18-29 Temmuz tarihleri arasında bir kongreye katılmak üzere Amerika Birleşik Devletlerine (ABD) gittim. Katıldığım '3. İnternational Conference and Exhibition on Food processsing and Technology' kongresi Las Vegas'taydı. 21'inde başlayıp 23'ünde biten etkinliğin ikinci gününde yani 22 Temmuz'da Türkiye süt sektörüyle ilgili bir sunum yaptım.
Benimle birlikte ABD'ye giden Manisa Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Hasan Çebi bir, Manisa Celal Bayar Üniversitesinden Doç. Dr. Özlem Tokuşoğlu ise birkaç sunum birden yaptı.
Ayrıca etkinlikte sunum yapanlardan biri İstanbul Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Dilek Heperkan diğeri de İstanbul Üniversitesinden araştırma görevlisi Ahsen Ezel Bildik idi.
Katılımcılar…
… ABD, İngiltere, Avusturya, Almanya, İtalya, Avustralya, Portekiz, Fransa, Brezilya, Kenya, Polonya, Makedonya, İsviçre, Kanada, Filipinler, Yunanistan, Suudi Arabistan, Mısır, Nijerya, Sırbistan, Kamerun, Hollanda, Tayvan, Danimarka, Belçika, Etyopya, Güney Kore, Meksika, Japonya, Yeni Zelanda, Çin, İran, İspanya ve Ekvator'dan geldi.
Kısacası dünyanın hemen hemen her yerinden.
Las Vegas Nevada çölünün ortasına kurulmuş yapay bir şehir. Gündüz sokağa çıkamıyorsunuz. Çünkü sıcaklık 50 derecenin üzerinde. Hava karardığı zaman çıkabiliyorsunuz ancak yine de sıcak. Rüzgar, saç kurutma makinası gibi esiyor.
Şehirde dev kumarhaneleri olan çok büyük oteller bulunuyor. Buraları serin. Oteller arasında dolayısıyla kumarhaneler arasında köprü bağlantıları var ve siz hiç yere inmeden onlarca kumarhaneye girebiliyorsunuz. İyi bir para tuzağı. Oradaki mekanları soğutmak için harcanan enerjiyi bir düşünün. Herhalde Ege Bölgesininkine eşittir.
Çok sayıda dilenci ve evsizi şehirde görmek olası.
Las Vegas'tan sonra yaklaşık 1.5 saatlik bir uçak yolculuğu ile San Francisko'ya geçtik. Orada ABD Tarım Bakanlığına bağlı olan Batı Bölgesi Tarım Araştırmaları Enstitüsünü ziyaret ettik. Enstitü Müdürü Dr. Carter bizimle çok ilgilendi. O günkü mesaisini sadece bize ayırdı diyebilirim.
San Francisko Büyük Okyanus kıyısında güzel bir kent. Eskiden televizyonda 'San Francisko Sokakları' isminde bir polisiye dizi vardı. İnişli-çıkışlı sokaklarda polis abraları suçluları kovalardı. Gerçekten sokakları filmdeki gibi ve yürümek yorucu.
San Francisko'da belli ki ekonomik düzeyi iyi olanlar yaşıyor. Gündüzleri sıcak, geceleri soğuk. Akşamları üzerinize mutlaka bir şeyler almanız gerekiyor. Vaktiniz azsa, şehri tanımak için en iyisi tura katılmak. Tur sizi görebileceğiniz yerlere götürüyor. Golden Gate Bridge (altın kapı köprüsü), Golden Gate Park (altın kapı parkı), akvaryum ve tabii ki Alcatraz (Alkadraz) adası görülmeye değer yerler. Şimdi müze olan Alkadsaz adası limanın karşısında. Limanda şöyle yazıyor…
…'Toplumun kanunlarını çiğnerseniz hapishanaye, hapishanenin kanunlarını çiğnerseniz Alkadraz'a gidersiniz'
Gelişmiş ülkelerde bir de yaya olarak caddelerin keyfini çıkarmak var ya…
…insan yaya olduğuna neredeyse şükrediyor.