EGEDESONSÖZ - Balçova Belediye Meclisi Mayıs ayı olağan toplantısının ilk birleşimi Başkan Onur Yiğit yönetiminde gerçekleşti. Meclisin ana gündemi ise Balçova arsa mağduriyetleri oldu.
AK PARTİ’DEN ÇÖZÜM ÖNERGESİ
AK Parti Grubu sorunla ilgili kapsamlı bir önerge sundu. Önergede, yıllardır tapularını alamayan hak sahiplerinin mağduriyetinin giderilmesi için somut adımlar atılması istendi.
AK Parti Meclis Üyesi Ümit Uslusoy imzasıyla verilen önergede, geçmişte başlatılan arsa tahsis projesi kapsamında 5 binden fazla vatandaştan ödeme alındığı, kura çekimlerinin yapıldığı ancak yaklaşık 3 bin 500 hak sahibine bugüne kadar tapuların verilmediği vurgulandı. Son dönemde vatandaşların belediyeye ihtarnameler göndermesi ve konunun basında yeniden gündeme gelmesiyle sürecin hız kazanması gerektiği ifade edildi.
Önergede, aynı statüdeki yaklaşık 2 bin kişiye tapu verilmesine rağmen diğer hak sahiplerinin mağdur edilmesinin anayasal eşitlik ilkesine ve mülkiyet hakkına aykırı olduğu belirtilerek, belediyenin bu eylemsizliğe son vermesi çağrısı yapıldı.
Gaziemir örneğine de atıf yapılan metinde, 3030 sayılı yasa kapsamında büyükşehir belediyesi mülkiyetine geçen taşınmazların ilçe belediyesine iadesi için gerekli idari ve hukuki süreçlerin başlatılması talep edildi. Ayrıca hak sahiplerine verilmesi gereken ancak halen kamu mülkiyetinde bulunan ya da belediye şirketlerine devredilen parsellerin imar planı değişiklikleriyle ticari projelere açılmasına tepki gösterilerek, bu tür girişimlerden vazgeçilmesi istendi. Tapu verilmesi mümkün olmayan alanlar için ise güncel rayiç bedel üzerinden tazminat ödenmesi ya da eşdeğer yeni arsaların üretilmesi önerildi.
AK Parti Grubu, önerge kapsamında arsa bedeli yatıran hak sahiplerinin güncel listesinin çıkarılması, Büyükşehir Belediyesi’nden taşınmaz iadesi için hukuki sürecin başlatılması ve mağduriyetlerin giderilmesine yönelik bir komisyon kurulmasını talep etti. Konunun meclis gündemine alınarak ilgili komisyonlara havale edilmesi istendi.

YİĞİT: SÜREÇ UZLAŞI İÇİNDE YÜRÜTÜLÜYOR
Önerge ile ilgili yanıt Başkan Onur Emrah Yiğit sürecin büyük ölçüde uzlaşı içinde yürütüldüğünü söyledi. Bakanlıkla koordinasyon halinde çalıştıklarını belirten Başkan, konuyla ilgili milletvekilleriyle de temasların sürdüğünü ifade etti.
‘ÇÖZÜM NOKTASI ANKARA’
Tapulu alanlara ilişkin sorunların çözümünde ilerleme kaydedildiğini dile getiren Başkan Yiğit, “Sorunların tamamına çözüm üretmeye ve cevap bulmaya çalışıyoruz. Her zaman ifade ettiğim gibi, tapulu alanlardaki sorunlar çözülüyor. Tapusuzların sorununu çözmek için de adımlar atıyoruz. Ancak bunların yasal düzenlemelerle yapılması gerekiyor. Bu noktada yetkili merci maalesef belediyeler değil. Eğer bir yasal düzenleme yapılacaksa, bunun adresi Ankara’dır. Bu konuda öncülük etmek isterim, ancak gerekli girişimlerin yapılması gerekiyor. Nasıl ki bugün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile koordineli şekilde çalışmalar yürütüyorsak, aynı şekilde Adalet Bakanlığı ve Meclis nezdinde de girişimlerde bulunabiliriz.
“EN BÜYÜK ENGEL ORMAN GÖRÜŞÜ”
Sürecin yasal düzenlemelerle tamamlanabileceğini söyleyen Başkan Yiğit şunları söyledi:
Benim gördüğüm kadarıyla arsa mağdurlarıyla mutabakat sağlayamadığımız bir konu yok. Planlama süreçleri hızlı bir şekilde ilerliyor. Şu an tek problem, ormanla ilgili yaşanan bir durum. Daha önce verilen bir görüşten geri dönüldü ve bu durum süreci tıkıyor. Ne yazık ki bu konu bizim kontrolümüzde değil.
