Her yeni insan, her yeni ortam seni aslında bir yerlere sürüklüyor. Sen mi iz sürüyorsun, yoksa iz sürülmesi için mi yönlendiriliyorsun bu hiç belli değil. Ancak bilinen tek gerçek var, o da yaşamda hep 'tercihler var' ve ben çok şanslıyım ki, hep doğru tercihlerde bulunuyorum. Yeni dostlar ile buluştukça da 'gönül kapım' daha çok aralanıyor. Adım adım 'sevgiye' ulaşıyor ve bu sevgini pek çok kişi tarafından paylaşılması, konuşulması ve duyulması için vesile oluyorum.

'Uluslararası Diyalog Merkezi' nde yapılan toplantılara her zaman zevkle katılıyorum. Bunun nedeni her halde kendimi 'dünya vatandaşı' olarak görüyor olmam diye düşünüyorum. Geçtiğimiz günlerde telefonuma gelen mesajda: 'Bir kadın doktorun 14 günde 360 adet göz ameliyatı yaptığının anlatıldığı' bir paylaşım toplantısına davet ediliyordum. Her zamanki gibi koşarak gittim. Biliyorum ki, duymadığım onlarca bilgi ile donatılacaktım ve bu duyduklarımı yaşamın bir parçası olarak görerek, 'neler yapabileceğimi' sorgulayacaktım.

Çok kalabalık olmayan (yaklaşık 30 kişi) samimi topluluğa ilk konuşmasını ESEFED Genel Sekreteri Halil Güner yaptı. İZKİM'de çok ilginç bir ritüel var toplantılar başlamadan önce. Muhakkak kısa bir 'müzik' taksiminden sonra toplantıya başlanıyor. Bu seferki konuk, Dr. Hasan Aksoy. 'Birlikte yaşamak için, birbirini tanımak gerek' diye başladı şarkılarını söylemeye, bitirdiği zaman her şarkının bir hikayesini hatırlayarak bütün dinleyenler uzak diyarlara gitti birden. Kısa bir süre sonra yeniden yaşamın içinde bulduk kendimizi ve sohbeti dinlemeye başladık.

ESEFED'in 2015 yılı içinde hedef aldığı 6 projeden iki tanesinin anlatıldığı bu toplantıda 'Küresel Doktorların' Somali, Mali ve Kamerun'da yaptıkları faaliyetleri izlediğimde, dünyanın her hangi bir yerinde, binlerce kilometre uzakta, bir insanın yaşamına, bedenine ne gibi katkılar sunulabileceğine yeniden tanık oldum.

Size hemen bir soru sormak istiyorum. Afrika'da yaşayan 2 milyon insanın, Fistül denilen hastalıktan muzdarip olduğun biliyor muydunuz? Nasıl yani, böyle bir hastalığın bu kadar yaygın olmasının neden olmuş olabileceğini düşünüyor olabilirsiniz?. Hemen açıklayayım. Eğer ki bir ülkede 10 ile 14 yaşında, henüz beden ölçüleri bile gelişmeyen 'kız çocuklar ' evlendirilince olacağı budur diyebilirim. Afrika'da özellikle Kırsal Bölge'ler de yaşayan kadınlar, sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamadıkları için doğumlarını kendileri, evlerinin dışında bir ağacın altında yapıyorlarmış. Bu arada doğum anında da 'idrar torbaları' patlıyor ve asla bir daha bu kese ne dikilebiliyor ne de bir daha düzgün bir şekilde faaliyetine devam edebiliyormuş.

Şu anda bu konumda yüzlerce kadın dramatik bir hayat yaşıyor Afrika'da. İdrar kokmaları nedeniyle bu kadınlar toplumdan soyutlanıyorlar, eşleri tarafından da terk ediliyorlar. Sonuç olarak, bu kadınlar bir araya gelerek bu tür evlerde yaşamaya başlıyorlar ölünceye kadar...

Bu hastalığın Afrika'da yok etmek mümkün olabilir mi derseniz? Yanıt şüphesiz 'bilinçlendirme'. 10-14 yaşındaki kız çocuklarının evlendirilmelerinin engellenmesi gerekiyor öncelikle.. Bu tür bir bilinci yaratmak mümkün mü? Afrika'da ve bütün kırsal bölgelerde?

Şu anda ESEFED aracılığı ile çeşitli bilimsel araştırma sonuçları 'Birleşmiş Milletler Sağlık Komisyonu'na ulaştırılmak üzere. Araştırmalar çok detaylı bir şekilde standartlaştırılıyor. En kısa zamanda biten bu rapor ile dünyaya da duyurmayı planlıyor ESEFED. Böylelikle dünyayı da 'alarma' geçirmek mümkün olabilecek. Ben bu olaydan neden mi bu kadar etkilendim derseniz, 'insanlık' adına demeyi istiyorum.

Aynı şekilde diğer duymuş olduğum konu başlığı da, Afrika'da yaşanan bir başka dramı göstermekte. Kısacası, bunun ismi de ciddi bir göz rahatsızlığı olan: 'Katarak'.. Afrika'da kör olmak, evdeki küçük çocuğun esiri olmak demek aslında. Afrika'da yaşam bir başka.

Her 5 saniyede 1 çocuk ölüyor

6 bebekten biri, 5 yaşına gelmeden ölüyor

20 milyon çocuk yetim büyüyor

Milyonlarca çocuk, hiç doktor yüzü görmeden ölüyor.

Bir an için görmediğinizi düşünün. Dünyanızın karanlığa dönüştüğünü, sevdiklerinizi görmeden bu gerçeklerle yaşadığınızı.. Eğer siz, görürseniz, onlarda görecekler. 'hayata kara gözlerle bakmak' Afrika'daki nüfusun 39 milyon kişi şu anda 'katarak hastası'. Bunun çok önemli nedenleri var. Birincisi hastalara ameliyatlar yapılamıyor (alt yapı eksikliği, sağlık personeli eksikliği) ve beslenme bozukluğu (insanların büyük bir çoğunluğu şeker hastası; üstelik bunun farkında bile değiller). Küresel Doktorlardan birisi olan Duygu Hanım, Mali'den ülkeye döndüğünde, 14 günde 360 ameliyat yaparak, görmeyen gözlere 'deva olmanın' mutluluğunu yaşadı. 'Dünya iyileşinceye kadar her türlü insani desteği vermek' aslında hepimizin görevi.

Bu toplantının bana neler kattığını sorarsanız, 'Umutla, umuda doğru' sadece Türkiye'nin yurt dışında değil, kendi ülkemizin sınırları içinde hepimizin küçük de olsa yapabileceği katkıların 'geleceğin dünyası' için müthiş bir kıvılcım, ateş ve sevgi çemberi yaratacaktır. Hepimiz dünyaya gelirken 'avuçlarımız kapalı' olarak geliriz. Bu dünyadan çekip giderken de 'ellerimiz açıktır'. Bu şu anlama gelir, ellerimiz açık iken, kaç kişiye dokunarak gitmiş olduğumuzun 'sayısı' önemlidir. Yani, 'kaç kişiye dokunarak gittiyseniz' bu dünyada o kadar anlamlı yaşamış, ve 'iz bırakıp gitmişsinizdir.' Baki kalan, geride bıraktıklarınızdır…