Bornova Belediye Başkanı Olgun Atila, daha aday adayı iken, benimle görüşüp, başkan olduğunda Bornova köylerini bir araya getiren bir kooperatif kurmak istediğini söylemişti.
Aday oldu, seçimi kazandı ve bu projesini harekete geçirmek üzere düğmeye bastı. Bu konuda bir öğlen yaptığımız ilk toplantıya kendisinin yanı sıra Belediye Başkan Yardımcıları Sermet Pınar, Muhammet Yıldız ve Hüseyin Hamamcılar da katıldılar.
Ardından muhtarlarla yaptığımız ilk toplantı son derece olumlu geçti ve muhtarlar köylülerin istekli olduklarını söylediler.
Kooperatif ile ilgili çalışmalara başlarken önce muhtarları ve isteyen köylüleri Tire Süt Kooperatifinde incelemeler yapmak üzere Tire'ye götürdük. Son derece memnun kalınan ziyaretten sonra, ivme daha da arttı. Sonunda Bornova Tarımsal Üretim kooperatifi resmi işlemlerini tamamladı ve kurucu üyelerini belirledi. Şimdi genel kurul yapılacak ve kaydedilen üyeler yeni yönetim kurulunu seçecekler. Bu arada üye kaydı için ilginin yüksek olduğunu da biliyorum.
Bu kooperatif Bornova'nın köylerinde yetiştirilen bütün ürünlerin sigortası olacak. Bornova'da üzüm, kiraz, zeytin, sebze ile keçi sütü, ağırlıklı olarak üretiliyor. Önceliğimiz üreticilere eğitim vermek olacak. Eğitimleri kendi konularında uzmanlardan oluşturulacak olan 'danışma kurulu' verecek. Burada Ege Üniversitesindeki hocalar önemli rol oynayacaklar.
Bu arada alt yapı eksiklikleri de yapılacak projelerle giderilmeye çalışılacak.
Bu hareketin tarımsal üretim potansiyeli olan İzmir'in hatta Türkiye'nin bütün ilçelerine örnek olması gerekiyor. Köylünün tek başına kendini sömürenlerle baş etmesi olası değil. Mücadelenin örgütlü olması gerekiyor. Köylü pazarlık masasında olmak istiyorsa bunu ancak kooperatif örgütlenmesi ile becerebilir. Yoksa ürünleri her zaman olduğu gibi yok pahasına satılır.
Yüzde 25' i tarımla uğraşan bir ülkede şüphesiz üretim son derece önemli. Hele o ülkenin köylüsü 77 milyon nüfusu, 35 milyon turisti, sayıları 2 milyona dayanan Suriyeli göçmeni doyurduktan sonra ülkeye ihracat yoluyla döviz sağlıyorsa.
Üstelik de dünyanın en pahalı girdisini (mazot, gübre, ilaç, yem, elektrik vs) kullanmasına rağmen üretime devam ediyorsa. Örneğin köylü bu yıl aldığı 10 milyar lira dolayındaki desteğin neredeyse tamamını mazottaki dolaylı vergilerle devlete geri ödüyor. Ya diğer vergiler? Yani aslında destek alamıyor.
Gelelim köylünün bugünkü perişanlığına. Pazardaki fiyatları görünce şehirliler üreticinin çok para kazandığını düşünüyorlar. Halbuki aracılar kazanıyor. Bugün manavdan, marketten, pazardan aldığınız domatesin, biberin, şeftalinin köylüden üçte bir fiyatına alındığını, daha da beteri, bazı aracıların köylünün üzümünü, zeytinini, zeytinyağını, incirini satın aldıktan sonra paralarını ödemediğini biliyor musunuz?
Bornova köylüleri bu açık sömürüden kurtulmanın yolunu buldular. Ancak işimiz bitmedi, daha kat edeceğimiz çok yol var.