Arsa mağdurlarına buradan sesleniyorum: Ormanla ilgili süreç şu an bir engel oluşturuyor. Bunun dışında tüm siyasi partilerin ortak iradesiyle, mutabakat içinde çalışarak sorunları çözeceğimize inanıyorum. Hukuki düzenlemeler ve ormanla ilgili sorunların çözümü konusunda AK Parti grubunun da desteğini bekliyoruz. Birlikte hareket edilirse memnun oluruz. Arsa mağdurlarının sorunlarını çözmek istiyoruz. Bu noktada önümüzde yeni engeller oluşmamasını diliyoruz. Ancak bu konunun yeniden gündeme alınmasına gerek yok. Zaten meclis gündeminde olan bir konu ve meclisimiz bu konuda olumlu kararlar aldı.
AK PARTİ’DEN SAYIŞTAY UYARISI
Önerge ile ilgili söz alan AK Parti Meclis Üyesi Ümit Uslusoy “Buradaki amacımız yalnızca bir temennide bulunmak değil; aynı zamanda belediyemizin karşı karşıya kalabileceği ciddi hukuki risklerin önüne geçmektir. Vatandaşlarımızın sunduğu “arsa mağdurları talep ve iptal dilekçesi” başlıklı belgede açıkça belirtildiği üzere, idaremize 30 günlük yasal bir süre tanınmış ve bu süre işlemeye başlamıştır. Bu sürenin sonunda idaremizin hareketsiz kalması, hukuk tekniği açısından “zımni ret” anlamına gelecektir. Bu durum; mülkiyet hakkının engellenmesi, anayasal eşitlik ilkesinin ihlali ve hizmet kusuru gerekçeleriyle idari yargıda iptal ve tam yargı davalarının açılmasına yol açabilecektir. Ayrıca belediye şirketine devredilen ya da ticari alana açılan taşınmazlarla ilgili yürütmenin durdurulması talepleri gündeme gelebilecektir.” dedi.
AK Partili Uslusoy şunları söyledi:
Daha da önemlisi, Büyükşehir Belediyesi’nden iadesi mümkün olan taşınmazların geri alınmaması nedeniyle oluşabilecek kamu zararı, Sayıştay denetimlerini ve idari soruşturmaları beraberinde getirebilecektir. Geciken adalet, belediyemiz açısından yalnızca itibar kaybı değil, aynı zamanda yüksek tazminat yükümlülükleri ve kamu zararları anlamına da gelecektir. Bu nedenle biz grup olarak, Gaziemir Belediyesi örneğinde olduğu gibi eylemsizliğe son verilerek hukuki sürecin derhal başlatılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu önergeyi hem arsa mağdurlarının taleplerine cevap bulmak hem de belediyemizi olası hukuki risklerden korumak amacıyla sunduk.
GAZİEMİR ÖRNEĞİ TARTIŞMASI
Yeniden söz alan Başkan Yiğit, Gaziemir’deki ile Balçova’daki sürecin farklı olduğunu belirterek “Bugün söz konusu alanda Hazine’ye ait yerler bulunmaktadır. Gerekirse bu alan genişletilebilir ve Hazine’nin buradaki taşınmazları değerlendirilebilir. Yaptığımız bakanlık görüşmelerinde de gördüğümüz üzere, Hazine özellikle dar ve orta gelirli vatandaşlar için konut üretmeyi planlamaktadır. Bu kapsamda yaklaşık 5-6 bin konutluk bir alan oluşturulması da mümkündür. Ancak burada herkesin birbirine doğrudan bir şey vermesi hukuken mümkün değildir. Kanuni sınırlılıklar söz konusudur. Bugün tüm alan Balçova Belediyesi’nin elinde olsa bile, tapusuz vatandaşların sorununu tek başına ve dilediği şekilde çözmesi mümkün değildir. Bu nedenle yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır.
YİĞİT: İKİ SÜREÇ FARKLI
AK Parti’ye yönelik destek çağrısını yineleyen Başkan Yiğit şunları söyledi:
Teknik anlamda bir eksiklik veya hata varsa, bunları bürokratlarımızla birlikte yeniden değerlendiririz. İtiraz süreçleri, süreler ve bunların doğru işletilmesi konusunda sizlerin de desteğini bekliyoruz.
‘PRENSİPTE TAMAM DİYORUZ’
Biz bu konuda prensipte “tamam” diyoruz, bir itirazımız yok. Ancak Gaziemir örneğinde olduğu gibi Büyükşehir Belediyesi’ne dava açılması gibi bir durum burada söz konusu değildir. Çünkü iki konu birbirinden tamamen bağımsızdır.
