Sporun içinde kazanmak da var, yitirmek de...
Her şey sevgi, barış, dostluk kapsamında geliştikçe sorun yok...
İzmir'in sporda özlemini duyduğu görüntüler hafta sonunda salonlarda vardı; tabi olmasını hiç ama hiç istemediği, beklemedikleri de!..
Yıllardır başarıdan başarıya koşan; yurt içinde olduğu gibi ülkemizi uluslararası alanda da başarıyla temsil eden ARKAS voleybolda sezonu şampiyon olarak tamamladı ve üçüncü kez kupayı müzesine taşıdı...
Bu başarıda emeği olanların, teknik adamından oyuncusuna, yöneticisinden başkanına tümünün Lucian Arkas'ın çevresinde bütünleşerek, nasıl büyük bir sevinçle şampiyonluklarını kutladıklarını gördük...
Futbola kilitlenip tüm başarıya salt bu spor dalından bekleyen İzmir'de, salon sporlarında edinilen başarılar saymakla bitmez...
İlk haber Arkas'tan gelince yaşanan sevince herkes ortak oldu...
Tartışmasız, karşı söylemsiz, salt spor rekabeti içinde alın terlerinin karşılığını alan Arkas'ı kutluyoruz...
En büyük hedeflerinden birinin Avrupa olduğu biliniyor...
Önümüzdeki sezon için hedef çıtasının daha yükseğe tırmanması olasıdır...
O halde, güzel günlere Arkas!..

X

Bir sevinçten bir hüzne uçtu gönül...
Yine salonda ama basketbolda, son yılların en zevkli, heyecanlı ve çekişmeli geçen FİBA Euro Challange dörtlü finallerinde, kupa bir hain tuzakla (!) uçtu, gitti...
Oysa...
Yüz yıllık tarihinin en büyük kupasına uzanmalarına ne kadar da az bir süre kalmıştı?..
Nasıl da istemişler...
Nasıl tutunmuşlardı birbirlerine hedefe varmak için!..
Bir koca sezonu kendi rekorlarını her aşamada yenileyerek geçip...
Kısıtlı kadro, küçük bütçeye karşın...
Genç, dinamik, idealleri olan Ufuk Sarıca gibi bir yiğit teknik adamla...
Aynı düşünceye kilitlenmiş yönetim anlayışı ve sporcularıyla...
Başarıyı yeşil-kırmızı renklerde paylaşmayı kendilerine ayrı bir aşk olarak adamış taraftar kitlesiyle Karşıyaka, çok büyük bir başarı olan bu Avrupa Şampiyonluğu'nu yitirdiyse eğer...
O hain elden çıkan su şişesi ile, onu aralarında gizleyenlerin ihanetiyle yitirmiştir...
Suya giden bir sevinç...
Emeği çalınan genç sporcular...
Tarihe bir büyük kupa yazdırmak isteyen yöneticilerin isyanı...
Hepsi bir gün unutulacak elbet!..
Unutulmayan Karşıyakalının (!) Karşıyaka'ya ihaneti olacak...
Avrupa ikinciliği boynunda bir başarı arması olarak duracak...
Evet, çok istemişti Karşıyaka; 1986-87 sezonundaki şampiyonluk ve Cumhurbaşkanlığı Kupası'ndan sonra Avrupa Şampiyonluğu 100. Yıl armağanı olacaktı...
1996'da Efes Pilsen formasıyla Koraç Kupası'nı kaldıran Ufuk Sarıca da, teknik adam kimliğini Avrupa Şampiyonluğu ile taçlandırmayı çok istemiş ve umutlanmıştı da...
Ama o hain el, bir bardak suda yok etti kupayı, umutları ve sevinçleri!..
Emek hırsızları işbaşındaydı!..