İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, Egedesonsöz Genel Yayın Yönetmeni Ender Aldanmaz ile CHP İzmir İl Başkanvekilliği görevinde bulunan Avukat Murat Aydın tarafından hazırlanan “Adalet ve Hakikat” programında İzmir Büyükşehir Belediyesi iştirakleri İZDOĞA ve İZBETON yönelik operasyon ve tutuklamalar konusu ele alındı.
Tunç Soyer döneminde İZBETON Genel Müdürü olan Heval Savaş Kaya ile İZDOĞA’nın eski yönetim kurulu başkanı Güven Eken’in tutuklandığı soruşturma ile ilgili olarak Av. Murat Aydın, dosyanın detaylarına ilişkin olarak değerlendirmelerde bulundu.

SAVCILIK OLAYI KÖPÜRTMEK İÇİN ÖZEL BİR GAYRET GÖSTERDİ
Av. Murat Aydın, dosyada şüpheli bulunan bir ismin müdafiliğini yaptığını ve mahkemenin yatarı olmayan bir suçtan ötürü tutuklama kararları aldığını belirtti. Av. Aydın değerlendirmesinde “Ortada bir delil yok, ortada iddia edilen suçun unsurlarını oluşturacak bir mekanizma yok. Olsa bile ortada cezalandırılması gereken ya da tutuklamayı gerektiren bir durum yok. ‘Güveni kötüye kullanma’ suçundan tutuklama yaptı sulh ceza hakimi… Güveni kötüye kullanma suçunun tutuklaması 1 yıldan 7 yıla kadar. Alt sınırı 1 yıl olan bir suçtan dolayı tutuklama verildi. Yatarı olmayan bir suçtan tutuklama verildi. O arkadaşlar hakkında bugün bir ceza verilse ve kesinleşse cezaevinden çıkacaklar. Bu yargılamada sorulan her soru cevaplandı, her soru ile ilgili belgeler, evraklar var. Suçun hiçbir unsuru yok. Tutuklamayı sağlayabilmek için, olayı köpürtebilmek için savcılık o kadar gayret içine girmiş ki. Aynı fiil ile ilgili iki suçlama yöneltti. Hem güveni kötüye kullanma, hem dolandırıcılık. Bir fiil ile bir suç işleyebilirisiniz, iki suç oluşturulmaz” dedi.

KİM ŞİKAYET ETMİŞ OLURSA OLSUN; HUKUKSUZ TUTUKLAMALARIN SEBEBİ O TUTUKLAMALARI YAPANLARDIR
Programda, İzmir önceki dönem belediye başkanı Tunç Soyer’in ‘operasyonun belediyedeki iç denetim raporuna dayandığı’ yönündeki değerlendirmenin aksine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın ‘belediyenin sürece dahli olmadığı ve soruşturmanın Sayıştay’ın bulguları üzerinden temellendirildiği’ yönünde iki ayrı açıklamanın olduğunun hatırlatılması üzerine Av. Murat Aydın şunları söyledi:
“Geçen sene Temmuz’dan beri (birinci kooperatif soruşturması) hep aynı tartışma zemininde yürüyoruz. Önceki belediye başkanı ile şimdiki belediye başkanı arasındaki bir mesele gibi değerlendiriyoruz. Ben her zaman doğruyu anlatmak zorundayım. Söylenenlerin hepsi doğru ve eksik. Kullanılan kelimeler üzerinden bir tartışma yürüyor. Kim şikayet etmiş olursa olsun; Hukuksuz tutuklamaların sebebi o tutuklamaları yapanlardır. ‘Şikayetler şuradan geldiğine göre o halde tutuklamaların hukuksuzluğunu tartışamazsınız, siz kendi kendinizi şikayet ediyorsunuz’ minvalinde yaklaşımlar doğru değil. Çünkü ister İzmir Büyükşehir Belediyesi, ister başka bir kurumu yöneten kişiler olsun bir iddia varsa soruşturulmasında sorun yoktur. Ama soruşturanın adil, dürüst olunması beklenir. Soruşturmanın ötesine gitmeyecek, dava bile açılmayacak iddialar tutuklamaya konu ediliyor.
