7 Haziran seçim sonucunu, daha doğrusu halkın vermiş olduğu mesajı iyi algılamayan muhalefet partileri AKP karşısında hüsrana uğradılar. Bunlardan CHP, diğer muhalefet partileri MHP ve HDP ile öncelikli olarak bir koalisyon ortaklığı yapmak istedi. Bu amaçla her ne kadar MHP sözcüleri ve Devlet Bahçeli'nin tepkisini alsa da başbakanlığı MHP liderine bile teklif etti. Ardından AKP ile koalisyon görüşmelerini yürüttü.
Şayet MHP liderliği, CHP'nin teklifini 'kendilerine lütuf da bulunuluyormuş' gibi algılamasa, kabul etse, HDP'nin dışarıdan desteklediği ve ülkeyi bir yıl ya da iki yıl sonra seçime götürecek bir hükümetin başı olacaktı.
Ve 7 Haziran sonuçları belli olur olmaz, MHP erken seçim söyleminde bulunmasaydı şu anda ülke farklı bir gündemle uğraşıyor olacaktı. Muhtemelen 17/25 Aralık dosyaları açılmış, MİT tırları ile ilgili soruşturmalar başlamış, komisyonlar ve RTÜK muhalefetin eline geçmiş olacaktı.
CHP ile olmaz, AKP'ye yanaşmam, HDP'yi yok sayarım yani 'kahrol düşman al sana bomba' görüşüyle ülkede erken seçime gidildi ve AKP kendisinin dahi tahmin edemediği bir yüzdeyle tek başına yeniden iktidara geldi.
Beş ayda MHP yüzde 16'dan 12'ye geriledi. 4 puanlık fark AKP'ye gitti. 8 Haziran'dan itibaren hortlayan terörün MHP'nin oyunu arttıracağını sananlar yanıldılar. AKP öyle bir toplum mühendisliği yaptı ki, 7 Haziran seçimine kadar seçmen üzerinde etkili olan ekonomi ve yolsuzluklar, bir anda güvenliğin gerisinde kalıverdi. Seçmen güvenliğini riskte hissedince ekonomi ve yolsuzlukları ikinci, üçüncü plana atıverdi.
Terörü tırmandıran iki unsur vardı. PKK ve IŞİD. Bunlardan IŞİD'in eylemleri Ankara katliamında olduğu gibi sanki PKK-DHKP-C ile birlikte planlanmış gibi gösterildi. Halbuki PKK eylemleri doğru bir şekilde PKK'ya mal edildi. Bunun sonucunda seçmen MHP'ye değil de şu anda PKK ile mücadele eden AKP'ye yöneldi.
Bu arada HDP, PKK ile ayni safta gösterilerek itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Burada PKK'nın oynadığı rol de yadsınmamalı. Çatışma ortamı ve bununla ilişkilendirilen HDP oy kaybına uğrayarak neredeyse barajı geçemiyordu. Seçim akşamı gecenin ilerleyen saatlerinde herkesin merak ettiği şey HDP'nin barajı geçip-geçmediği oldu.
Merkez sağ seçmenin IŞİD konusundaki kaygıları da seçime birkaç hafta kala yapılan hücre evi baskınlarıyla giderildi. Bu arada TSK, sınır dışında PKK kamplarını, YPG güçlerini ve IŞİD mevzilerini de vuruyordu zaten.
Bütün bunları gören ve güvenlik kaygısını ön plana alan seçmen AKP'ye yöneldi. Bunun dışında belki de 7 Haziran'ı iyi okuyamayan siyasi partilere de ceza vermek istedi.
HDP'den kopan 3 puanın bir puanı geçen seçimde barajı geçsin diye bu partiye oy vermiş olan CHP'ye geri gelmiş olabilir. Geriye kalan 2 puan AKP'ye gitti. Bunu Güney Doğu, Doğu seçim sonuçlarından anlıyoruz.
MHP'den giden puanlarla bu sayı 6'ya ulaştı. Bir puanda SP'den gelirken, geçen seçimde sandığa gitmeyen AKP'li seçmenin bu seçimde sandığa koşmasından ve 'bizim parti nasıl olsa barajı geçemez' diye AKP'ye yönelen sağ seçmenden 1.5 puan geldi. Böylece AKP tek başına iktidarı aldı.
Muhalefete kalan ise ders çıkarmak oldu.