Ender ALDANMAZ/EGEDESONSÖZ- AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, Alsancak Limanı’nın işletmesinin Albayrak Şirketi’ne devri, Meslek Fabrikası binası, Egemenlik Evi ve Tepecik’te bulunan gasilhanenin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Vakıflar’a geçmesi, Çeşme Otoyolu’nun özelleştirilmesi iddiaları ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin son iki yılını Egedesonsöz’e değerlendirdi.

LİMANDA YAPILACAK YATIRIMLAR İZMİR’E POZİTİF ETKİ SAĞLAYACAK
Başkan Saygılı, Alsancak Limanı’nın yük işletmesinin Alsancak Grubu’na devredilmesinin kent ekonomisine ciddi bir katkı sağlayacağını belirtti. Saygılı, “Alsancak Limanı İzmir’in kalbidir. İzmir’in ticaret kapısıdır. Bu limanın daha verimli, daha rekabetçi ve daha güçlü işletilmesi İzmir’in menfaatinedir. Alsancak Limanı’nın işletilmesine ilişkin imzalanan protokol, İzmir’in ticari kapasitesini artırmayı, lojistik gücünü büyütmeyi ve uluslararası rekabet kabiliyetini yükseltmeyi hedeflemektedir. Basına yansıdığı kadarıyla iş dünyası memnun, odalar memnun. Alsancak Limanı’nda yapılacak stratejik yatırımlar sadece limanın işletmesini güçlendirmekle kalmayacak, İzmir ve İzmirli için somut kazanımlar da sağlayacaktır. Ticaretin canlanmasının yanında, kruvaziyer gemilerinin hareketliliği şehrin turizm ve kültür hayatına doğrudan katkı sunacaktır. Başta Kordon ve Kemeraltı olmak üzere İzmir’in tarihi ve turistik alanları, bu yatırımla birlikte daha fazla ziyaretçi ve canlılık kazanacaktır. Yatırımlar, İzmir’in ekonomik potansiyelini büyütürken, esnafın gelirine doğrudan yansıyacaktır” dedi.
CHP, 150 YIL ÖNCE BU KENTİ YÖNETENLERİN VİZYONUNA BİLE ERİŞEMEMİŞ DURUMDA!
Limanın devri konusunda gelen itirazları değerlendiren Başkan Saygılı, “Memnun olmayan tek kurum yine CHP. Burada tarihi bir perspektif de önemlidir. CHP, 150 yıl önce bu kenti yönetenlerin vizyonuna bile erişememiş durumdadır. O dönem Gediz Nehri nedeniyle İzmir Körfezi tıkanıyordu; Körfez’in tıkanmasını önlemek için ecdadımız Gediz Nehri’nin ağzını değiştirmişti. Ne yazık ki CHP’liler 150 yıl önceki bu vizyona yaklaşacak bir perspektife sahip değil. İzmir Limanı şu anda ölmüş vaziyette; kruvaziyer gemileri gelmiyor, ticari hareketlilik yeterli değil. Bunu düzeltmek, İzmir’in hakkını ve potansiyelini açığa çıkarmak gerekiyor. Ama CHP’liler yine eski kafa ile tartışıyor, İzmir’in gelişimine değil, engellemeye odaklanıyor” dedi.

İZMİR’İN GELİŞİMİNİ ENGELLEMEYE ÇALIŞIYORLAR
Saygılı şunları söyledi:
CHP’de, İzmir’in gelişimi için atılan her stratejik adımda aynı refleksi görüyoruz: Önce karşı çık, sonra engelle, sonra da ortaya çıkan tabloyu siyasi malzeme yap. Bu yaklaşım İzmir’e yıllardır zaman kaybettirmiştir. Bizim bakışımız nettir: İzmir büyüyecek, ihracatı artacak, limanı güçlenecek. Küresel ticarette söz sahibi bir İzmir için atılan adımları ideolojik gözlükle değerlendirmek şehre haksızlıktır.
CHP’lilerin bu meseleyi siyasi polemik konusu yapmasını İzmir’in gelişimini engelleme çabasından öteye bir yerde değerlendirmiyoruz. İzmir’in menfaati söz konusuysa, biz hamaset değil icraat üretiriz.
