Robin Williams, 'Ölü Ozanlar Derneği'; bana 'beni' anlatan nadir özel bir isim ve kitap ismidir. Üniversite yıllarımda, elime bu kitabı kimin tutuşturduğunu yada tavsiye ettiğini hiç hatırlamıyorum. Neden bu kitabın ismini hiç unutmadığımı, aynı kitabın filmini seyredinceye kadar da bilememiştim. Bu filmde seyrettiğim her bir anı beni gerçekten özel bir 'yolculuğa' çıkardı ve halen bu yolculuğun tadını yaşamımda çıkarmaya devam ediyorum.
Pek çok kişi 'Ölü Ozanlar derneği' isimli kitabı okumuştur diye tahmin ediyorum; eğer okumayanlar varsa bile ciddi bir şekilde tavsiye ettiğimi bilmelerini isterim. Kitabın konusu alışılmışın dışında bir öğretmenin aslında hayatını anlatıyor. İnsanların sevdikleri işi neden yapmaları gerektiğini; neden sıra dışı olmak gerektiğini; itiraz etmenin aslında insanların düşüncelerini açıklamak için ne kadar önemli olduğunu bu satır aralarında bulabiliyorsunuz. Gerçekten kitabın üslubu o kadar etkileyici ki; bu devasa aktarım her an sizi kitabın içine çekiyor ve bir bakıyorsunuz ki, siz de oyunun 'oyuncusu' oluvermişsiniz.

Kitabın ana teması iki sihirli kelimeden oluşuyor aslında: 'CARPE DİEM' yani 'Günü Yaşa' ve 'Ya yarın yoksa'…Bu kelimelerin gerçek anlamını hayatımda kullanmaya ve içselleştirmeye başladığım andan itibaren bambaşka bir 'Meltem'e büründüğümü itiraf etmem gerekiyor. Ne yaptığımı ve neden yaşadığımı bilen birisi olduğumu anlamak bana yaşamımda bambaşka bir pencereden kendime bakmamı sağladı. Carpe Diem sözü ve Robin Williams bu nedenle 'yaşam idolüm' oldu ve o günden başlayan bu duygu halim, beni dinleyen herkese beni daha çok yaklaştırdı. Eğitimlerim sırasında yaşamımdan çeşitli kesitler verirken, kişinin kendi 'iç yolculuğuna' muhakkak çok erken yaşta çıkması gerektiğini öğütlemeye, anı ve günü yaşamanın bir daha geri gelmeyen bir 'zaman dilimi' olduğunu vurgulamaya çalıştım. Neden mi? Çünkü inancım odur ki, yaşam bir 'oyun'dur ve siz bu oyundan zevk almak için çaba harcamanız gerekiyor. Tadına çıkarmak için, neler yapmak gerektiğine kendiniz karar vermek zorundasınız.

Robin Williams'ın benim hayatımdaki önemi sadece bir tek film ile de kalmadı. Onun oynadığı diğer filmlerdeki karakterler de benim yaşam kalitemi artırmamda ön ayak oldu. Örneğin; 'Günaydın Vietnam', 'Balıkçı Kral', Hook','Alaaddin' bunlardan sadece bir kaçı. Bu filmlerde söylediği bazı 'replikleri'de asla unutmadım. 'Yaşamak, müthiş bir maceradır'; 'Özgür olmak..Bütün sihirlerlerden ve bütün dünyadaki hazinelerden daha muhteşemdir', 'İnsan ruhu bütün ilaçlardan daha güçlü; işte, oyunda, arkadaşlıkta, ailede beslenmeli. Bunlar önemli olan şeylerdir'

Robin Williams'ın topluma ve insanlığa mesaj verdiği öyle bir film daha var ki, muhakkak herkes tarafından seyredilmesi ve çeşitli kurumlara tavsiye edilmesi gerekiyor. 1999 tarihinde gösterime giren filmin ismi: Hunter 'Patch Adams'… Komedi olarak tanımlansa da yaşanmış bir hayat hikayesinden alıntı. İntihar eğilimli biri olarak girdiği akıl hastanesinde gördüklerinden sonra, Adams (Robin Williams) tıp fakültesine öğrenci olarak girer. Okulda başarılı bir öğrenci olmasına karşın, ideallerinden dolayı hocalarından tepki görür. Amacı 'hayata renk katarak' mizah yoluyla tedaviye katkıda bulunmaktır. Daha yoksul hastalar için kendi parası ve bağışlarla özel bir klinik açmaya kadar girişimlerde bulunarak, pek çok kişiye de amaçlı olmayı ve bu amaca ulaşırken zevk almayı ve mutlu olmayı öğretiyor.

Onun hastane koridorlarında hastalara ve tıp personeline karşı tutumunu ve davranışlarını filmde izlediğinizde; ya da bir konsültasyon sırasında hastalarının sadece tıbbi ihtiyaçlarına yönelik gereksinimlerinin karşılanması gerektiğine inanan ve onları belki de sadece 'robot' olarak gören ve hastanın o anda yaşadığı ruhsal durumu anlayamayan bir tıp profesörünün yanında Robin Williams'ın hastaya 'ismini sorarak, günaydın' demesi, aslında 'empati'nin; aslında 'sıra dışı' olmanın; aslında 'iletişimin' ne kadar önemli olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatıyor.


Ben, Robin Williams'ı hiç unutmayacağım diye düşünüyorum. Onun sergilediği roller, benim kahramanlarım oldu. Onun söylediği ve anlatmaya çalıştığı 'günlük roller' aslında insanlığın da izlemesi gereken roller olmalı diye düşünüyorum… Kavganın, kıskançlıkların, ihtirasların, hoşgörüsüz ortamların yaşandığı günümüzde, 'hayatlarınız olağanüstü' olsun diyen ve yaşamını 63 yıllık bir kareye sıkıştıran Robin Williams gibi; herkesin kararlı, üretken, insancıl ve sevgi dolu olması gerekiyor… İnsan ruhunu ancak 'sevgi' ile beslenir. Bu sevgiyi de kalbinizde taşımak gerekiyor. Yaşam bir mücadele… Hedefe ulaşmak için belki de odaklanmak, daha kararlı olmak gerekiyor. Ancak unutmamak gerekiyor ki; baki kalan tek hoş seda bu dünyada 'sevgi'…Yaptığınız her eylemin;

'Carpe Diem' kadar anlık; sevgi temelleri kadar 'güçlü' olması dileğiyle…