Mevcut alanlar üzerinden yeniden düzenleme yapılabilir, sınırlar değiştirilebilir ve daha iyi çözümler üretilebilir. Hatta arsa mağdurlarının uzun süredir yaşadığı mağduriyet göz önünde bulundurularak daha avantajlı çözümler de geliştirilebilir.
AK PARTİ’YE DESTEK ÇAĞRISI
Bu konuda sizlerin desteğini bekliyoruz. Eğer hukuki süreçlerde teknik bir hata varsa, bunu bir uyarı olarak kabul ediyoruz. Gerekli tutanaklar tutulsun ve çalışmalarımıza hızlı bir şekilde başlayalım.
OY ÇOKLUĞU İLE RET
Konuşmaların ardından önerge oylamaya sunuldu ve CHP’nin oyları ile gündeme alınması reddedildi.
YİĞİT: PLANLAMA SÜRECİ DEVAM EDİYOR
Oylama sonrası devam eden planlama süreci ile ilgili bilgi veren Başkan Yiğit “Bu arada arsa mağdurlarıyla ilgili ek bir bilgi vermek istiyorum. Bugün meclis toplantısına katılamayan Onur Topuz arkadaşımızın, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde İmar Komisyonu üyesi olması nedeniyle konuyla ilgili bazı görüşmeler yapmak üzere toplantıya katıldığı bilgisini aldık. Yarın da belediye bürokratlarımızla birlikte 1/1000 ve 1/5000 ölçekli planlarla ilgili çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ancak başından beri altını çiziyorum: Bu süreçler yalnızca belediyelerin tek başına karar alarak yürütebileceği süreçler değildir. Zaman zaman Büyükşehir’e dava açılması gibi öneriler de gündeme geliyor. Elbette bu tür hukuki yollar mümkündür. Ancak aynı şekilde termal tesisler gibi başka alanlar üzerinden de benzer tartışmalar yapılabilir. Fakat bu yaklaşımın sonu yoktur. Sonuç almak için meseleleri uzlaşıyla çözmek gerekir. Aksi halde sürekli dava ve karşı dava süreçleriyle ilerlemek mümkün değildir. Biz de Balçova Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak hiçbir zaman tek taraflı, kapalı bir anlayışla hareket etmedik ve etmeyeceğiz.” dedi.
BAŞKAN YİĞİT TAPUSUZLAR İÇİN TBMM’Yİ İŞARE ETTİ
Çözüm noktasının TBMM olduğunu vurgulayan Yiğit şunları söyledi:
Planlama süreçleri tüm kentin sorumluluğudur. Bu süreçler yalnızca siyasi partilerle değil; STK’lar, meslek odaları, hak sahipleri ve kamuoyu ile birlikte yürütülmelidir. Biz de İnciraltı başta olmak üzere birçok bölgede bu anlayışla çalışıyoruz. Amacımız tüm İzmir’e ve ülkeye faydalı planlar üretmektir. Bunun dışında herhangi bir gizli ya da tek taraflı bir yaklaşımımız yoktur. Arsa mağdurları ve tapusuzlarla ilgili dernekler bizimle görüşmek istiyor. Biz de görüşmek istiyoruz. Çözüm üretmek istiyoruz. Daha önce yaptığımız görüşmelerde de bunu açıkça ifade ettik. Belediye başkanı olarak şahsım adına söylüyorum: Tapulu vatandaşlarımızla ilgili sorunların çözümü için mücadele edeceğim, ne gerekiyorsa yapacağım dedim. Bu konuda sözümüz nettir. Ancak tapusuz vatandaşlarımızla ilgili aynı şeyi söylemem mümkün değil; çünkü bu konuda yerel yönetimlerin yetkisi sınırlıdır. Bu sorunların çözümü için merkezi hükümet düzeyinde yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır. Bunu bir eleştiri ya da suçlama olarak söylemiyorum. Ancak bir soru soruluyorsa, cevabı da budur: Bu sorun, hükümetin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yapacağı yasal düzenlemeler olmadan çözülemez. Aksi halde ister dava açalım ister başka yollar deneyelim, sonuç alınması mümkün değildir. Burada konuşulanlar yanlış anlaşılmasın. Hak sahiplerinin hakları vardır, buna kimsenin itirazı yoktur. Ancak bu hakların iadesi ancak yasal düzenlemelerle mümkündür. Bu nedenle desteğe ihtiyacımız var. Elimiz kolumuz bağlı değil ama yetkilerimiz sınırlıdır. Bu konunun burada tümüyle çözülmesi de mümkün değildir. Aslında bu meselelerin gerçek çözüm yeri Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Belediye meclisleri ise ancak fikir üretir, öneri geliştirir ve sürece katkı sunar. Biz de iyi niyetle çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve Ankara’daki ilgili mercilere önerilerimizi iletiyoruz. Bunun dışında elimizde başka bir imkan bulunmamaktadır.