DEVİR SÜRECİ KÖRFEZİN KALICI BİÇİMDE TEMİZLENMESİNİN ÖNÜNÜ AÇABİLİR
Limanın devri ile birlikte gemilerin körfez temizliği ile ilgili sürecin hareketlenebileceğini belirten Başkan Saygılı, “Alsancak Limanı’nda iki kanal var: Bir sirkülasyon kanalı, bir de navigasyon kanalı. Limanı işletmeye alan firmanın, gemilerin güvenli bir şekilde yanaşabilmesi için navigasyon kanalında teknik iyileştirmeler yapması gerekiyor. Bu, limanın işletme sorumluluğu kapsamında doğal ve teknik bir zorunluluktur. Bu süreç, sadece işletmeyi devretmekle kalmıyor; gemilerin yanaşabilmesi için gerekli iyileştirmeleri ve altyapı düzenlemelerini de kapsıyor. Navigasyon kanalının düzeltilmesi, aynı zamanda körfez içindeki dip taramasına ve temizliğe de önemli katkı sağlayacaktır. Yani bu süreç, İzmir Körfezi’nde dip temizliği sorununa da kalıcı ve teknik bir çözüm getirebilir.
“HABERİMİZ YOKTU” DEMEK İYİ NİYETLİ DEĞİLDİR
Meslek Fabrikası binası, Egemenlik Evi ve Tepecik’te bulunan gasilhanenin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Vakıflar’a geçmesi ile ilgili süreçte yaşananlar konusunda değerlendirme yapan Saygılı, “Öncelikle şu gerçeği herkesin bilmesi gerekir: Bu mesele siyasi bir tartışma değil, tamamen bir mülkiyet ve hukuk meselesidir. Söz konusu taşınmazlarla ilgili süreç yasal mevzuat çerçevesinde yürütülmüş ve tapu tescili yasalar gereği yapılmıştır. Süreç hâlen hukuki zeminde devam etmektedir. Kimsenin keyfi bir tasarrufu söz konusu değildir. Peki tescil süreci nasıl işler? Öncelikle kapsamlı bir arşiv araştırması yapılır. Tapu kayıtları incelenir, geçmiş kayıtlar ve Osmanlıca belgeler dahil detaylı şekilde değerlendirilir. Ardından vakfiye sorgulaması yapılır ve taşınmazın vakıf bağlantısı olup olmadığı hukuken ortaya konur. Belgeler yeterli ve tam ise ilgili tapu müdürlüğüne başvuru yapılır. Tapu müdürlüğü de mevzuat çerçevesinde belgeleri inceler; yeterli görürse tescili ilgili vakıf adına gerçekleştirir. Bu işlem tamamlandıktan sonra tapu müdürlüğü hem belediyeye hem de ilgili kurumlara resmi bildirim yapar. Ayrıca Vakıflar da yazışma yaparak mülkiyetin vakıf adına tescil edildiğini bildirmiştir. Buna rağmen “haberimiz yoktu” demek iyi niyetli değildir” ifadelerini kullandı.
BÜYÜKŞEHİR 8 EKİM’DEN BUGÜNE NEDEN RESMİ TEMAS KURMADI?
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay başta olmak üzere devir konusuna yapılan itirazları yorumlayan Başkan Saygılı, “Eski un fabrikasının bulunduğu bina 8 Ekim 2025 tarihinde tescil edilmiştir. Eğer İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gerçekten kullanma yönünde bir iradesi olsaydı, o tarihten bugüne kadar neden Vakıflar ile resmi bir temas kurulmamıştır? Neden muhatap alınmamıştır? Bu soruların cevabı verilmelidir. Şunun altını özellikle çiziyorum: Bu binalar yine İzmir’dedir, yine İzmir’in mülküdür ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tasarrufunda İzmirliye hizmet etmek için kullanılacaktır. Kimse buradan bir mağduriyet algısı üretmeye kalkmasın. Dolayısıyla ortada hukuksuzluk değil, hukukun işletilmesi vardır. Bu konular siyasi polemik malzemesi yapılacak başlıklar değildir. İzmir’in gerçek sorunları dururken, mülkiyet süreçlerini çarpıtarak gündem oluşturmak doğru değildir” dedi.
İSTANBUL MERKEZLİ VAKFA DEVREDİLMEK İSTENDİ, İTİRAZ EDEN BİZDİK!
