Türk futbolu adeta bir antrenör değirmenine döndü. Eski dönemlerde bir teknik direktör değişmesi önemli bir haber olur.’¶ ’“Şu kadar teknik adam değişti’” diye haber yapılırken bu işin çarpıklığı vurgulanır ve değişimler sıra dışı durumlar olarak vurgulanırdı.
Şimdi neredeyse antrenör değişiminin olmadığı bir kulüp, ya da faturanın teknik adama kesilmediği bir ortam yok. Ne yazık ki artık bu çarpıklık olağan ve sıradan bir durum haline geldi.
İş lafa gelince yıllardır ’“Ferguson’” der dururuz da, iş uygulamaya gelince hemen giyotini kuruveririz.
Bank Asya’’da iki İzmir kulübü iki haftada iki teknik adamı ile yollarını ayırdı. Önce Fuat Yaman Altay’’ı derbi maç öncesinde bıraktı ve istifa etmiş antrenörle kritik Karşıyaka maçına çıktı.
Ardından da son dönemde çok da kazanamadığı derbiyi net bir şekilde lehine çevirmenin morali ile Gaziantep gibi (ne kadar güçlü olursa olsun) kümede kalma mücadelesi veren bir ekibin karşısına çıkan Karşıyaka, yenilginin ardından iç karışıklıklarını çözemedi. Ümit Turmuş da istifasını verdi.
Fuat Yaman hemen Altay’’ın rakibi şampiyonluk mücadelesi veren Konyaspor tarafından kapılıverdi. Fuat Hoca için pek bir şey değişmedi. Zafer Bilgetay’’ın göreve gelmesi ile Altay’’ın neler yaşayacağını ise zaman gösterecek.
Karşıyaka ise 14 yıl sonra Süper Lig ateşini yakan Reha Kapsal’’ı ’“Çok sert davranıyor. Futbolcular istemiyor.’” gerekçesiyle göndermişti. Bugün Reha Kapsal da ligde kurtuluş arayan kupada yarıfinal oynayan Fenerbahçe’’nin rakibi Süper lig takımı Manisaspor’’un başında. Yani teknik adamlar pek bir şey kaybetmiyor. Olan kulüplere, ve sevdiği renklerin peşinde canını bile veren taraftara oluyor.
Karşıyaka’’da taraftarın muhalefitine karşın Kapsal, depremi yaşandıktan sonra Ümit Turmuş’’un bu camia ve yönetim yapısı ile uyuşmayacağı bilindiği halde, Samet Aybaba’’ya kulübün gücü yetmediği için, biraz da ekonomik bir çözümle ’“Turmuş’” göreve getirildi. Yanlış anlaşılmasın Ümit Turmuş, ’“ucuz hoca’” değildir. Ancak çok fazla paracı da değildir. Teknik adamlığın daha çok antrenör hocalığı bölümünde olan ve iyi bir kariyeri olan Turmuş’’un geçmişten de bilindiği gibi kendi yöntemlerinden ödün vermesi, başka bir deyişle biraz daha esnek olması mümkün değildir.
O zaman iş futbolcularla arada bir köprü görevini üstlenecek yönetimlere düşmektedir. Ama ne yazık ki iki kulüp de benzer nedenlerle sorun yaşamış ve bunlara uzaktan seyirci kalan yönetimler hemen faturayı teknik adamlar kesmişler ya da onları istifa etmek zorunda bırakmışlardır.
Altay’’a bakarsak; öncelikle ikinci baharını yaşayan Okan Koç gibi bir futbolcu Karşıyaka’’dakine benzer biçimde takım içinde sorun olmuş, ardından Levent Kartop gibi bir usta harcanmış ve takımın kimyası bir anda bozulmuştur. İlk yarıda kadro zenginliğinden söz edilen Altay sakatlıklar ve takımdan gönderilenlerin etkisiyle kadro darlığına düşmüştür. Maddi sorunlar ve camianın ve özellikle Divan Kurulu’’nun Başkan Niyazi Konuşmaz’’la yıldızının bir türlü barışmaması üzerine Altay ara transfer de yapamamıştır. Bunun suçlusu ne kadar Fuat Yaman’’dır tartışılır. Bugün gelinen noktada, camia dışından isimler istenmediği ortaya çıktı. Madem böyle bir görüş vardı neden sezon başında böyle bir karar alınmadı?Bu da sorunun can damarı olsa gerek.
Karşıyaka’’da ise bir sezon önceki kadro Reha Kapsal’’ın transfer rotası doğrultusunda ’“sil baştan’” yapıldı ve ’“paramız yok’” diye inim inim inlerken 24 transfer gerçekleştirildi. Üstelik giden oyuncular bugün Süper Lig dahil bir çok kulüpte aranılan isimler olmuşken’… Kapsal’’a sabır gösteremeyen yönetim, onun görüşleri doğrultusunda oluşturulan belki onunla duygusal bağları da olan futbolcuları Ümit Turmuş ve ekibine teslim etti. Ara transferde de yine maddi olanaksızlıklar yüzünden hiçbir şey yapamadan aynı kadroyla yola devam kararı aldı. Üstelik Muharrem Gürbüz gibi bu camianın içinden biri varken, sorunlar tırmanıverdi.
İki aydan bu yana Karşıyaka kaynayan kazana döndü. Ama KSK yönetiminden tık çıkmadı. Son gün önce ’“Bu işler olur, büyütmeyin’” şeklinde bir açıklama yapıldı. Aynı günün ilerleyen saatlerinde de Turmuş’’a kararlı olduğunu bildirdiği bir konuda geri adım atması, yani tükürdüğünü yalaması istendi. Üstelik bir anlamda Karşıyakalılığı simgeleyen Muharrem’’e yapılanlar ortadayken’…
Belki de yönetim kararı çoktan almış ve giyotini kurmuştu. Turmuş’’un bu konuda geri adım atmayacağı bilindiği için böyle bir dayatma, ’“İkinci antrenörü de gönderdiler’” eleştirisine bir perde olarak mı, tasarlanmıştı, orası bilinmez.
Ama ortada bir gerçek var. Antrenör değirmeni çalıştıkça, ’“her yıl 15 gönder 25 al’” mantığıyla kadro kurmakla, futbolcu imparatorluğuna teslim olmakla, İzmir bir yere varamaz.