Buse AÇIKALIN/EGEDESONSÖZ - Ege Bölge Sanayi Odası (EBSO), 2025 yılı üretimden satışlara göre 100 büyük sanayi kuruluşunu açıklamak üzere basın toplantısı düzenledi.
Toplantıda 2025 yılına dair değerlendirmelerde bulunan EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, OVP Programı ile ilgili dikkat çeken açıklamalar yaptı.
“RUSYA BİZİM ÇOK BÜYÜK BİR PAZARIMIZ VE ÜLKEMİZİ ETKİLİYOR”
Dünyada yaşanan son gelişmeler ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Yorgancılar, “2026 yılında ilk çeyrek büyüme verisiyle sanayi ihracatındaki daralma eğilimi teyit edildi. Devam eden bu durum; firmalarımızın iyileştiremediği finansal koşulları kadar, bankacılık ve üretim ikliminde reel sektörün normalleşmesiyle de doğrudan ilgilidir. Bu sene "Bismillah, inşallah kazasız belasız iyi bir yıl olur" dedik Ocak ayında. Arkasından bir baktık, İsrail'le İran savaşıyor. Sonra anlaşıldı, Hürmüz Boğazı kapandı, onlar aralarında anlaşmalı şimdi. Bugün yine İran'la bombaladı İsrail'i... Yukarıdaki savaş hala devam ediyor; Ukrayna ve Rusya arasında kazananın kim olacağı bilinmiyor ama kaydedin. Oradaki insanlar ve dışarıdan mağdur olan ülkeler olarak baktığımızda, en fazla etkilenenlerden bir tanesi de biziz. Biliyorsunuz, Rusya bizim çok büyük bir pazarımız ve bu durum ülkemizi etkiliyor” dedi.

“KIRIK OLAN MASAYA OTURMAK, ORADA YEMEK YEMEK SON DERECE ZOR”
OVP Programı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Yorgancılar, “OVP Programı doğru, bakanlığımızın bu şekilde bir programı var. Ama bizim istediğimiz istikrar, öngörülebilirlik ve güven ortamıdır. Bunlardan bir tanesi eksik olduğunda, masanın ayağının bir tanesi kırıkmış gibi oturuluyor. Kırık olan bir masaya oturmak, orada yemek yemek son derece zor. Ayrıca hem istikrarın hem öngörülebilirliğin hem de güven ortamının bir an önce devam etmesi ve korunması en büyük beklentimiz. Çünkü sanayicinin istediği tek bir şey var: Öngörülebilirlik. Bugün ne olur, ne olmaz, ne olacak, gelecekte ne olacak bunu bilmeliyim. Bir de iş yükü var; yeni bir yatırım yapılacakken maç oynanırken kural değişiyor. Bakın, bizim en önemli kayıplarımızdan bir tanesi bu; maç oynanıyor, kural değişti, bizim işimiz değişti. Sanayici işi yaptı, güneş enerjisi yatırımları yaptı. Bizim güneş enerjisi yatırımı yaptığımız dönemde devlete yaptığımız uygulama ile şimdiki uygulama aynı mı? Değil. "1 Mart itibariyle saatlik mahsuplaşma yapılacak" denildi. Saatlik mahsuplaşma yapıldığı zaman, yapılan bu yatırımların geri dönüşü 8 yıla, 9 yıla çıkıyor. Ama diğer eski sistemde, senin verdiğin keşif yatırım sistemine göre yaptığımda bu süre 4 - 4,5 yıldı. 4 - 5 yıl vadeyle kredi aldım; 5 yılın sonunda yaptığım yatırımı krediyle kapatıp sistemin geri dönüşünü üretimine başlayacaktım. Ama şimdi devletimiz, hükümetimiz dedi ki: "Bu artık saatlik mahsuplaşma olacak." Yani buradan da bir maliyet artışı söz konusu olacak. Dolayısıyla öngörülebilirlik dediğim konu bu. Eğer bir şey yapılıyorsa, uygulamayı açıkla ve sonuna kadar, en azından o yapılmış yatırımla ilgili süreç bitene kadar uygulamasının doğru kalmasını sağlanmalı” şeklinde konuştu.