ÜÇ DOSYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN BAŞVURUSUYLA BAŞLIYOR
Bu üç soruşturma dosyası (Şaşal Fabrikası, Kocadere Rekreasyon çalışması, anket) da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin başvurusuyla başlıyor. Büyükşehir bir iç denetim yapıyor, bu iç denetimden sonra teftiş kurulunu harekete geçiriyor. Kimi bulguları belirlediği için bunu savcılığa suç duyurusu olarak bildiriyor büyükşehir belediyesi. Savcılık daha sonra ikisi emekli Sayıştay denetçisi, birisi mali hesap uzmanı olarak üç kişilik bilirkişi heyetinden iki dosya için bilirkişi raporu alıyor. Bu rapor gerçeği yansıtmayan içinde bir sürü hukuka aykırılık olan bir rapor. Sulh ceza hakimliği tutuklama kararında bunların hepsinden bahsederek tutuklama veriyor. Hangisini öne çıkarırsanız cevap ona göre değişir. Gerçeklik bu.
ASIL MESELE, İNSANLARIN HAKSIZ YERE CEZAEVİNE KONULMALARI
Burada üzüldüğüm şey şu; tartışmanın kim kime ne yaptı üzerinden dönerek asıl meselenin kaçırılması. Asıl mesele, insanlar haksız yere cezaevine konulmaları. Geçen temmuz ayında da oldu. O dönemin adalet bakanı dedi ki: ‘Bunlar kendi kendilerini şikayet ediyor’ Kendi kendilerini şikayet edebilirler de benim her şikayet ettiğim adamı siz cezaevine mi alıyorsunuz? Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içindeki çatışmaların yaşanan hukuksuzluktan daha çok konuşulmasına üzülüyorum. Velev ki iç çatışmalar yüzünden birbirlerini şikayet ediyorlar. Biz yargıdan adalet beklemeyeceğiz mi yine? İzmir özelinde üzüldüğüm şey, bu tartışma sanki İzmir’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi iç meselesi ve tartışmasıymış gibi okunmaya çalışılıyor. Böyle bir yanı var tartışmanın, yok demiyorum, ama asıl mesele siyasi iktidarın Cumhuriyet Halk Partisi üzerinde kurduğu baskının yargı aracıyla kurduğu süreci görüyoruz.

GÜVEN EKEN SORUŞTURMASI: YORUM YAPMADAN ANLATIYORUM, BURADA KAMU ZARARI VAR MI?
Güven Eken’in tutuklanması ile ilgili de değerlendirme yapan Av. Murat Aydın “Şaşal fabrikası çok uzun zaman atıl kaldı, İzmir’in en önemli markalarından biriydi. Sayın Soyer bu fabrikanın yeniden oluşturulması ile ilgili bir süreç başlattı. Bir üretim hattı çalışır hale getirildi. Talep artınca ikinci üretim hattı yapılmasına karar verildi. Bu ikinci üretim hattının makinelerini hepsi özel üretim makinelerdir. Bu makineyi gidip bir yerden alamıyorsunuz. Bu makineyi tasarlıyorsunuz. Tasarladığınız makine oraya kuruluyor. Dolayısıyla bir imalat süreci var. Bu ikinci hatta imalat sürecinde tüm bandın üretim ve montaj sürecinin yüzde 95’i tamamlanıyor. Sadece pet şişe şişirme makinesinin imalatı ile ilgili sorun yaşanıyor. Pet şişe hamurunun onu üfürerek şişe haline getiren ve dolumu yapan bir makine üretime yetişmiyor. İmalatla ilgili sorunlar yaşıyor yüklenici firma. Bunun üzerinde yüklenici firma diyor ki, bizde bu makinenin ikinci eli var, biz buraya ikinci elini monte edelim, geçici olarak monte edelim, ki böylece imalat başlasın. Bu arada öbür makinenin üretimi sürecek, öbür makine bittiğinde bu ikinci el makineyi sökeceğiz, yerine yeni makineyi takacağız deniliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi de diyor ki, peki ama ben bu ikinci el makineyi, ikinci el makine olduğu için muayene ve kabulünü yapmam, parasını da ödemem diyor. Bu makinenin takılıp sökülüp yerine yenisinin takılması maliyetini de karşılamam diyor. Şirket de diyor ki, tamam. Şimdi bunda bir kamu zararı var mı? Yorum katmadan anlatıyorum. Şu yorumu yapıyor savcılık, ‘siz ikame ve geçici olarak almışsınız. Aslında geçici almadınız, temelli aldınız, hile yapmak için ve bunu gizlemek için geçici yazdınız’. Biz de sorduk, peki hile yapmak için bunu geçici olarak aldık. Parasını ödedik mi? dedik. Ödemediniz dedi. Amacımız hile yapmaksa bunun parasını ödememiz gerekmez mi? Sizden sıfır makine yerine ikinci el makineyi alıyoruz, numara yapmak için, kamu zararı oluşturmak için yapsak o zaman bir ödeme yapmamız gerekmez mi? İzmir Büyükşehir ve İZDOĞA ödeme yapmamış. Ve imalat başlamış, o makine da oraya geçici olarak takılmış. Bunların hepsi kabul ediliyor” şeklinde konuştu.

