Hem eski hem de yeni CHP'li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun tepesi birden atıverdi. Üstelik seçime bir gün kala ve bu basit bir tepe atması da değil. Kocaoğlu baya baya dellenmiş. 'Sen bana hesap soracak adam mısın? Ulan manyak, terbiyesiz adam. Seni vekil yapanın…' falan filan. Tüm medyanın gözü önünde gelişen bu tatsız olay belediye başkanlarının içinde kendisini ayrı bir yere koyduğum Aziz Kocaoğlu'na hiç mi hiç yakışmadı. Peki, bunun sebebi ne olabilir? Kimi operasyon sıkıntısı kimi de gözaltılar diyor. Kimi ise yaşanan hadiseyi İzmir'de CHP oylarının düşmesi halinde bu durumun kendisine fatura edilecek olmasının Aziz beyde yarattığı gerginliğe bağlıyor. Bense sebebi her ne olursa olsun o çirkin tablonun yaşanmaması gerektiğini düşünüyorum. Çirkin hem de çok çirkin o tavrın bana göre kabul edilir bir yanı yoktur. Mehmet Ali Susam'ın avukatı değilim. Ama orada yaşanan olayları çirkin kılan şey karşı tarafın Mehmet Ali Susam olması değil Aziz Kocaoğlu'nun İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmasıdır. Şehrin emin kişisi, güvenilir adamına bağırıp çağırmak üstelik hakaret etmek yakışmadığı gibi ben dahil birçok kişiyi de hayretler içinde bırakmıştır. Aziz beyin işi zor, kabul ediyorum. Onun Cumhuriyet Halk Partisi için ne kadar çabaladığı ortada ancak bu çaba ve bu emek o görüntülerin ortaya çıkmasındaki kusurunu gizleyecek gibi görünmüyor. Olayların daha fazla büyümeden kapanmasındaki ustalığı ve olay sonrasında yaptığı o güzel açıklama bana göre Alaattin Yüksel farkını ortaya koydu. İyi bir il başkanı onun gibi olmalıydı. Her ne kadar genel başkan yardımcısı olsa da eksikliğini duyduğundan mı bilinmez zaman zaman İzmir'de bir il başkanı gibi olaylara müdahale ederek durumu toparlıyor. CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır ise kendisinden beklenen bir şekilde açıklama yaparak bizleri hiç şaşırtmadı. 'İki gün sonra bir yerlerde rakı içerken görürsünüz. Böyleydiler böyle oldular dersiniz' diyerek farkını ortaya koyan Bayır'a oldum olası hayranım. Siz ne dersiniz bilmem ama ben 'lafa bak çay demle' derim.
Mehmet Ali Susam'a gelince… 'Cevabımı 13 Haziran'da vereceğim' diyen Susam'ın bu beyanından benim anladığım; bazı grupların 13 Haziran Meydan Muharebesi için hazırlandığıdır. Son hatası bir yana Aziz Kocaoğlu'nun gösterdiği özverinin binde birini bile gösteremeyen belediye başkanlarının, seçim çalışmalarının hiç birisine katılmayan belediye meclis üyelerinin ve ilçe örgütlerini hiçe sayan organizasyonların var olduğu CHP'nin oyları düşerse bunun nedeni partinin kurumsal kimliği değil bu kurumsal kimliğe yön verenlerdir. Zira bundan bir önceki 'İzmir; CHP'ye kötü bir sürpriz yapacak' başlıklı yazımda anlatmak istediğimde tam olarak buydu. Benim partinin kurumsal kimliği ile bir derdim yok. Benim derdim kendini partinin bile üstünde gören kişilerdir.
Birçok partinin bayrakları İtfaiye araçları ile asılırken CHP bayraklarını merdivenlerle asan gençlerin var olduğu CHP'li belediyeler düşünün.
Partisinin İktidar Yürüyüşü'ne katılmayan CHP'li belediye başkanlarını düşünün.
Bir ilçe yöneticisi hakkında disiplin soruşturması başlatırken ilçe başkanı ile görüşmeyen bir il başkanını düşünün.
CHP mi onlara zarar veriyor? Onlar mı CHP' ye?
Yazdım, çizdim, konuştum, söyledim. Sıra geldi oyumun rengine… Ben her ne kadar CHP'den istifa etsem de görüşlerimden ve fikirlerimden ayrılmış değilim. Ben bir Cumhuriyet sevdalısıyım. Ben, Atatürk ilke ve inkılaplarına gönülden bağlı, vatanını ve milletini seven bir Anadolu insanıyım. Hakkımda yargısız infaz kararı veren il başkanına, beni en verimli çağımda partim için çalışmaktan, partimin bayrağını sallamaktan ve partim için avazım çıktığınca bağırmaktan alı koyan bir belediye başkanına rağmen oyum Cumhuriyet Halk Partisi'nedir.
Bir çocuk oyunu olan saklambaçta yanlış bir isim söyleyip 'sobe' dediğiniz zaman oyun biter. O zaman çocuklar şöyle bağırır: 'Çanak çömlek patladı. Çanak çömlek patladı!'' Evet dostlar oyun bitti: 'Çanak çömlek patladı!''
Şimdi sıra gerçeklerle yüzleşmekte…

Not :
Bu yazım 11.06.2011 tarihinde yayına verilmek üzere Ege de Son Söz yazı işlerine gönderilmiş olup seçim yasakları nedeniyle Ege de Son Söz icra kurulu tarafından yayına verilmemiştir. Seçim sonuçlarını değerlendireceğim yeni yazımla en kısa zamanda karşınızda olacağım.