Saygılı şunları söyledi:
“Şimdi çıkmış İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve CHP’li İzmir milletvekilleri hep bir ağızdan “Bunlar İzmir’in malları” diyor. Peki o zaman sormak gerekir: Sayın Cemil Tugay geçmiş dönemde Karşıyaka Belediye Başkanıydı ve aynı zamanda İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi üyesiydi. Şimdi CHP Milletvekilleri olanlar arasında geçen dönem milletvekili olanlar var. CHP’li önceki yönetim döneminde, eski un fabrikasının bulunduğu taşınmaz İstanbul merkezli özel bir üniversiteye bedelsiz tahsis edilmek istenmedi mi? O gün “Bu İzmir’in malıdır” diye kim itiraz etti? Atatürk belgeleri ve evrakı akıllarına gelmedi mi? Bu değerler, İzmir’in malı söz konusu olduğunda neden göz ardı edildi? O gün bu devire en güçlü itirazı biz yaptık. Süreci mahkemeye taşıdık ve o tahsis yargıdan döndü. Sonuç ne oldu? Taşınmaz İzmir’de kaldı. İzmir’in malı İzmir’de kaldı. İstanbullu özel bir üniversiteye İzmir’in malını bedelsiz devretmeye kalkışanlar, bugün kalkıp Vakıflar üzerinden “İzmir’in malı gidiyor” algısı üretmeye çalışıyor. Kusura bakmasınlar ama buna kimse inanmaz.

CHP’NİN İZMİR’E SUNDUĞU ŞEY, TEKRAR EDEN VAATLER VE ÇÖZÜMSÜZLÜKTÜR
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın göreve geldiği günden bugüne performansını yorumlayan Saygılı, “İzmir Büyükşehir Belediyesi tam 27 yıldır CHP’li belediye başkanları tarafından yönetiliyor. 25 yıl geçti, üzerine 2 yıl daha eklendi, şimdi yeni bir dönem diye sunulan tabloya bakıyoruz… Değişen ne? Hiçbir şey. 27 yıl önce de “Körfezi temizleyeceğiz, yüzülebilir hale getireceğiz” diyen CHP’li belediye başkanları vardı. Bugün yine aynı vaadi veren bir CHP’li belediye başkanı var. 27 yıl önce de “Altyapıyı düzelteceğiz” dediler. Bugün yine aynı cümleler, aynı vaatler, aynı sonuçsuzluk… 27 yıl önce de “Çukur yollar bitecek” dediler. Bugün yine çukur yollar konuşuluyor. Say say bitmez. Çünkü CHP’nin İzmir’e sunduğu şey, tekrar eden vaatler ve çözümsüzlüktür” ifadelerini kullandı.
TUGAY GÖREVE GELİRKEN, KENDİ PARTİSİNİN GEÇMİŞİNİ YOK SAYAN BİR SÖYLEMLE GELDİ AMA HÜSRAN!
Saygılı şunları söyledi:
Daha da vahimi şu: Geçmişte sorun olmayan başlıklar, bugün CHP belediyeciliğiyle sorun hâline gelmiştir. Trafik sorun değildi, bugün kangrene dönüştü. Çöp sorun değildi, bugün sokaklara taştı. Su yönetimi sorun değildi, bugün İzmir susuzluk tehdidiyle karşı karşıya. CHP ile İzmir; sorun çözen değil, sorun üreten bir belediyecilik anlayışına mahkûm edilmiştir. Yeni Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay göreve gelirken, kendi partisinin geçmişini yok sayan bir söylemle geldi. “Acaba bir şeyler değişir mi?” diye düşündük. Ama sonuç yine hüsran oldu. Zira ilçedeki CHP’li belediyelerde aynı sorun var.
Son iki yılda İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Belediyeleri neyle gündeme geldi?
Eserle mi? Hayır. Hizmetle mi? Hayır. İşçi çıkarma söylemleriyle gündeme geldiler. İşçilerin eylemleriyle gündeme geldiler. Hak arayan taşeron işçilere tehditlerle gündeme geldiler. Bilim insanlarına hakaretle gündeme geldiler. Kendi atadıkları bürokratları görevden almalarıyla gündeme geldiler. Maaş ödeyememekle, çöp toplayamamakla gündeme geldiler. Ama eserle gündeme gelmediler.
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN TOPLAM BORCU 1,2 MİLYAR DOLARA DAYANDI
CHP’li belediye başkanlarının ortak bir alışkanlığı var: SGK borcunu ödememek…
Dahası, ödemedikleri bu borçları bir de başarı hikâyesi gibi anlatmak. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, görevi devraldığında belediyenin SGK borcu 7,5 milyar TL idi. Peki bu borcu kamuoyuna açıkça anlattı mı? Hayır. Aksine, ödemeyerek borcu katladı. Görevde henüz 2 yılını doldurmadan SGK borcunu 18 milyar TL’ye çıkardı.