AK PARTİ’DEN DESTEK ÇAĞRISINA YANIT
AK Parti Grubu adına söz alan Aysun Kalyoncu, sürecin siyasi değil teknik ve ortak bir çalışma ile çözülmesi gerektiğini söyledi.
Kalyoncu, belediye meclisine geldiği günden bu yana tüm tarafların taşın altına elini koyması gerektiğini savunduklarını belirterek “Evet, zaten biz buraya geldiğimiz günden beri hep birlikte taşın altına elimizi koymamız gerektiğini, sorunları çözme aşamasında her zaman destek olacağımızı belirtmiştik. Fakat burada şöyle bir durum var; biz zaten toplularla ilgili bir problem olmadığını biliyoruz, o süreçler devam ediyor. Burada konuşulan konu toplusuzlar. Zaten evet, biraz önce de söylemiştiniz, vekilimize teşekkür ettik, kendilerine de teşekkür ettiler. Evet, toplusuzlarla ve toplularla ilgili süreç hükümet ve yerel yönetim birlikte çözüldü. Biz diyoruz ki, bu insanların parselleri Büyükşehir’de varsa, Balçova Belediyesi’ne geçen varsa, Büyükşehir bunları bize verebilir. Zaten biraz önce de dediniz ya, “Balçova arsa mağdurlarıyla biz de görüşün başkanım, oturun konuşun” diye. Biz de zaten bununla ilgili daha önce bir komisyon oluşturulsun, burada konuşalım diye öneride bulunmuştuk”diye konuştu.
AK Partili Kalyoncu şunları söyledi:
Yani biz burada şunun anlaşılmasını istemiyoruz: Biz asla ve asla bu konuyu siyaset olarak kullanmıyoruz, siyaset malzemesi yapmıyoruz. Ben yine diyorum, görüşün başkanım, oturun, konuşun. Onları dinleyin, ne söylediklerine bakın. Siz ne yapabilirsiniz, biz ne yapabiliriz birlikte değerlendirelim. Konu parsellerse, Büyükşehir’den alınması gereken yerler varsa talep edelim. Eksik parseller varsa tamamlayalım. Kamulaştırılan yerler var, Karayolları’na verilen yerler var. Örneğin Olimpiyat Köyü de bunlardan biri. Eğer eksik varsa, “biz belediye olarak burayı verdik, Büyükşehir’den de bu yerleri aldık” diyelim. Ama bizim örneğin 600 kişiye daha yer verilmesi gerekiyorsa, bu eksikse o zaman hazineden de talep ederiz. O zaman biz de bakanlık nezdinde girişimde bulunuruz.
YİĞİT: BALÇOVA’NIN MALI BAŞKA YERE AKTARILMADI
Kapalı kapılar ardında çalışma yapılmadığını vurgulayan Başkan Yiğit “Biz burada kendi başımıza bir şey yapmadık. Belediye Büyükşehir’den yer aldı, Balçova Belediyesi’nin malını başka bir yere aktardı gibi bir durum yok. Buna zaten izin verilmesi mümkün değildi. 100 binlik planın nasıl çıktığını düşünüyorsunuz? Eğer mutabakat olmasaydı bu plan çıkar mıydı? Kapalı kapılar ardında bir pazarlık yapılmadı. Tamamen sorunun çözümüne yönelik bir süreç yürütüldü. Eğer başka önerileriniz varsa bunlar değerlendirilebilir. Hukuki düzenlemeler yapılabilir. Hazine ve Milli Emlak yerleri devreye alınabilir, büyükşehirden düzenlemeler yapılabilir. Ama kimse elindeki mülkiyetten tamamen vazgeçemez. Biz 5 bin konutluk bir alan çıkaralım, bu işin planlamasını birlikte yapalım. Ama kimseye “gözünü kapat, ver” diyemeyiz. Beş yıl sonra bunun hukuki sorumluluğu doğar. Bu nedenle yasal düzenleme olmadan bu işlerin çözülmesi mümkün değil. Bunu hep birlikte anlatmamız gerekiyor. Aksi halde hem tapulu hem tapusuz vatandaşların sorunu çözülmez ve süreç daha da kilitlenir.