İNSAN AKIL SAĞLIĞINI KORUMAYA ÇALIŞIYOR
Av. Murat Aydın konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Bilirkişi raporunda şöyle bir yorum var, birkaç yerde haber olarak da bu öne çıkmış. Efendim, bu imalat geciktiği için şu kadar milyon metreküp su boşa aktı ve şu kadar zarar oluştu. Böyle bir şey yok. Çünkü o sırada imalat devam eden bir yer var, öbür üretim bandı çalışıyor. Orada şaşal su üretiliyor, şişeleniyor. Bu üretim kapasitesini arttırmakla ilgili… Çalışanlar çalışıyor, hiçbir atıl işçi yok. Yani inanın gerçekten insan akıl sağlığını korumaya çalışıyor. Diyor ki, geçici ve ikame olarak, yerine olarak bu makineyi aldığınızı yazmışsınız, Çünkü doğrusu bu. Bunu diyor, hile yapmak için yazmışsınız diyor. Sayın savcım, bu gerçek değil mi diyoruz. Bu makine ikinci el ve geçici alınmamış mı? ‘Evet ama siz bunu aslında geçici almadınız. Tam kabul olarak alındı’ diyor. Peki diyoruz, bizim tam kabul muayenemiz var mı? Yok. Para ödemiş miyiz bunun için? Yok. Ödememişiz. O zaman nasıl olabilir bu? Zaten o fabrika çalışıyor. Kentsel dönüşüm için yıllardır arsalarını verip ev bekleyenlere hiçbir şey yapılmasaydı Sayın Soyer dışarıdaydı. İZBETON sorumluluk alıp yapmasaydı, Sayın Soyer dışarıdaydı. Şaşal fabrikası yapılmasaydı, süt entegre tesisleri yapılmasaydı, Sayın Soyer dışarıdaydı. Bu ülkede hiçbir şey yapmamanın cezası yok mu? Burada hesap sorulması değil mesele, hesabın dürüstçe sorulması meselesi var. Ayrıca kötü niyetli bir şekilde hesap sorulması durumu var. Bakın Zafer Havaalanı'na 100 yolcu gelecek diye sözleşme yapıp 1 yolcu geliyor. Yüzde 99 hata payı olur mu yani hesapta? Kimse buna hesap sormuyor. Tekrar söyleniyorum, Melih Gökçe'nin yargılanmadığı yerde hiçbir belediye başkanı yargılanamaz bu ülkede. Bunu bana ‘adil, dürüst, herkese eşit muamele yapan bir yargı sistemimiz var’ diye söyleyemez kimse bana”

DERE ISLAHIYLA İLGİLİ MESELE DAHA DA ABSÜRT
Soruşturmadaki bir diğer dosya olan Kocadere Çayı ıslahı ve düzenlenmesi konusu ile ilgili usulsüzlük iddiasına ilişkin de konuşan Av. Murat Aydın, “Dere ıslahıyla ilgili mesele daha da absürt. O kadar absürt ki. Bu dosyadan bir şüpheliyi serbest bıraktılar, bir şüpheliyi tutuklamaya sevk ettiler ve adli kontrolle bıraktılar. Oradaki mesele de şu, orası bir dere arazisi. Orada rekreasyon yapılacak ve binlerce parça malzeme alınıyor. Pek çoğumuzun yaptığı gibi de inşaatın ilerleyen aşamalarda yapılan malzemeler de önceden alınıyor ki fiyat artışlarından etkilenilmesin. Önceden alındığı için de paraları ödeniyor. Malzemeleri alıp şantiye alanına, yani dere alanına yığdığınız zaman onların güvenliğini sağlama şansınız yok. O yüzden onlar depolarda konuyor. İlk soruşturma şöyle başlamış. Aslında bu mallar hiç alınmadı, alınmış gibi gösterilerek para ödendi diye başlamış. Belediyenin iç denetimi gitmiş, tek tek o malları tespit etmiş. Hepsi duruyor. Yapılmayan malzeme de orada duruyor. Sonra Büyükşehir Belediyesi yönetsel tercihiyle bu projeyi durdurmuş ve firmaya bundan sonraki kısmında seninle çalışmayacağım demiş. Bu aldığım, depoda tuttuğum, parasını ödediğim malzemeler var ya, evet, onun parasını bana iade et demiş. Şirketin canı minnet, çünkü o malları o günkü parayla aldı. Faiz uygulasa bile o malzeme bugün daha pahalı zaten. Şirket de hay hay demiş. Faiziyle birlikte parayı iade etmiş, malzeme kendinde kalmış. Bunlar ibaret” şeklinde konuştu.