Bugün gelinen noktada İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin toplam borcu 1,2 milyar dolara dayanmış durumda. İzmir Büyükşehir Belediyesi, 150 yıllık tarihinde hiç bu kadar borç yükü altında olmamıştır. Bu tablo tesadüfi değil; son 25 yılda, CHP yönetiminin ortaya koyduğu başarısızlıkların ve yanlış yönetim anlayışının sonucudur. Son 10 yılda ise bu yanlışlar üst üste koyularak İzmir’in mali dengesi daha da zedelenmiştir. CHP’li İlçe Belediyeleri de de farksız değil.
Bu tabloyu AK Parti değil, bu borç batağını biz değil, Cemil Tugay ve CHP’li belediye başkanları oluşturdu. Buna rağmen Büyükşehir Meclisi’nde, “SGK borcu azalsın” gerekçesiyle gelen plan tadilatlarına destek verdik. Eğer engel olmak gibi bir niyetimiz olsaydı, bu süreçlerde yanlarında olmazdık.
TUGAY’I BAHANE ÜRETMEK YERİNE TEŞEKKÜR ETMEYE VE KAMUOYUNA DOĞRULARI SÖYLEMEYE DAVET EDİYORUZ
SGK’ya borçlanan da onlar, borcu büyüten de onlar ama suçu başkalarına atmaya çalışıyorlar. Artık gerçeklerle yüzleşme zamanı. Cemil Tugay’ı bahane üretmek yerine teşekkür etmeye ve kamuoyuna doğruları söylemeye davet ediyoruz. Beceremedikleri her işin faturasını bize kesemezler. İzmir’i bu noktaya getiren CHP yönetim anlayışıdır. İşçiler maaş almadıkları için belediye önünde grev yaparken tropikal adalara tatile gidenler CHP’li belediye başkanı! Bu tatili savunan da CHP İl Başkanı ve CHP’li milletvekilleri! İzmir’de belediyeleri siz batırdınız.
ÇEŞME OTOYOLU’NUN ÖZELLEŞMESİ TAMAMEN GÜNDEMİ SAPTIRMA!
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz’ın Karayolları’nın işlettiği aralarında Aydın-Çeşme otoyolunun da oldu yolların 25 yıllığına özelleştirilmek istendiği iddiaları ile ilgili açıklamada bulunan Başkan Saygılı “Bizim gündemimizde Çeşme Otoyolu’yla ilgili böyle bir konu yok. Bu iddialar tamamen gündem saptırmaya dönük, kamuoyunu yanıltma çabasıdır. CHP’lilere tavsiyemiz şudur: Hayali tartışmalar üretmek yerine İzmir’in gerçek sorunlarına odaklansınlar. Altyapı yetersizliği, kronikleşmiş trafik problemi, Körfez’deki kirlilik, yıllardır çözülemeyen hizmet eksiklikleri… İzmir’in meseleleri ortadadır. İzmir’i yıllardır yöneten anlayış, biriken sorunları çözmek yerine algı siyasetiyle günü kurtarmaya çalışıyor. Cesaretleri varsa, İzmir’in kronikleşmiş meselelerinde somut irade ortaya koysunlar” değerlendirmesini yaptı.
RAMAZAN AYINDA SEFERBERLİK RUHUYLA SAHADAYIZ
Ramazan ayı sürecinde teşkilat faaliyetlerine ağırlık verdiklerini belirten Başkan Saygılı, “Ramazan ayının manevi iklimindeyiz. Bu mübarek ayda teşkilatlarımız adeta seferberlik ruhuyla çalışıyor. Gençlik Kollarımız “İftara 5 Kala” programlarıyla trafikte iftara yetişemeyen hemşehrilerimize iftariyelik ulaştırıyor. Ana Kademe ve Kadın Kollarımız iftar sofralarında, iftar sonrasında hane ziyaretlerinde İzmirli kardeşlerimizle gönül gönüle Ramazan’ı paylaşıyor. Biz sadece kapı çalmıyoruz; gönül kazanıyoruz. Teşkilatlarımız üye çalışmalarından mahalle buluşmalarına, esnaf ziyaretlerinden sivil toplum temaslarına kadar her alanda sahadadır. Çünkü biz teşkilatçılığı masa başında değil, milletin içinde öğrenmiş bir hareketiz. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yol arkadaşları olarak bizler, dün olduğu gibi bugün de yarın da hazırız. İzmir’de daha güçlü bir AK Parti için, daha güçlü bir Türkiye için durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz. AK Parti teşkilatlarımız İzmir’in 30 ilçesinde ilk günkü aşk, heyecan ve dava bilinciyle sahadadır. Bizim siyaset anlayışımız seçimden seçime hatırlanan bir siyaset değildir; 365 gün milletle omuz omuza yürüyen bir anlayıştır” ifadelerini kullandı.




