Ülkemizde bilirkişi müessesesi, genel olarak dejenere edilmiş vaziyette. Herkesçe bilinen bu gerçek, İstanbul’’da bir operasyonla ortaya çıkmış bulunuyor. Artık mızrak çuvala sığmıyor.’¶ En sonunda söylemem gereken bir yargımı ilk başta söylememden dolayı sıkıntılıyım.
Mahkemelerde davaların çok büyük bir kısmında bilirkişiye ihtiyaç yokken; hakim, sorumluluğu paylaşmak ve karara zaman kazanmak için bilirkişi tayin eder.
Bilirkişilik çok özel vak’’a ve davalarda kullanılacakken, her dava için bilirkişilik istendiğinden bu kurum artık bir meslek haline gelmiş.
Meslekteki kişilerin sayısının az olması iş yükünün fazla olması, dava ve dosya başına getirinin az olması, bu kurumu da ’‘vicdan ile cüzdan’’ arasına sıkıştırmış bulunuyor.
Bilirkişi, konunun uzmanı olarak bütün dosyayı incelemek durumundadır. Teknik yönden münferiden veya arkadaşları ile beraber bir görüş bildirir. Bilirkişi, kabarık dosyayı incelediğinde, günlerini alacaktır, bu inceleme karşısında aldığı cüz’’i bir bedel var.
Davalı taraflardan biri kendisi veya aracılar vasıtası ile bilirkişiye ulaşır. Bilirkişiye kendi arzuladığı biçimde bir müteala verir. Bilirkişinin zamanı yoktur, hazır gelmiş bir müteala, ek olarak onun yanında da maddi bir imkan, bilirkişinin nefsi ile mücadelesini doğurur.
Kısa süren bir nefis mücadelesi sonunda nefis, paranın dayanılmaz gücüne yenik düşer.
Başlangıçta da dediğim gibi, hakimin evraklara baktığında, kendi bilgi ve tecrübesi ile vereceği karar; bilirkişinin vereceği karardan çok daha isabetli olacaktır.
Mahkemelerde hakimin yükünü azaltalım derken, ortaya rüşvete ve suiistimale açık bir iş kolu yaratmış oluyoruz.
Bugünkü gazetelere bakın, İstanbul’’da bir bilirkişi çetesi çökertildi diye sürmanşetler var.
Bu ortaya dökülen bir hadise. Her ilde böyle yapılanmalar var. Çeteler mali müşavirleri ve bilirkişiliği iş edinen hukuk fakültelerindeki genç öğretim görevlilerini kullanmaktadır. Üniversitedeki genç öğretim üyeleri, kendi çalışmalarının gerektirdiği zaman dolayısı ile dosyalara eğilememekte, bunun yanında düşük ücretleri, onları, kolayca bu çetelerin eline düşürmektedir.
Süper savcılar, sık sık bilirkişilik raporu yazan kişileri incelemeye alsınlar, göreceklerdir bu kirli yapılanmaları. Bu kirlilikler, bilirkişilik müessesi anlayışımızın değiştirilmesi gereğini ortaya çıkarmıştır.
Hukuk reformundan bahsettiğimiz bu günlerde, bu müesseseyi de mercek altına almalıyız’…
Saygılarımla.