EGEDESONSÖZ - İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde modüler tuvalet hizmetinde çalışan taşeron işçiler, hizmetin yeniden taşeron firmalar aracılığıyla sürdürülmesi kararına tepki göstererek eylem yaptı.

İşçiler, toplu iş sözleşmelerinin 31 Aralık’ta sona ermesinin ardından yeni dönem ihale sürecinde belediyenin hizmeti yine taşeron firmalar üzerinden yürütme kararı aldığını belirtti. Kültürpark içindeki belediye holleri önünde bir araya gelen işçiler, taşeron sisteminin sona erdirilmesini istedi.

“VERİLEN SÖZLER TUTULMADI”
Eylemde yapılan açıklamada, daha önce işçilere taşeron düzenine son verileceği ve hizmetin belediye bünyesinde sürdürüleceği yönünde sözler verildiği ifade edildi.

Taşeron sisteminin devam etmesinin çalışanların kazanılmış sendikal haklarını da tehdit ettiği savunulan açıklamada, “Aylarca mücadele ettiğimiz taşeron düzeninin devam ettirilmesi, kazanılmış sendikal haklarımızın da elimizden alınması anlamına gelmektedir” denildi.

TAŞERON SİSTEMİNE TEPKİ
İşçiler, hizmetin belediye bünyesinde ve kadrolu çalışanlarla yürütülmesini talep ederken, taşeron sistemine karşı mücadelelerinin sürdürüleceğini belirtti.

İşçiler tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

Bizler, İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki modüler tuvaletlerde çalışan taşeron işçileriz.

Geçtiğimiz yıl, insan onuruna yakışır ve güvenceli koşullarda çalışmak için 60 gün boyunca mücadele ettik. Talebimiz açıktı: Belediyenin asıl işi olan ve doğrudan kamu hizmetini ilgilendiren işimizde taşeron uygulamasına son verilmesi ve bizlerin belediyenin kendi personeli olarak çalışması.

İZBETON’da TİS anlaşması sağlandı: Zam oranı belli oldu
İZBETON’da TİS anlaşması sağlandı: Zam oranı belli oldu
İçeriği Görüntüle

Çünkü yaptığımız iş bir kamu hizmetidir ve belediyenin asli görevlerinden biridir. Buna rağmen yıllardır taşeron sistemi içerisinde çalıştırılıyoruz. Çalıştığımız taşeron firma, her yıl uyguladığı giriş-çıkışlar nedeniyle başta iş güvencemiz olmak üzere birçok hakkımızı kaybetmemize neden oluyor. Her yıl yeniden belirsizlik ve güvencesizlikle karşı karşıya bırakılıyoruz.

İşte bu çalışma düzenine karşı 60 gün boyunca eylemler düzenledik, basın açıklamaları gerçekleştirdik. “Taşerona hayır, güvenceli iş istiyoruz” diyerek mücadelemizi sürdürdük.

Verdiğimiz mücadelenin sonucunda, belediye bürokratları olan iki avukat bizimle görüşmeler gerçekleştirdi. Bu görüşmelerde sendikacılar, kendi avukatımız, PE Belediye Dayanışma Ağı’ndan dostlarımız ve işyeri temsilcilerimiz de yer aldı. Yapılan görüşmeler sonucunda da bizlere bir teklif sunuldu: Taşeron firmaya geri dönecek, toplu iş sözleşmesi imzalayacak ve bir sonraki dönemde belediye şirketlerine alınacaktık.
Biz de bu teklifi kabul ederek işyerlerimize geri döndük, DİSK Genel-İş Sendikası’na üye olduk ve toplu iş sözleşmemizi imzaladık.

Sürecin başından bugüne kadar, uzun süren mücadelemiz sonucunda kazandığımız sendikal haklarımızın ve belediyenin bizlere verdiği belediye personeli kadrosu sözünün takipçisi olduk. Bu süreç boyunca mücadelemizden geri adım atmadık.

31 Aralık tarihinde çalışmakta olduğumuz taşeron şirketin ihalesi ve imzaladığımız toplu iş sözleşmesi sona erecek. Ancak yeni dönem ihale süreci yaklaşırken, belediyenin bu işi yeni dönemde de taşeron firma aracılığıyla sürdürme kararı aldığını öğrenmiş bulunuyoruz.
Bu karar, bizlere verilen sözlerin yerine getirilmeyeceğini ve yıllardır sürdürülen taşeron düzeninin devam ettirileceğini göstermektedir.
Biz bugün bu kararı kabul etmediğimiz için buradayız.

Bizler yıllardır bu işi yapan, alın terimizle İzmir’in temizliğini sağlayan ve insan onuruna yakışır, güvenceli koşullarda çalışmak isteyen işçileriz.

Taşeron sistemiyle güvencesiz çalıştırılmaya, her ihale döneminde haklarımızın sıfırlanmasına ve mücadele ederek kazandığımız sendikal haklarımızın “ihale bitti” denilerek gasp edilmesine sessiz kalmayacağız.

İhale sürecinin her aşamasında sesimizi duyuracağız. Gerek mesai saatlerimizin dışında gerek iş bırakarak gerekse de belediye binalarının önünde ve belediye başkanının bulunacağı her yerde olacağız. Taşeron düzenine karşı mücadelemizden bir adım dahi geri atmayacağız.
Çünkü biliyoruz: Taşeron demek güvencesizlik demektir. Taşeron demek hak kaybı demektir. Taşeron demek her ihale döneminde yeniden belirsizlik ve geleceksizlik demektir.

Belediyenin asli görevi olan kamu hizmetleri taşeron şirketlerin kâr kapısı haline getirilmemeli, İzmir halkının kaynakları taşeron patronlarının kârını büyütmek için kullanılmamalıdır. Kamu hizmeti kamu eliyle, nitelikli ve güvenceli biçimde yürütülmelidir.

Bu hizmetleri üreten biz işçilerin emeği ise taşeron düzeninin insafına bırakılamaz. Her ihale döneminde geleceğimiz yeniden belirsizliğe sürüklenmemeli, kazanılmış haklarımız bir ihale değişikliğiyle yok sayılmamalıdır. Yıllardır bu işi yapan bizler; güvencesizliğe, hak kaybına ve taşeron patronlarının kâr hırsına mahkûm edilmeyi kabul etmiyoruz.

İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimine açık çağrımızdır:

Bizlere verilen sözler tutulmalıdır. Taşeron düzenine son verilmeli, biz işçiler belediye bünyesinde, güvenceli ve kadrolu olarak çalıştırılmalıyız.

Belediyenin diğer birimlerinde taşeron olarak çalışan tüm işçileri bizimle iletişime geçmeye ve hepimizi güvencesizliğe mahkûm eden bu taşeron düzenine karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.

Verilen sözlerin takipçisi olmaya, hakkımızı savunmaya ve mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz.