Bu haftaki yazımı her zamankinden farklı yazmak geldi içimden. Mesleki olaylardan uzak olayım ve kültür sanat üzerinde birkaç konuya değineyim dedim.

Her sene olduğu gibi bu sene de tiyatro günleri gelsin diye bugünleri iple çektim. Fakat bu sene ortada farklı bir şeyler dönmekte. İkidir gişeye gidiyorum bilet almak için, fakat alamıyorum. Biletler daha satışa çıkmadan nerede tükeniyor anlayabilmiş değilim. Saat 13:00'de gişe satışı yapılıyor dediler 13:05'te bilet kalmadı. İnternet satışı 14:00 dediler 14:30'a ertelediler. 14:30'da siteye girilmedi 14:35'te bilet tükendi yazısı karşıma çıktı. Böylesine karmaşık bir durum söz konusu… Gişe, toplamda 250 biletin satışa sunulduğunu 125'i internet, 125'i gişelere dağıldığı konusunda bilgi verdi bizlere.

1260 kişi kapasiteli İsmet İnönü Sanat Merkezi olduğunu düşünürsek yuvarlak hesap 1000 adet bilet nerede acaba? Gerçi aklınızdan geçenleri okur gibiyim ama konu hakkında biraz araştırma yapmam gerek… Haybeye konuşmak yakışmaz…

Ama tahmin ettiğim gibiyse olay, bence bundan sonra İzmir Tiyatro Günleri ismini acil değiştirsinler. Hem de çok acil bir şekilde…

Gidebildiğim oyunlardan ise bu sene bende en çok etki bırakanı 'Kuvayi Milliye' oldu. Ayrıca bilet olarak bir tek bu oyunun boş olması beni şaşırttı. Oyun saatinde ise salonun doluluğu ayrı bir şaşkınlık yarattı. İsmet İnönü Sanat Merkezi sahnesinde, içeri alındığımızda oyuncular sahnede hazırlanan platformda oturmuş bize bakıyorlardı. Kimisi bağdaş kurmuş oturmuş, kimisinin elinde bir kitap okuyor. Işık ve arka fonda çalınan müzikte oldukça etkileyiciydi. Usta oyunculardan oluşan ekibin nasıl bir performans sergileyeceği hakkında beynimde az buçuk bir fikir vardı.

Oyuna genel olarak baktığımızda ise Nazım Hikmet'in Türk Kurtuluş Savaşı'nı yazdığı destandan uyarlanandı. 2014-2015 İsmet Küntay ödüllü bu eser, oyunculuk kalitesiyle de dev bir prodüksiyon haline gelmiş. Özellikle oyun esnasında sahneye projeksiyonla Abidin Dino'nun bu eser için yaptığı desenler yansıtıldı. Tabi ki de Muammer Sun'un bestelediği 'Kurtuluş' isimli senfonik eseri ayrı bir hava katmış esere. Oyunun dev kadrosu ise 7 kahramandan oluşuyor. Tamer Levent, Yurdaer Okur, Mehmet Ali Kaptanlar, Devrim Evin, Nişan Şirinyan, Cenk Özeri ve Efe Tuncer… Zeliha Berksoy ise anlatıcı olarak sahnede yer alıyor.


http://www.ckm.gen.tr/Files/fotograflar/Kuvayimilliyeocak500.jpg

Oyunun büyük bir bölümünde tüylerim diken dikendi. Bir memleketin son zamanlardaki haline baktım, bir de o dönemdeki halimize. Bir şimdi vatan haini olup gözümüzün içine baka baka sefa sürenlere baktım, birde NAZIM'ın vatan haini ilan edilişine… Zaman zaman gözlerim doldu ve gerçek kahraman olan Anadolu halkının fedakarlıklarına iç geçirdim. Açlıkla, acıyla dolu seneler, buna göğüs geren kadını, çoluğu çocuğu, genci, yaşlısı… Osmanlı ailesi o esnada İstanbul'dan kaçıp yurt dışındaki müttefiklerine sığındıkları için bu vatan toprakları bizim atalarımız, bizim dedelerimizin gayretleriyle kurtarılmıştır.

Bu arada gözümden kaçmayan bir şey de oyuna gelen izleyicilerin içerisindeki küçük yaşta olanlardı. Çocuklarınızı sanat etkinliklerine götürerekten, hele ki bu kadar anlamlı oyunlara getirerekten yaptığınız iyilik sizlere ileride vatansever ve gerçekten bilinçli bir nesil olarak geri dönecektir.

Son olarakta Atamızın bir sözüyle konuyu noktalamak isterim ;


'Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir…'