İsterseniz birincisinden başlayalım. 2015 yılını çatışmalarla geçiren dünyada, bu anlamda 2016 için pek umut ışığı görülmüyor. Çatışmalar daha çok İslam coğrafyasında tıkılı kaldı. Suriye iç savaşı sürerken bir anda ortaya çıkan IŞİD nedeniyle çatışmalar Irak'a da sıçradı. Her gün karşılıklı olmak üzere onlarca yoksul Müslüman katlediliyor. Suriye-Irak dışında kalan diğer Müslüman coğrafyasında da başta Yemen olmak üzere Libya ve diğer bazı Afrika ülkelerinde Boko Haram gibi İslamcı örgütler ortalığı kan gölüne çeviriyorlar.

Suriye'deki çatışmaların bedelini 2,5 milyon sığınmacı kabul eden Türkiye'de ödüyor. Sığınmacıların bakımı sağlamak ve sığınmacı-yerli çatışmasını önlemek gerekiyor. Sığınmacıların kalıcı olduğunu düşündüğümüzde, bunlara iş olanakları sağlamak gerekiyor. Özellikle genç işsizlerin çok olduğu Türkiye'de bu toplumsal barışı zedeleyebilir. Ancak madem davet ettiniz o zaman iş vermek durumunda kalacaksınız.

Asgari ücretin biraz daha insaflı bir düzeye getirilmesine bile itiraz eden bazı iş çevrelerinde bu durum, kaçak Suriyeli çalıştırmak için bahane olacak. Gelir olmayınca iç tüketim nasıl artacak? Bu durum yeni krizlere neden olacak ve büyüme rakamlarına da etki edecek.

Yine Türkiye'nin Güney Doğusunda yaşanan çatışmalar da risk oluşturuyor. Yeni yılda çatışmaların durdurulması için gereken adımlar mutlaka atılmalı. Bu güne kadar iç Türkiye'nin mesele olarak görülen Kürt sorunu, bugün artık uluslararası bir mesele haline geldi. Sorun dış müdahalelerle değil, Türkiye'nin kendi iç dinamikleri ile çözülmeli. Ardından yeniden bölgede yatırımlar başlamalı.

2015'in Kasım'ında düşürülen Rus uçağı ve düşen uçağın paraşütle inerken öldürülen pilotu, Türkiye-Rusya ilişkilerini durma noktasına getirdi. Bundan en çok etkilenecekler arasında tarım, tavukçuluk, turizm, inşaat ve tekstil sektörü gösteriliyor.

Ülke çevresinin çatışma bölgeleri ile dolu olması tarım ürünlerinin başka ülkelere ihracını da zorluyor. Ürünleri satmak için yeni pazarlara gereksinim duyulacak. Bu pazarları da örneğin AB-ABD arasında imzalanacak olan Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı gibi dev anlaşmalar olumsuz anlamda etkileyecek.

Rusya krizinin karşılıklı çıkar temelinde uzun süreli olacağını beklemiyorum. Sonuçta siz Rusya'dan enerji ithal ediyorsunuz ve Akkuyu nükleer santralinin yapımını onlara vermişsiniz. Rusya'da sizden başta tarım ürünleri olmak üzere birçok ürün ve müteahhitlik hizmetleri alıyor.

Özür niteliğinde telefonda yapılacak bir konuşma ve İsrail ile Mavi Marmara olayında olduğu gibi sürüncemeye bırakılacak bir tazminat meselesinin olayı geçici de olsa çözeceğini umuyorum.

Gelelim kur meselesine. 20015 yılında dolar ve avro'da yaklaşık yüzde 30 civarında bir devalüasyon gerçekleşti. Böylece dışarıdan hammadde alımı yapan birçok sektörde maliyetler arttı. Bu durum ürünlerin iç piyasadaki fiyatlarının artmasına neden olurken, ihracatta da diğer ülkelerle rekabet şansını düşürdü.

Bu yıl Türkiye'nin tek şansı petrol fiyatlarını ucuzlaması oldu. Enerji gereksiniminin tamamına yakınını ithal eden Türkiye'nin bu alanda ödediği para her ne kadar dolar artsa da, önemli oranda azaldı. Bu da cari açığın artmasını engelledi. 2016 yılında da petrolde düşüşün devam edeceği söyleniyor.

Diğer yandan ABD Merkez Bankası (Fed) uzun süreden sonra faiz arttırımına gidiyor. Bu gelişen pazar ekonomilerini olumsuz etkileyecek. Krizden beri yaklaşık 1 trilyon dolar sermaye çıkışı yaşayan gelişen pazar ekonomilerini, en çok da, en kırılgan ekonomi olarak tanımlanan Türkiye ekonomisini etkileyecek.

Göreceğiz bakalım. Bu duygularla yeni yılınızı kutlar, yeni yılda ailenizle, akrabalarınızla, komşularınızla, iş arkadaşlarınızla huzurlu, sağlıklı günler dilerim.