“DÖVİZ KURU ARTMALI”
"Enflasyon kadar döviz kurlarının artmasını istiyoruz" diyen Başkan Yorgancılar "Eğer bunu yapmazsanız, zamanında belirli bir süre içinde yapmak zorunda kalırsınız. Geçmişte biz bunu yaşadık; döviz 680 liraydı, 683 liraydı, 1800 liraya kadar çıktı. Faizler 600 - 1000 seviyelerine çıktı. Ondan sonra alınan kararlarla döviz 1000 liraya düştü. O yıllarda 1100 seviyelerinde bir yıl müddetle gitti. Sonra yine yavaş yavaş arttı. Baktı olmadı, bir daha arttırıldı. O açıdan, bu firma batmalarının olmaması için zamanında kur artışının yapılması gerekiyor. Yapmazsan, zaten bir süre sonra kendiliğinden olacak. Belki tutulmazsa öyle bir şey olur" ifadelerini kullandı.
“SINIRLI BİR BAŞARI ELDE EDİLDİ”
2025 yılının 2024 yılı ile ekonomik açıdan paralel gittiğini vurgulayan Yorgancılar, “2025 yılı, 2024 yılı ile paralelde gitti. Enflasyonla mücadelede rakamlara baktığımızda bir başarı elde edildi ama bu sınırlı bir başarıydı. Yüksek faiz enflasyon baskısıyla oluşan kur üçgeninde firmaların karları olumsuz etkilendi. Kur rakamın altında kaldığı sürece maliyetler otomatik olarak arttı, karlılığı aşağıya çekti” dedi.
“SANAYCİNİN REKABET GÜCÜ ZAYIFLADI”
Vize konusunun sanayicinin rekabet gücünü zayıflattığını ifade eden Yorgancılar, “2025’te en büyük sıkıntılardan birisi sanayicilerin vize konusu oldu. Yurt dışına gidip kendi malını satamamanın sıkıntısı yaşandı. Sanayicimizin rekabet gücü zayıfladı” şeklinde konuştu.
“ÇİN MALLARININ 15 YIL ÖNCE YÜZÜNE BAKILMIYORDU”
ABD ve Çin ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Yorgancılar, “Trump’ın 2. Dönemi ile ABD'de ve küresel ticarette öngörülemezliğin aldığı yeni bir dönemin başladı ve belirsizlik yerini korudu. Çin şokunun yerli üreticilerimiz açısından olumsuz etkilerinin derinleşmesi, hareket kabiliyetini yavaşlattı. Çin mallarının belki 15 yıl önce yüzüne bakılmıyordu ama bugün Çin ürünleri Avrupa’da üretilen ürünler ile aynı denklemde. Bugün Almanya’da yapılan teknolojinin üstünde bir teknoloji var. Fiyatlar ise Avrupa’nın 3’te 1 fiyatında” ifadelerini kullandı.
BÜYÜME ÜRETİMDE GERÇEKLEŞMEDİ!
2025 yılı değerlendirmelerine devam eden Yorgancılar, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“2025 yılında sanayi nasıl gidiyor diye baktığımızda bunu bize en güzel rakamlar söylüyor. Kapasite kullanım oranları 2025’te yüzde 74,3’e düştü. İmalat sanayide GSYH içindeki payı ise yüzde 15,9’a geriledi. Sanayici kapasitesini tam kullanmamış aşağı doğru düşmüş. Büyüme üretimde değil hizmet sektöründe ve ticarette gerçekleşti.
