Damarımızda vardır, 'Asi' olanları ulusça severiz. Özellikle de siyaset arenasında.

Tuttuğunu koparan, öyle kolayca pes etmeyen, masaya yumruğunu vuran siyasetçileri daha bir ayrı tutarız.

Sözlükler, Asi'nin kelime anlamını 'Buyruklara karşı gelen, başkaldıran, dikbaşlı' olarak veriyor. Eşanlamlısı olarak da 'İsyankar'ı işaret ediyor.

Tam da aradığımız siyasetçi tipi. Dikbaşlı politikacılar, hep prim yapmıştır bu ülkede.

Ulusça asi liderleri çok severiz, ama o asi liderler, nedense parti teşkilatlarında hiç asilik istemez.

Ankara'nın isteklerini yerine getiren, talimatlar ve buyruklar doğrultusunda çalışan 'Uslu teşkilatlar' istenir.

AK Parti de kurulduğu günden bu yana, il ve ilçe teşkilatlarında isyan çıkmasına izin vermemek adına siyasette yeni bir yöntem icat etti: 'Tek adaylı kongreler'.

İl ve ilçe başkan adaylarının kongrede birbiriyle yarışmalarının parti içinde ikilik, üçlük çıkaracağı düşüncesiyle uygulanan bu yöntem sayesinde, Genel Merkez'in onayladığı isim dışında kimse 'Aday' olamıyor.

Ankara'dan gelen koordinatörler önce o il veya ilçede görüşmeler yaparak kimi başkan olarak görmek istediklerini soruyor, ardından gönlünden adaylık geçenler sözlüye alınıyor.

Uygun görülen isim de 'Ankara'nın İlçe Başkan Adayı' olarak ilan ediliyor ve delegenin huzuruna 'Tek Aday' olarak çıkıyor.

Rakip yok, kongre kazanma stresi yok.

Herşey önceden hazır.

AK Parti'nin bu 'Tek adaylık' sistemi yıllardır başarıyla uygulanıyor. Bir ilçe dışında.

AK Parti Genel Merkezi, yöneticiler, bugüne kadar ne yaptılarsa bu asi, isyankar ilçeyi bir türlü durduramadılar.

Oysa ki, bu ilçeyi bizzat AK Parti kendisi yarattı. 2009 yılında İzmir'in Karşıyaka ve Bornova ilçelerinden koparılarak, hatta biraz da seçim sonuçları gözetilerek sınırları çizilen Bayraklı ilçesi kurulduğu günden bu yana 'AK Parti'nin Asi Çocuğu' olup çıktı.

Bayraklı'daki ilk isyan, partinin İzmir'deki kurucuları arasında da yer alan İsmail Sarı döneminde çıkmıştı. Sarı aday gösterilmeyince, onu destekleyen partililer AK Parti'ye bir ilki yaşatarak il binasını bastı, protesto eyleminde bulundu.

Kendi partilileri tarafından protesto edilen AK Parti'liler şaşakaldı. İsmail Sarı, kendisinin de kontrolünden de çıkan bu protestonun etkisini dindirmek ve Ankara'yla barış yapabilmek için uzun uğraşlar verdi.

Sonunda protestocu partilileri İsmail Sarı'nın yönlendirmediğine ikna olan Ankara, İsmail Sarı'yı affetti, ama onu destekleyenlerin bir bölümünü tasfiye etti.

Bayraklı'daki ikinci isyan 2011 yılının sonlarında çıktı. AK Parti Genel Merkezi, bu kez Bayraklı İlçe Başkanı İsmail Sarı'nın kongreye 'Tek Aday' olarak girmesine karar verdi. Ama olmadı.

Erdal Seyitler 'Ben de adayım' dedi. Ankara'ya rağmen aday oldu ve seçildi. Ama o koltukta ancak 1 yıl oturabildi. 1 yılın sonunda görevden alındı.

Asi ilçe Bayraklı'da son isyan daha dün çıktı. 18 Mart Pazar günü bir gerçekleştirilen 4. Bayraklı ilçe kongresinde yine ateşli saatler yaşandı.

Ankara'nın 'Tek Aday' olarak gösterdiği Özgür Hızal'a karşı, bu kez Cemil Kurkut 'Ben de adayım' dedi.

Aday olabilmesi için 20 delegenin imzası gerekiyordu, o divana 60 imza sundu.

Fakat kongre divanı, sunulan imzaların delegelere ait olup olmadığını tek tek teyit etmek istedi. Kongre salonunda, 60 kişiye Cemil Kurkut için imza verip vermedikleri soruldu.

'Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar' misali 60 delege binlerce kişinin önünde muhalif adaya destek verip vermediği sorulunca, bir bir imzalarını geri çekti.

Gerilim büyüdü, tansiyon arttı, tartışmalar arbedeye dönüştü. Çevik kuvvet polisi devreye girdi. Divan sonunda, Özgür Hızal'ın 'Tek Aday' olarak kongreye girmesine karar verdi.

Genel Merkez, zor da olsa isyanı bastırdı, istediği adayı seçtirdi.

Şimdi AK Parti'de hedef tam 1 yıl sonraki yerel seçimlerde Bayraklı ilçesini CHP'den almak. 'Tek Aday' dayatması bu hedefe ulaşmada etkili olacak mı hep birlikte göreceğiz.

Peki AK Parti'nin asi çocuğu Bayraklı ilçesinde sular duruldu mu?

Hiç sanmam.