Ozan EKİZ / EGEDESONSÖZ – İzmir’de ‘niyet protokolü’ ile yeniden gündeme gelen ve geleceği soru işaretlerine dönen ‘Basmane Çukuru’ tartışması devam ediyor.
Son olarak Kültürpark Platformu Basmane Çukuru önünde bir basın açıklaması düzenledi. Düzenlenen basın açıklamasının önünden sloganlar halinde İzmir Büyükşehir Belediye Binası önüne yürüdüler. Meclis Salonu’nun önünde açıklamasına devam eden platform üyeleri, belediye başkanı ile görüşmek istediklerini belirtti. Eylemciler, belediyeden muhatap bulamadıklarını belirterek basın açıklamasını sonlandırdı.

Yapılan açıklama şu şekilde:
Kamuoyunda “Basmane Çukuru” olarak bilinen ve bugün doldurularak kapatılmış olan; mülkiyeti ve hukuki statüsü tartışmalı Basmane arazisinde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Belediye Meclis üyeleri kent suçu işlemektedir.
İzmir’in merkezinde, bir yandan tarihi ve doğal sit alanı olan Kültürpark’la tarihsel, mekânsal ve kamusal bir bütünlük oluşturan, diğer yandan kentsel sit olan Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nın hemen bitişiğinde yer alan İzmir halkına ait kamusal bir varlıktan söz ediyoruz.
20 bin m²’den büyük bu alan ne atıl bir arsa ne de pazarlık konusu edilebilecek bir mülktür. Burası, kent hakkının, kamu yararının ve hukukun üstünlüğünün doğrudan konusudur.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 16.01.2026 tarihinde oybirliğiyle kabul ettiği; Belediye ile TMSF ve karşılığı inşaat sözleşmesi tarafları arasında “niyet protokolü” yapılmasına ilişkin kararı, İzmir’in ortak geleceği açısından geri dönüşü imkânsız sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
“Sözleşmenin geriye dönük feshi ve tapu iptal” davası sürerken; Büyükşehir Belediye Meclisi bu araziyi geçtiğimiz yıl “takas”, bu yıl da “niyet protokolüne” konu etmekten geri durmamıştır.
2022 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan davada, belediye lehine bilirkişi raporları alındığı; teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin gündeme geldiği; tapuların belediyeye devri konusunda muvabakat sağlanıp, tazminat tutarının tartışıldığı yani Basmane arazisinin tamamının yeniden kamu mülkiyetine geçmesi yönünde güçlü bir hukuki zemin oluşmuşken, İzmir Büyükşehir Belediye Meclis üyelerinin neden bu davalardan vazgeçme kararı aldıklarını anlamlandıramıyoruz.

TMSF ile protokol masasına oturmanın kamusal bir haktan feragat etmek anlamına geldiğinin, bunun yalnızca idari bir tercih değil; bilinçli bir kent suçu olduğunun farkında değiller mi?
Sayın Meclis üyeleri, imar düzenlemeleri ve kent planlama kararlarının, niyet protokollerine konu olmayacağını mutlaka biliyorlardır. “Kötü Niyet Protokolü” olarak tanımladığımız bu protokolde hangi kamu yararını bulduklarını bizlere anlatmalıdırlar.
Bütünüyle kamuoyundan gizli yürütülen görüşmeleri, İzmirlilere nasıl savunabilecekler? Seçimler öncesinde halkçılıktan, hesap verilebilirlikten söz eden katılımcı ve şeffaf bir yönetim vaat eden Sayın Başkan; hukuku göz ardı eden, kamudan yana olmayan, katılımcılıktan uzak, kapalı kapılar arkasındaki görüşmeleri nasıl izah edecektir?
Tamamen ticari kullanımı esas alan “kötü niyet protokolü”, kent merkezinde zaten ağır baskı altında olan altyapı, ulaşım ve yaşam kalitesi sorunlarını daha da derinleştirecek, Basmane’de kamusal alan bütünlüğünü parçalayacaktır.
Kamu mülklerini satamayacağınızı, pazarlık konusu edemeyeceğinizi, sermayeye devredemeyeceğinizi, planlama ilkelerini, hukukun üstünlüğünü ve kamu yararını göz ardı edemeyeceğinizi bir kez daha ifade ediyoruz.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Belediye Meclisi Üyelerine tapu devri konu eden 1997 yılına ait ihaleyi iptal etmelerini, devam eden yargı süreçlerinin sonucu beklemeleri gerektiğini hatırlatıyoruz. Aksi halde kamuya ait bir alanı bilinçli bir şekilde gözden çıkaran, geçmiş hukuksuzlukları meşrulaştıran ve yeni bir kent suçunun doğrudan sorumlusu haline gelen bir yönetim olarak anılacaklardır.
“Çukurdan” kurtuluşun tek yolu; bu alanın yeniden kamu mülkiyetine geçmesi ve kamusal alan olarak kullanılmasıdır.

İzmir’in geleceği pazarlık konusu yapılamaz.
Basmane bir rant alanı değil, İzmir halkının ortak yaşam alanıdır.
İzmir halkını, meslek odalarını, demokratik kitle örgütlerini ve tüm duyarlı kesimleri; Basmane arazisi başta olmak üzere Buca Cezaevi alanını, İnciraltı’nı ve kentimizin tüm kamusal alanlarını birlikte savunmaya çağırıyoruz.
Basmane arazisi İzmir’indir. Halkındır. Ve öyle kalacaktır.