BAŞKANIN MAAŞINA ZAM GELMİŞ, ONU BİLE İZAH ETMEYE ÇALIŞTIK
“Kooperatif davasında da benzeri absürtlük var” diyen Aydın şunları söyledi:
Bakın, söylüyorum, gerçekten akla zarar şeylerle karşı karşıyayız. Kooperatif davasında da hiçbir belge gelmeyecek. Neden gelmeyecek biliyor musunuz? Şunun için söylüyorum. Bazen bize şey soruyorlar, Temmuz ayından beri bu soruşturmalar yürüdükçe o İstanbul'da sözde itirafçı, gerçekte iftiracılar ortaya çıkıyor ya, diyorlar ki burada itirafçı çıkar mı? diyorlar. Biz de diyoruz ki itirafçı biziz. Çünkü biz olayı olduğu gibi anlatıyoruz zaten. Bize yapılmayan bir şey sorulmuyor zaten. Ne yapıldıysa onu söylüyoruz. Diyorlar ki çay içmişsiniz. Biz diyoruz ki evet çay içtik. Şu malzemeyi almışsınız. Evet o malzemeyi aldık. Şuraya para ödemişsiniz. Evet oraya para ödedik. Bakın savunmalar böyle yürüyor inanın.
Mesela Sayın Soyer’in maaş hesabı var. Belediye başkanı maaşının yattığı banka hesabından başka hiç banka hesabı yok başkanın. Diyor ki “2021-2022 yılındaki o hesaba yatan toplam parayla 2023 yılında yatan toplam para arasında artış olmuş diyor. Bu artışı izah edin diyor” bize. Başkanın cevabı şu, “belediye başkanı maaşına zam geldi çünkü”. Bunu sordular bize inanın. Bakın inanın bunu sordu ya!
NE OLMUŞTU?
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin şirketlerinden İZDOĞA’ya yönelik soruşturma kapsamında geçtiğimiz günlerde şirketin geçmiş döneme ait bazı işlemlerinde hata ve usulsüzlük yapıldığına dair Sayıştay raporunda yer alan tespitler üzerine soruşturma başlatılmıştı.
Soruşturma kapsamında İzmir Büyükşehir Belediye eski Başkanı Tunç Soyer'in danışmanlarından olan İZDOĞA eski Yönetim Kurulu Başkanı Güven Eken, İZDOĞA eski Genel Müdürü Özkan Baturu ile İZBETON davasından halihazırda tutuklu bulunan Heval Savaş Kaya ve İZBETON eski Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Şimşek güveni kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla gözaltına alınmıştı.
Savcılıktaki sorgularının ardından hakim karşısına çıkartılan Güven Eken, Heval Savaş Kaya ve Hüseyin Şimşek tutuklanarak cezaevine gönderildi. İZDOĞA eski Genel Müdürü Özkan Baturu ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
SOYER, TUGAY'I MUHBİRLİKLE SUÇLADI
İZDOĞA’ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirilen son operasyonların ardından, kooperatif soruşturması nedeniyle tutuklu bulunan önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer çok sert açıklamalarda bulunmuş ve son tutuklamaların temelinde mevcut İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay tarafından hazırlatıldığı öne sürülen iç denetim raporlarının bulunduğunu dile getirmişti. Tugay’ı “muhbirlik” yapmakla suçlayan Soyer, CHP Genel Merkezi’ne de dikkat çeken bir çağrıda bulundu.
TUGAY “TUTUKLANMA NEDENLERİ SAYIŞTAY RAPORLARI” DEDİ
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Soyer’in açıklamasının aksine, operasyonun temelinin belediye tarafından hazırlanan iç denetim raporuna değil Sayıştay raporuna dayanarak yapıldığını belirtti. Tugay açıklamasında “Heval Savaş Kaya, Güven Eken ve Hüseyin Şimşek’in tutuklanmalarıyla ilgili hiçbir belediye denetim raporu yok. Tutuklanmalarının nedeni Sayıştay raporlarıdır” ifadelerini kullandı.



