İki haftadır yazılıp çiziliyor. Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda. Türkiye'nin 12. Cumhurbaşkanı seçilecek. İki ay bile yok seçimlere... Üstelik bu seçimin bir ilk özelliği var: Cumhurbaşkanı ilk kez halk tarafından seçilecek! Öncelikle bu konu üzerine bir yorum yapmak gerekirse, matematiksel ve rasyonel olmanın ötesinde, bu seferki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 'halk ve birey' anahtar rol oynayacak. Ve bu rol çok önemlidir. Neden önemlidir? Çünkü ülkenin siyasi yozlaşmalarından dolayı halkın en az yüzde 50'sinin gözü açılmaya başladı. Bu iktidarın ne olduğunu bilen aydın kesimin yanısıra az da olsa kalan vicdanlı AKP'liler de çark ediyorlar artık. Son yerel seçimlerden beri bu belirtileri -sonucun değişmesinde yeterli olmasa da- gördük. Fakat bu sefer yüzde 50'yi bile geçmekte olan o bilinçli kesimden çatlak sesler çıkmaya başladı. O çatlak sesleri CHP'de duymaya alışmıştık zaten. Bu sefer arıza çıkaran hem CHP, hem de seçmenlerinden bir bölümü oldu ne yazık ki. Hem de birleşmeye ve uzlaşmaya, ölümcül bir hastalığa deva olacak ilaç gibi ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde...
CHP ve MHP'nin ortak kararla seçtiği Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu'nu artık hepimiz biliyoruz. 'Şurda şu görevi yapmış, bilimadamıymış, batı ve islam dünyasının tanıdığı bir isimmiş,...' gibi tanımlamaları araştırma yapmadan sadece haberleri dinleyerek de öğrendik zaten. Bunu dahi bilmeyenler en azından ismini biliyor, değil mi? Biliyoruz dedim ya aslında türk toplumu olarak pek de bildiğimiz söylenemez hala. 'Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır' demişler. Ekmeleddin İhsanoğlu'na, adaylığının duyulduğu andan itibaren gelen tepkilerin çoğu ya adamın ismine ya da isminin duyulmamasınaydı. Belki ben de ilk duyduğumda önyargılı bakmış ve kaygı duymuş olabilirim. Herkesi bu konuda bir dereceye kadar anlayabilirim. Fakat adaylığının açıklanmasından 15-20 gün geçmesine rağmen, İhsanoğlu'nun hakkında doğru dürüst bir araştırma yapmadan taraflı fikir beyan edenleri artık anlayamıyorum!
Bu konuda hem CHP'nin hem de seçmenin hatası olduğuna inanıyorum. Geriye dönüşün olmadığı ve adaylığın kesinleştiği bir noktada kendisi aday olmak istemeyen bir milletvekilinin aday olması için imza toplanması bir kere en baştan yanlıştır. CHP Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, parti içinde değerli bir isimdir. Belki demokrasi adına O da aday gösterilebilir. Fakat içinde bulunduğumuz durum itibariyle bu ikilik ya da çeşitlilik parti içinde olduğu kadar halk içinde de çatal oluşturacaktır. Nitekim oluşturdu da! 'Balık baştan kokar' lafı ne kadar da doğru. CHP içinde birlik olamama durumu, halka bir kez daha yansıdı!
Halk konuşmalarından bir bölümünü aktarmam gerekirse, bu konuyla ilgili duyduğumuz ve yabancısı olmadığımız bu yorumlar genelde önyargılı ve gelişigüzel konuşmalar...Bu yorumlar, altında oturağı olmayan bir sandalye misali. Herhangi bir dayanağı yok çünkü!
Aşağıdaki diyalog geçenlerde bu konuyla ilgili bir vatandaşla yaptığımız konuşmanın özetidir. Yorum size ait.
'Yok kardeşim, ben oy vermeyeceğim. Adamın ismini bile duymadık. Hem 'Ekmeleddin' ne demek gerçekten?'
-Siz ne yapacaksınız isminin anlamını? Siz bu kişinin neler yaptığına, geçmişine, hizmetlerine bir bakın bakalım, karar vermeden.
'Ama Mısır'da doğmuş, İslam Teşkilatında'mıymış ne? Kesin dincidir bu da. Çok kızıyorum Kılıçdaroğlu'na! Daha aydın, çağdaş ve laik bir aday bulamadı mı bundan başka!?'
-Bu kişinin Türk kültürü ve İslam dünyasını tanıtma adına birçok eseri var. İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri olması laik olmadığını mı gösteriyor peki!?'
'Valla ne bileyim, benim pek içime sinmedi. Ben hiçbir adaya oy vermeyi düşünmüyorum!'
-Ülkenin durumundan şikayet edenlerin bir bölümü böyle düşünürse o zaman kimin kazanacağını biliyorsunuz, değil mi?'
'....................'
İşte dayanağı olmayan ve önyargılı fikirlerin sonucunda bir yerde tıkanıyorsunuz ve en sonunda verecek cevabınız olmuyor. Ama aklın yolu birdir, değil mi?
Ben bu yazıyı Ekmeleddin İhsanoğlu'nu savunmak için yazmadım. Benim de kendisi hakkındaki bilgim, internetten yaptığım araştırma ve güvendiğim birkaç kişiden duyduğum bilgi ve fikirlere dayanıyor. Bu yazıyı yol ayrımında olan ülkemizin vatandaşının gerçekçi ve mantıklı olması adına yazdım. Türkiye'nin 12. Cumhurbaşkanlığına aday olan bu üç kişi arasından Ekmeleddin İhsanoğlu, aralarında aydınlık bir ışık gibi parıldamaktadır adeta. Çünkü diğer yanındaki iki kişi Türkiye'nin karanlık kısmını temsil ediyor ne yazık ki! Ve kendisini doğru dürüst tanımadan haksız bir tepki için verlmeyecek her oy, ülkeyi karanlığa bir adım daha yaklaştıracaktır. Türkiye Cumhuriyeti için, ülkenin konjonktürel yapısı da düşünülerek, İhsanoğlu'nun iyi bir cumhurbaşkanı adayı olduğunu düşünüyorum. Laik ve muhafazakar kesimden de oy alabilecek bir aday olduğu kanaatindeyim. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na bu konuda biraz da olsa güvenmemiz gerekmiyor mu?
CHP seçmeninin unutmaması gereken bir nokta var: İhsanoğlu sadece CHP'nin adayı değildir, MHP'nin de adayıdır, mecliste olmayan diğer partilerin de adayıdır, toplam beş partinin de adayı olmuştur. Hatta ülkesini seven milliyetçi, Atatürkçü, dindar ve değerlerini koruyan, bu topraklarda yaşayan herkesin adayıdır! Bu yüzden özellikle medyadaki yorumcuları da sağduyuya davet ediyorum. Lütfen toplumsal sorumluluğa sahip çıkarak yorum yapsınlar. Tabii ki demokrasi var, herkes düşündüğünü söyleyebilir. Fakat içinde bulunduğumuz dönem kritik bir dönemdir. Atıp tutmakla bir yere varamayız. Bu düşüncelerinin sonu nereye gidecek, onu düşünerek konuşsunlar. Çünkü bizim bu noktadan sonra aday beğenmeme lüksümüz olamaz! Bu noktadan sonra aday beğenmemek şımarıklıktan başka bir şey değildir! Unutulmamalıdır ki, bu şımarıklık daTürkiye Cumhuriyeti değerlerine gizli düşman olan birini Cumhurbaşkanı olmaya götürecektir.
Evet, şimdi seçim halkındır..