Kar bildiren firma sayısı 81’den 66’ya, yabancı sermayeli firma 28’den 22’ye düştü. İhracat yapan firma sayısı ise 96 dan 90’a düştü. Üretimde satışlar yüzde 24,3 arttı. Net satışlar ise yüzde 24,5 artış gösterdi. Üretimin net satışlar içindeki payı yüzde 93,3 arttı”
“İHRACATTA SON 2 YILDIR GERİLEME İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
100 büyük firmanın ihracat oranları ile ilgili açıklamalarda bulunan Yorgancılar, “100 büyük firmanın üretimden satışlarının yüzde 51.7’si kimya ve plastik ürünleri sanayide olup, yüzde 81.5’i kimya ve plastik, gıda ile denir çelik meral döküm sanayide yoğunlaşmıştır.Dış ticaret performansında, ihracat 17 milyar dolar, ithalat 12 milyar dolar, net ihracat 4 milyar dolar. 100 büyük firmanın ihracatında son 2 yıldır gerileme ile karşı karşıyayız” şeklinde konuştu.
“İZMİR’DEKİ İHRACATÇILARIN REKABET GÜCÜ ZARAR GÖRDÜ”
Kurdaki artışın İzmir’deki ihracatçıların rekabet gücüne zarar verdiğini belirten Yorgancılar, “Türkiye'nin ihracatı yüzde 4,4, İzmir'in yüzde 0,9 artarken, 100 büyük firmamızın ihracatı yüzde 4,4, ithalatı yüzde 5,9 gerilemiştir. Kurlardaki artışın enflasyonun gerisinde kalmaya devam etmesi, özellikle İzmir'de yoğun olan sektörlerde ihracatçıların rekabet gücüne zarar vermiştir. Üretimden satışlar içinde ihracatın payı da, yüzde 35'den yüzde 32'ye gerilemiştir” dedi.
“FİNANSMAN GİDERLERİ SON 3 YILIN EN YÜKSEK SEVİYESİNE ÇIKTI”
Finansman giderleri ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Yorgancılar, “Borç/özkaynak oranı, 2021 yılında son 10 yılın en yüksek düzeyine ulaşılmasının ardından, gerek enflasyon düzeltmesi, gerekse finansman teminindeki güçlüklerden kaynaklı kademeli gerilemişti. 2025 yılında %113 oranında gerçekleşen veri, Avrupa ülkelerinde ortalama %60'ların oldukça üstündedir. Bu durum, finansman maliyetlerini artırarak, firmaların yatırım kapasitesini daha da zayıflatacaktır. Finansman giderlerinin faaliyet karına göre son 3 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 73,3’e çıktı. Yani, yatırımlar için kullanılması gereken faaliyet karı, finansman giderleri için tahsis edilmiştir. Uygulanan sıkı para politikası ile finansman giderleri %37 oranında artarken, mevcut koşullar faaliyet kârının %18 azalmasına neden olmuştur. Sonuçta da, finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı son 3 yılın en yüksek seviyesi olan %73,3'e çıkmıştır. Yani, yatırımlar için kullanılması gereken faaliyet karı, finansman giderleri için tahsis edilmiştir” açıklamasında bulundu.
“100 BÜYÜK FİRMANIN İHRACAT PERFORMANSI ÜLEK ORTALAMASININ ALTINDA”
Finansman giderlerinin faaliyet karı içindeki payı ile ilgili konuşan Başkan Yorgancılar, “TCMB verilerine göre 2025 yılında ortalama ticari kredi faiz oranlarının yüzde 57,6 olması da gösteriyor ki; diğer tüm koşullar eşit olsa bile yabancı rakiplerle rekabet edebilmek mümkün değildir. Üretici ve ihracatçılar için 2025 yılı, bir önceki kayıp yılın devamı olmuştur. Enflasyonla mücadelenin yükünü sanayicilerimiz üstlenmeye devam etmiştir. 100 büyük firmanın ihracat performansı, geçen sene olduğu gibi ülke ortalamasının altında kalmıştır. Her sektörde nakit akış sorunu yoğun şekilde yaşanırken, firmalar döviz riskini yönetmede, özellikle son 2 yıldır başarısız bir performans göstermiştir. Bu gelişmede ulusal ve küresel düzeyde yaşanan ekonominin dışındaki gelişmelerin de etkili olduğu söylenebilir” dedi.
