Kürt meselesi 1960’’lı yıllarda Türk solu tarafından seslendirilmeye başlandı. O tarihlere ait dergiler, kitaplar, özellikle yabancı dildeki yayınlar, yasaklandığından sorun ’“yer altında’” tutulmaya çalışıldı.’¶
Son 50 yılın bütün hükümetleri şark meselesine dokunmaktan korktu. Belalı bir mesele, belalı bir coğrafyada öylece donduruldu.
1980’’li yıllarda dünyayı saran özgürlük hareketleri, demokratikleşme, insan hakları akımını Türkiye doğru algılamadı.
Daha çok yasak,daha çok baskıyla zaman kazanılmaya çalışıldı. Oysa bilgi ve enformasyon çağı Rusya, Çin gibi devleri bile sarsıyordu. En tutucu, en katı, en kapalı rejimler bile birer-birer yıkılıyordu.
Türkiye gelecek stratejisini daha çok ABD’’ye odaklı hale getirerek kendini koruma altına almaya çalıştı. Kürt meselesini önümüze koyan kimi Avrupa ülkelerini,o ülkelerin örgütlerini ’“bizi bölmekle, Kürtleri tahrik etmekle’” suçlayıp ’“Türkiye’’de Kürt yoktur, dağ Türkü vardır’” denildi.
İşte Abdullah Öcalan ve Ankara Üniversitesi'ndeki arkadaşları, Türk politikacılarının,yöneticilerinin bu ’“öngörü fukaralığını’” sezdi. 30 yıldır başımıza bela olan kanlı terör örgütünü kurdu.
1974 ile 1980 yılları arasındaki 6 yıllık süreç ayrı bir yazı konusu olduğundan, ben PKK terör örgütünün 27 Kasım 1978 Tarihinde Diyarbakır’’ın Lice ilçesinde P.K.K.’’yi (Partiye Karkaran Kürdistan) adıyla kurulmasından sonra en önemli hedeflerinden biri olan ’“İç savaşı başlatma stratejisine’” değineceğim.
İç savaş PKK’’nın ve Apo’’nun en büyük rüyasıydı. İç savaş olmadan ülkenin bölünemiyeceğini PKK yöneticlerinin ağzından defalarca dinleyen bir gazeteciyim. Sayısız kez de yazdım.
Bu ülkede 40 bin vatandaşımız terör olaylarında öldü.Ancak Kürtlerle-Türkler arasında bir çatışma yaşanmdı. Bu da PKK’’yı ve eylemlerini anlamsız,hedefsiz hale getirdi. Tek kelime ile pasifize etti. Halkın birarada eşit koşullarda yaşama arzusunu zayıflatmadı.
PKK neden terör eylemleri yapıyor?
Türklerle-Kürtler arasında kavga olsun diye. Çünkü örgüt bu kardeş kanını ’“Kürtler adına,onların özgürlüğü için’” yaptığını söylüyor. Yani sözde Kürtleri temsil ettiğini iddia ederek, Türkleri kışkırtıyor, proveke ediyor.
Kürtlerin arkasına saklanarak, Türkleri tahrik etme çabası 30 yıldır bir işe yaramadı.
Çünkü,
Evet çünkü... Bu ağır tahrik ve kışkırtmanın Türkiye ayağı oluşmamıştı. O cephenin siyasi, sosyal ve ekonomik rantı böylesine büyümemişti.
Şimdi o ikinci bölücü ve yıkıcı ayak olgunlaştı,oluştu kendine yaşam alanı buldu.
Başta Ertuğrul Özkök gibi popüler yazarlar olmak üzere, bayaz Türkler, ulusalcılar, Ergenekoncular, savaş rantının kan kokusunu anlanlar, zeminsel bir desteği de sağlayarak ’“Kürtler dışarı’” söylemiyle yeni bir cephe açtılar.
Son olaylar birer küçük prova olsa da, devamı gelecek...
Yapılan anketler her yüz İzmirli’’den 14’’ünün ’“Kürtleri yok etmekten’” yana oldukları sonucunu ortaya çıkardı.
Oyunun ne kadar tehlikeli olduğunun farkındalar. Ancak AKParti’’yi referandum sürecinde daha da yaralı hale getirmek için de başka çareleri yok.
Kısacası Apo’’nun en büyük rüyası olan iç savaş ve peşinden bölünmeye şimdi beyaz Türkler de, kalemleriyle, silahlarıyla, taşlarıyla büyük destek veriyorlar.
Anayasa referandumunda oluşan ortak cephenin en büyük malzemesi yine Kürtlerdir. Türk ulusalcılar ’“açılım rafa kalksın’” derken. Kürt ulusalcılar ’“zaten açılm yokki’” sloganıyla halkın sandığa gitmesine engel oluyorlar...
Etnik kökene dayalı düşük yoğunluklu bir iç savaş için ilkez şartlar olgunlaştırıldı.
Peki...
Apo’’nun rüyası gerçekleşir mi?
İç savaş olur mu?
Bence bir sorun var (!)
Türkiye müslüman bir ülke, etnik kökenden çok islam dini ve değerleri bu halkı tek parça haline getirmiş. PKK bu ülkeyi bölmeyi başaramadı. Irkçı Türkler de başaramayacak.