Uzun zamandır sizleri izlemekteyim. Büyük uğraşlar ve zorlu mücadeleler ile özgürlük ve bağımsızlığını kazanan milletimizin içinde bulunduğu bu müşkül durum beni derinden yaralamaktadır. Milli mücadele zamanlarımızdaki birlik ve beraberliğimizin tüm dünyayı etkilediğini çok çabuk unutmuşsunuz. Yabancı milletler bunu unutmamış olacaklar ki hile ile aranıza düşmanlık sokulmaktadır. Güzel yurdumuzu işgal etme arzusunda olan bu milletler, önderlerinizin başını para ve şöhret ile döndürmekte olup onlar vasıtası ile sizleri yoksulluk ve dışa bağımlılığa sevk etmektedirler. Emellerini gerçekleştirme alanındaki somut adımları ise bize göre çok yakındır. Bize göre diyorum çünkü burada yalnız değilim. Sizleri milli mücadele sırasında beni yalnız bırakmayan vatansever dostlarımla birlikte izliyoruz. Zira bu mektubu yazma sebebimde bundan ibarettir. Cepheye top mermisi taşıyan Kırıkkaleli Tayiş Hanımdan tutunda İsmet Paşa'ya kadar herkes burada… Ortak fikrimiz memleketin psikolojik bir işgal altında olduğu yönündedir. Fiili işgal ise psikolojik işgalin halka sindirilmesinden sonra gelecektir. Bütün temennimiz ulusumuzun bu psikolojik işgali hazmedememesinden yanadır.
İktidar sahiplerinin bir şey yapmasını beklemek mucize beklemekten öte bir şey değildir. Nihayetinde onlarda insandır. Onlarında başı dönebilir. Ne yapmanız gerektiğine gelince, yapmanız gereken şey çok zor ve meşakkatli ama oldukça zaruridir. Sizler sahip olduğunuz tüm malı mülkü aklınızdan çıkaracaksınız. Zira işgal zamanlarında memleketin işgali demek sizin evinizin de işgali demektir. Keşke hepiniz işgal anını geçmişte yaşayan insanları anlayabilmiş olsaydınız. O vakit özgürlük ve bağımsızlığınızın eviniz ve arabanızdan ne kadar değerli olduğunu daha da iyi anlayabilirdiniz. Artık sesinizi her zamankinden daha fazla çıkarmanın zamanı gelmiştir.
Görüyoruz ki yurttaşlarımızın gözlerinde bir umutsuzluk hakim ve milletimiz refaha ulaşmak adına yanlış fikirlere gönül vermektedir. Benim milletim ölmeyi tutsaklığa tercih eder. Eğer ki başında yol gösteren bir lider varsa… Sizler beni beklemekten yoruldunuz. Ve beni beklerken içinizdeki Mustafa Kemalleri göremediniz.
Aziz Türk Milleti;
İçinde bulunduğunuz durum çok elim bir durum değildir. Bu millet birlik ve beraberlik ruhuyla nice zaferler kazandı. Şimdi sizden istediğim tek şey benden ümidi kesmenizdir. Ben ruhen hepinizin yanında ve de arkasındayım. Artık bu memleketin idare ve iktisabında söz sahibi olamamanızdan dolayı sıkıntı duymayı bir kenara bırakın. İktidarı yönetime getiren de yönetimden alan da sizlersiniz. O halde verdiğiniz görevin iyi yapılıp yapılamadığını muntazaman sorgulayınız. Nitekim bu milletin kurtuluşu yine bu milletin elindedir.
Biz, dikkatle sizden gelecek zaferleri bekliyoruz. Ümidimizi hiç yitirmedik. Ve asla yitirmeyeceğiz. Vatanın bölünmez bütünlüğüne sahip çıkacağınıza olan inancımızla ülkemizin her alanda yabancı devletlere örnek bir devlet olması yönünde çalışmalarınızı sürdürmenizi diliyoruz.
Baylar, artık zaman mücadele zamanıdır. Herkes ulusal görevini ve sorumluluğunu bilmeli, memleket meseleleri üzerinde o düşünceyle, düşünüp çalışmayı görev edinmelidir. Türk Milleti yeni bir iman ve kesin bir milli azim ile yeni bir devlet kurmuştur bu devletin dayandığı esaslar 'Tam Bağımsızlık' ve 'Kayıtsız Şartsız Milli Egemenlik'ten ibarettir. Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu Milli Egemenliktir. Milletin Kayıtsız Şartsız Egemenliğidir...
'Milletlerin tarihinde bazı dönemler vardır ki, belli amaçlara erişebilmek için maddî ve manevî ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı doğrultuya yöneltmek gerekir. Yakın yıllarda milletimiz, böyle bir toplanma ve birleşme hareketinin önemli sonuçlarını kavramıştır. Memleketin ve devrimin, içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için, bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması gerekir. Aynı cinsten olan kuvvetler, ortak amaç yolunda birleşmelidir.'