‘DAVA AÇILMASI ÇÖZÜM DEĞİL’
Başkan Yiğit şunları söyledi:
Burada kimsenin kötü niyeti yok. Ama konu sürekli aynı şekilde önümüze geliyor ve sanki bir yerlerden mal kaçırılıyormuş gibi bir algı oluşuyor. Böyle bir durum yok. Önemli olan önce tapu sorunlarını çözmek, ardından hep birlikte Ankara’da bu işin takibini yapmak ve gerekli yasal düzenlemeleri oluşturmak. Gerekirse sadece bu bölgeye özgü bir düzenleme yapılır. Bu süreçten siyasal olarak en çok kazanacak olan da ortak çözüm iradesidir. Ama sorunların sürekli belediyelerin üzerine bırakılması doğru değil. Teknik olarak da şunu söyleyeyim: 30 gün içinde verilen cevaplar, itirazlar, dava süreçleri var mı, bunların hepsinin değerlendirilmesi gerekir. Aksi halde belediye mülkiyetleri açısından risk oluşabilir Ben bunu bir uyarı olarak da, iyi niyetli bir değerlendirme olarak da söylüyorum. Gerekeni yapacağım ve bilgi de vereceğim. Ama şunu da belirtmek gerekir: Dava açılması kimsenin sorununu çözmez.
Siyasi söylemler yapılabilir, ancak esas olan sorunun çözümüdür. “Büyükşehir’e dava açın, hazine yer versin” gibi yaklaşımlar süreci çözümsüzlüğe götürür. Bu durumda kurumlar birbirini suçlar hale gelir ve en çok zarar gören yine vatandaş olur. Tapusuzlar bugün doğal olarak tepki gösteriyor çünkü çözüm bekliyorlar. Ancak ilk etap çözülürse süreç daha net bir zemine oturacaktır. Aksi halde tüm süreç karmaşıklaşır ve çözümsüzlük büyür. Bu işin sonunda herkesin fayda gördüğü bir çözüm üretmek zorundayız. Benim görüşüm budur ve bu sürecin sağduyuyla ilerlemesi gerektiğini düşünüyorum.
İki yıl önce Orman İdaresi’nin bu konuyla ilgili verdiği kararı bugün geri çektiğini görüyoruz. Bugün tapulu vatandaşlar da bu yüzden mağduriyetin devam ettiğini söylüyor. Orman Bakanlığı kaynaklı bir durumdan bahsediliyor. İki yıl önce verilen kararla ilgili bugün “yanlış verilmiş, vazgeçiyoruz” deniliyor. 2 yıl önce verilen bir karar bugün “hata olmuş” denilerek geri alınabiliyor. Böyle bir şey olabilir mi? Kurum görüşü verilmiş, meclislerden geçmiş, imar süreçleri başlamış. Askı süreci bile başlamadan önce herhangi bir sorun yokken bugün “burada problem var” denilebiliyor. Bunu yapmadığımız sürece sürekli birbirimizi suçlar hale geliriz ve bir anda tüm süreçleri tıkayan sonuçlar ortaya çıkar. Bugün bir anda bir çuval inciri berbat edecek işler çıkarmaya başladık.
Siyasetçilerin yaptığı bu. Bu siyaset anlayışını değiştirmemiz lazım. Birileri birbiriyle kavga ediyor, vatandaş mağdur oluyor. Biz bunu yapmamalıyız. Biz birbirimizle kavga etmeyeceğiz, sorunları çözeceğiz. İşin sonunda yine mağdur olanlar tapusuzlar olacak. İşin sonunda mağdur olanlar tapulular olacak, arsa mağdurları olacak. Bu işin sonu buraya gidiyor.
Tapusuzların sorununu sadece bir belge meselesi olarak da değerlendirmiyoruz. Biz onların gerçekten burada yer ve hak sahibi olduklarını düşünüyoruz.
Bu noktada yapılması gereken tek şeyin hukuki düzenleme olduğunu da düşünüyoruz. Onun dışında farklı şeyler konuşmanın çok bir karşılığı yok. “Hukuki düzenleme yapıldı, yeriniz var mı yok mu?” sorusu da o zaman netleşir. O gün buna karar verilir. Gerekirse başka formüller bulunur, plan değişikliği yapılır, revizyon yapılır. Çözüm üretilebilir. Ama çözüm üretmek için hukuki düzenlemelere ihtiyaç var.
’50 YILLIK SORUNU ÇÖZECEĞİZ’
Tapusuzlara tekrar söylüyorum bu mücadele bitmeyecek. 50 yılda çözülememiş bir sorun. Bunu çözeceğiz. Bu zaten bize diğer sorunların çözümü için de inanılmaz bir mesafe katettirecek. Umarım bunu da el birliğiyle çözeceğiz.





