organize geziler olurdu..
Buralarda hayli laf söyleyenler, oralarda el pençe divan dururlardı.
Mesleği ne olursa olsun güçlü bir mevkiye gelmek için ifa edilmesi gereken bir vazifeye dönüşmüştü bu ziyaretler.
Ne kadar dili geçmiş cümle kullandım. Oysa herşey en çok bir yıl öncesi..
Amerikalıların deyimiyle, 'One's upon time'
Yani, bir zamanlar…
**
Şimdiki zamanlarda ise her şey tersine dönmüş durumda…
Elbette herkesin fikri kendine, ben cemaatin etkin isimlerden biriyle konuştum.
'Çok üzgünüz' diyor ve aşağı yukarı şunları söylüyor::
'Bugüne kadar yapılan hizmet, iktidar tarafından ciddi manada takdir ediliyordu. Herşey birden değişti. Hizmet felsefesi dünyada büyüyerek bazı odakları rahatsız edince, sanki bir oyun ortaya atıldı ve maalesef iktidar bu oyuna geldi. Ancak ümitsiz değiliz, doğrular elbet ortaya çıkacak. Bugünkü iftiraların arkasında başkaları bulunacak.'
***
Peki ya endişe ? Yanıt şöyle;
'Arkadaşlarda, iş adamlarımızda değişim görmüyoruz. Herkes inandığı duygu, düşüncesini savunuyor. Okullarda, yurtlarda ayrılma yok. '
O öyle diyor ancak Cemaate yakın bazı iş adamlarının küçülme kararı aldığını, bilançoları gözden geçirdiğini biliyorum.
Ayrıca değişen birşey daha var. O meşhur salı diyalog yemekleri artık yapılamıyor.
**
Şimdilerde klişe kalsa da Kızılderili atasözü düşüyor aklıma, 'Sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince karıncalar balıkları'. Bir zamanlar herkes iyiydi, demenin faydası yok.
Nasılsa aynıı sonuca varıyoruz
Ülkede böylesi kutuplaşma, gerilimi görünce kim haklı, kim haksız, kim birbirine yaslanarak bu kadar büyüdü demeyi bir kenara bırakıyor, hakikatten üzülüyor insan.