Türkiye'nin siyasi röntgenini çekmek isteyenler mutlaka Anadolu bozkırlarına açılmak zorunda. Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de kulelerin tepesinden umumi ahval yazmak gerçekleri yansıtmıyor.
Son bir haftadır Anadolu kentlerini büyük keyifle dolaşırken bunları düşünüyorum.
'keyifle' diyorum çünkü Anadolu ulaşımda çağ atlamış. Avrupa'yı geride bırakan otobanlar, çevre yolları, her köye, her kasabaya uzanan muhteşem ulaşım ağları…
Konya-Ankara kavşağından Mardin'e, Diyarbakır'dan Elazığ'a, Malatya' dan Bingöl'e kadar uzanan ve bütün yurdu kucaklayan yollarda dağlar delinmiş, tüneller, köprüler inşa edilmiş.
Bölünmüş yollar, otobanlar, modern sosyal tesisler tıklım-tıklım dolu. Canlı genç enerjisi dışa vurulmuş büyük bir devletin vatandaşı olmanın haklı gururunu yaşarsınız.
Anadolu; bereketli toprakları, çalışkan insanlarıyla Ortadoğu'nun yıldızı gibi bütün Türkiye'yi doyuracak, geleceğe taşıyacak potansiyeli oluşturmuş. Gittiğin her yer, konuştuğun her vatandaşta bunu görüyorsun.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin Anadolu' ya yansımalarına gelince;
İzmir'den Uşak, Afyon,Konya, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Elazığ illerini kapsayan 12 günlük Anadolu gezisinde her durakta vatandaşlarla sohbetlerimiz oldu.
10 Ağustos 2014 tarihinde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri Anadolu da hiçbir heyecan yaratmamış. Elazığ'ın Maden İlçesi Hazar gölü kıyısına yerleşik köylülerle yaptığımız sohbette, cumhurbaşkanlığı seçiminden hiç haberleri olmadığını öğrendim.
Bir köylü' kimse bize gelip oy istemedi, o yüzden haberimizde olmadı' dedi.
Milletvekili genel seçimlerinde, yerel seçimlerde bire-bir yakın siyasi markaja, propagandaya, vaatlere alışık insanımız cumhurbaşkanlığı seçiminin siyasi sonuçlarını bilmiyor diyebilirim.
Diyarbakır gibi politize olmuş kentlerde ise saflar netleşmiş, Başbakan Erdoğan ve onun temsil ettiği düşünce yapısı Kürtler arasında kabul görüyor.
Kürtler; Başbakan Erdoğan'ı çözüm sürecinin en büyük sigortası olarak kabul ediyor. Gönüller Başbakanın kazanmasından yana ancak Kürtlerin önemli bir kısmı da oylarını Selahattin Demirtaş'tan yana kullanacaklar.
CHP Diyarbakır İl Başkanı Müzaffer Sayın çocukluk yıllarımdan beri yakın arkadaşım. Diyarbakır'ın tanınmış işadamlarından Mücahit Can ise kirvemdir. İkisiyle iftar sofrasında buluştuk.
Mücahit Can; Ak Parti Diyarbakır'da büyükşehir belediye başkan adayıydı. Osman Baydemir karşısında seçimi kaybetti. Ancak aldığı oylarla bu önemli siyasi harekatın Diyarbakır'da kurumsallaşmasını sağladı.
Can'a göre Ak Parti Diyarbakır'da çözüm sürecinin arkasında duracak ve Başbakan Erdoğan'a önemli bir destek verecek.
CHP Diyarbakır İl Başkanı Müzaffer Sayın ise yeni CHP'nin çözüm sürecine daha objektif, kalıcı, toplumsal uzlaşıyla, kolektif biçimde baktığını, seçim malzemesi yapmadığını, istismar etmediğini belirtiyor.
Benim gözlemim ise; CHP Güneydoğu'da 'ulusalcıların partisi, çözüm karşıtı' algısı ve en çokta MHP ortaklığı nedeniyle oy alamayacak.
BDP; 30 Mart yerel seçimlerinde il genel meclis üyeliğinde Türkiye genelinde yüzde 7,73 oy aldı. Bu oranın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde artacağına dair sayısız yorum dinledim.
Anadolu'da beni asıl kaygılandıran ise cumhurbaşkanlığı seçimlerine gösterilen ilgisizliktir. Seçim yorgunu Türkiye'de çoğu vatandaş sandığa gitmeyi bile düşünmüyor.
12 Eylül 2010 tarihinde yapılan anayasa referandumu öncesi de yine Anadolu'yu gezmiştim. Referanduma katılım oranı yüzde 77.4 olmuştu. CHP ve MHP'nin referanduma 'hayır' BDP'nin 'boykot' baskısına rağmen %57.88 evet ve %42.12 hayır çıkmıştı.
İşte o Anayasa değişikliğiyle bugün Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi sağlanmış oldu. 38 milyon 285 bin 745 seçmen oy kullanmıştı.
Bu kez siyasi rüzgar tersine esiyor. Erdoğan'nın ilk turda cumhurbaşkanı seçileceğine inan ve seçimlerde yeterince motive edilemeyen geniş kitleler 'sonucu belli' dedikleri seçimlere ilgi göstermiyorlar.
Türkiye'deki Cumhurbaşkanlığı seçiminin İsrail vahşetinin gölgesinde kaldığını Anadolu'da daha çok his ediyorsunuz. Kahvelerde, evlerde, bütün sosyal yaşam alanlarında, camilerde Filistin halkının dramı konuşuluyor. Arapların 'bana neci' tutumları eleştiriliyor.
Programımda Adıyaman var. Önce Fırat nehrini geçerek Menzil'e oradan Nemrut dağının zirvesinden Gerger'in köylerine ulaşacağım.
Anadolu'dan herkese selam ve saygılar….