Yorgancılar, konuşmasına şöyle devam etti:
“Dünya düzeni her alanda yeniden kurgulanırken, jeopolitik riskler, belirsizlikler, sıcak ve soğuk savaş ile ticari kutuplaşmalar, ekonomik şoklar artarken (tedarik-fiyat-likidite şoku), teknolojik dönüşüm hızlanmışken, kendi kendine yetebilmek hiç olmadığı kadar stratejik bir noktaya gelmiştir.
Dünya mal ticaretinin yaklaşık yüzde 60-70'ini oluşturan imalat sanayi içinde bilgi bazlı sanayi ürünlerinin payı giderek artmaktadır. Dolayısıyla, sanayide yapısal dönüşümü destekleyici politikalara olan ihtiyaç her zamankinden daha fazladır.
Böylesi bir konjonktürde, içinde bulunduğumuz atlatmadan, yapmadan zor günleri kurguyu doğru geleceği inşa edemeyiz, kaotik yeni düzende de var olamayız. Sanayicinin içerde ve dışarda rekabet alanları, fırsatları, riskleri çok net ortadadır. Ülkemizdeki üretim kültürünün, üretim altyapısının, üretim şevkinin zayıflamasının, sanayisizleşmenin telafisi yoktur.
Üretici ve ihracatçılar için bir önceki yıla göre kayıp bir yılın devamı olmuştur. Bir ürün üretiyorum ihraç ediyorum bugün ki maliyette şu ürünün fiyatı 3 dolar ben 2 buçuk dolara satıyorum zam yapmam lazım yapamıyorum Çin, Tayvan rekabeti arttığı zaman malı alan adam gidip oradan satsın almak istiyorum bizim tek avantajımız lojistik olarak Avrupa’ya yakın olması. En büyük avantaj Türk sanayicinin kurlar yükseldi rekabet ede bir hale geldim firmalarla, ama firmalarla olan ilişkilerin en az 3-4 yıl bir zemin oluşturması için alışveriş yapmaya başlıyorlar. Zararına mal satıyorum kurların enflasyona paralel olarak artması beklentinin rekabet edilebilir bir hale gelmesi lazım.
Dünyada üretim batıdan doğuya kayıyor demiştim 15 yıl önce, bunun altında bir sebep vardı. Yine 3 yıl önce Avrupa Birliği Hindistan ile serbest ticaret anlaşması yapacak demiştim bu sene bu anlaşma yapıldı. Peki biz ne yaptık ne tedbir aldık önümüzü görmek için. Çözüm yerli üretim, Türkiye’nin 4 tane 5 tane Petkim’e ihtiyacı var. Biz en büyük demir çelik ihracatçısıyız diye övünüyoruz ama en büyük hurda ithalatçısıyız biz. İthal doğalgazla o ürünü hurdaya çeviriyoruz. Bunu cevherle yapmamız lazım ama biz bu açıdan ne yatırım yaptık.
Mevcut ve yakın dönemde; kredi faizlerinde gerileme ve finansal koşullarda normalleşme olasılığı düşüktür. Bu ortamda bankaların da "iş ortağına" dönüşmesi gerekmektedir. Aksi halde, kârlı bankacılık zarar eden reel sektör fotoğrafı derinleşecektir.
Açıklanan 2026 ilk çeyrek büyüme verisinde de sanayi ve ihracatta daralma eğilimi teyit edilmiştir. Devam eden bu durum, firmalarımızın iyileştiremediği finansal koşulları kadar, makro ekonomik iklimin reel sektör aleyhine olmasıyla doğrudan ilgilidir.
Stagflasyon riski (Üretim artışının durması, yüksek enflasyon) masada iken, ivedilikle, reel sektörün rekabet gücünü destekleyen, dünyadaki dönüşüme uyumlu, yerli üretimi teşvik eden yeni bir stratejik programa, sanayi ve ihracat referanslı büyüme modeline geçilmesi kaçınılmazdır.
Kağıt üstünde program tam olsa dahi, ekonomide istikrar, öngörülebilirlik ve güvenin eksikliği, tek ayağı kırık bir masa gibidir. Bizim istediğimiz öngörülebilirlik, enflasyon ne olacak döviz kurları ne olacak”




