Kongreye birkaç gün kala verdiği televizyon röportajlarında ısrarla pazar gününü işaret eden Erdoğan'ın ne söyleyeceğini doğrusu çok merak etmiştim. Bu yüzden Ak Parti'nin dün yapılan büyük kongresinde başbakanı büyük bir dikkatle dinledim. Bu konuşma için, bugüne kadar milletin duymak istediklerini yine milletin duymak istediği tonda ve kıvamda dillendirmekteki ustalığı ile ünlü başbakanımızın en zevksiz ve en heyecansız konuşmasıydı diyebilirim.
Yeni söylemler, yeni politikalar ve hatta en azından kısmi pişmanlıklar beklediğim o konuşmada ne yazık ki başbakanın ağzında yer etmiş klasik söylemler dışına çıkılmadı. Balkon konuşmaları ile günlerce hatta haftalarca konuşulan başbakan, büyük kongrede bana göre vasat bir performans sergiledi. Bu açıdan bir tıkanmışlık sezdiğim Ak Parti'de işlerin iyi gitmediği anlamını çıkarmak da mümkün olabilir.
Bol kefenli, kıblesi, ölümü eksik olmayan konuşmasındaki bazı bölümlerin tribünlere etkisi fena sayılmazdı. Hüngür hüngür olmasa da, ağlayanlar, sevgisini haykıranlar olduğu kadar sakız çiğneyip kameralara el sallayanlar da vardı.
Ne terör ne de ekonomi üzerine konuştuğu hiçbir şeyden tatmin olmadım. Çamaşır makinesi ve buzdolabı gibi dayanıklı tüketim mallarının satış grafiğine değinerek, yıllar bazında rakamlar vermesi de enteresandı. Zira yeni zamlar ve ek vergilerin konuşulduğu bugünlerde kendisinden ekonomiye dair daha ciddi bir açıklama beklerdim.
Bu konuşma, belki başbakanı ilk defa dinleyenler tarafından heyecanlı bulunabilir. Fakat kendisini birçok defa dinlemiş olanlar, söylemlerindeki aynılığı mutlaka fark edecektir. 'One minute' çıkışı ile hayran/seçmen kitlesini arttıran ve mütevazı balkon konuşmaları, hatta ve hatta kimi grup toplantılarındaki mesajları ile hit olan/alan Erdoğan adeta rölanti (*) halindeydi.
İçerik açısından oldukça zayıf olan bu konuşmayı, kısmen de olsa şiirler kurtardı. Büyük kongrede ilk defa dinletilen Ak Parti'nin yeni müziği, Ak Parti'ye oy vermeyenlerin bile diline pelesenk olan 'Bi'daha, bi'daha' isimli seçim şarkısının eline su bile dökemezdi. 'Durmak yok yola devam!' gibi bir sloganın ardından gelen 'Büyük millet, büyük güç, hedef 2023!' sloganı da en az Erdoğan kadar heyecansızdı. Bugüne kadar değişik çıkışlar yaparak çoğunluğu etkilemeyi başaran Erdoğan, her ne kadar bu bir mola, es falan dese de benim açımdan görünen sonun ta kendisiydi.
Eskisi gibi sağlık sisteminden konuşulmadı. Çünkü işler sarpa sardı. 'Benim vatandaşım şimdi istediği her hastanede tedavi olabiliyor' günlerinden 'Yassah gardaşım!' günlerine dönüyoruz. Öyle isteyen her istediği hastaneye artık gidemeyecek. Üstelik aldığımız ilaçlar için ödediğimiz envayi çeşit ücret ve katkılar da cabası…
Daha senesi dolmadan çatlayıp patlayan asfalt ve duble yollar ile sırf İmam Hatip Okullarının önü açılsın diye harcanan 66 aylık bebelere ise hiç girmiyorum.
İyi de birader bu başbakan hiç mi iyi bir şey söylemedi?
Söyledi canım, tabi söyledi. Mesela öyle bir şey söyledi ki altına imzamı bile atarım. Gariptir ama başbakan konuşmasında; 'Bu ülkede demokrasiye müdahale etmeye çalışanlar elbette halkın mahkemelerinde yargılanacak ve gerekli cezaları göreceklerdir' dedi, ben şaşırdım, öylece kala kaldım!
* rölanti : motoru boşa almak, boşta çalıştırmak, herhangi bir işi yavaşlatmak
Not: Dün gece Karşıyaka'da balkondan bakınıp bugün acaba ne yazsam diye düşünürken, Karşıyaka'nın havasından mıdır bilmem, balkon konuşmaları ile nam salan başbakanı yazma fikri ağır bastı. Yani yazıma 'Balkon yazışması…' başlığı vermemin tek nedeni bu! Eğer önyargılarımla bu yazıyı kaleme aldığımı düşünenler varsa, onlara başbakanın politikalarını beğenmesem de kendisinin milletin anlayacağı dilden, milletin kulağına hoş gelen şeylere temas ettiğini yazılarımda sık sık vurguladığımı belirtmek isterim. Demem o ki; o büyü bozulmuş. Bilmem anlatabildim mi?