RÖPORTAJLAR
15 Haziran 2019 Cumartesi

Sağlığın Ritmi ve Matrix Konsepti

Hanzade Ünuz, Münih’teki Dr. Randoll Enstitüsü yöneticisi Dr. Ulrich Randoll ile Matrix Ritim Terapisi hakkında konuştu.

Sağlığın Ritmi ve Matrix Konsepti

Vücudumuz sağlıklıyken bir orkestra gibi uyumlu çalışır.

Orkestranın en küçük ve en becerikli enstrümanları da….

Sayısı 70 trilyonu bulan hücrelerimizdir.

Peki bu minik, çalışkan birbiriyle uyum içinde çalışan hücrelerimizin akoru bozulursa ne olur?

Oldukça net aslında...

Hücrelerimizin frekansı yani titreşimi bozulursa…

Hasta oluruz.

Almanya’nın Münih kentinde Dr. Randoll Enstitüsü’nün yöneticisi Dr. Ulrich Randoll, 20 yıl önce Matrix Ritim Terapisi adını verdiği bir uygulama keşfetti.

Yola çıkış nedeni, iyileşmeyen hastalardı…

Bilimsel merakı onu hücresel çalışmalara yöneltti.

Sağlıklı insan hücresinin 8 – 12 Hz frekans aralığında titreştiğini buldu.

Bu frekans vücudun herhangi bir yerinde bozulduğunda zihinsel ve fiziksel hastalıkların oluştuğunu gözlemledi.

Şifanın peşinde koşarken bir buluşa imza attı.

Hücrelere sağlıklı frekansı hatırlatan bir cihaz geliştirdi.

Adına Matrixmobil dedi.

Tıp hekimi, araştırmacı, yazar ve eğitmen Dr. Randoll…

Hayatının merkezine insanı ve sağlıklı yaşamı koymuş bir bilim insanı.

Dünyayı saran dev sağlık endüstrisi ağına…

Hastayı müşteri gibi gören borsa şirketi mantığında çalışan hastanelere karşı duruyor.

Dr. Ulrich Randoll merak eden…

Doğruyu bulmak için iğneyle kuyu kazan…

Gerçek bir bilim insanı.

Geçtiğimiz hafta Çeşme’deydi.

22. Uluslararası Matrix Ritim Terapisi Kongresi’nde sunum yaptı.

Hücrelerin neden, nasıl ve hangi şartlarda 8 – 12 Hz arasında titreştiğini anlattı.

Dr. Ulrich Randoll, Türkiye’de çok sayıda futbol kulübü, rehabilitasyon, fizyoterapi ve spa merkezinde de kullanılan kendi buluşu Matrix ile uygulamalar yaptı.

İzmir'de de doktor ve fizyoterapistler tarafından uygulaması yapılan...

İnsanı adeta hamur gibi yumuşatan Matrix Ritim Terapisi ile…

Şifalı kaplıca sularının buluşmasının büyük bir sinerji yaratacağını söyledi.

Dr. Randoll, sağlığın ritmi peşinde geçen yolculuğunu anlattı…


YANLIŞ OLAN HASTA MI?

Ben aslında doktor olmak için yola çıkmadım. Almanya’da önce diş teknisyeni oldum, diş ve çiğneme konusunda biyomekaniği öğrendim. O mesleği yaparkenkaslar ve psikoloji arasındaki ilişkiyi öğrendim. Ardından tıp tahsili yaptım, beraberinde paralel olarak da diş hekimliği okudum. Çene cerrahisinde eğitim aldım, çene cerrahı olarak çalıştım.

O sırada kanser hastalarıyla kimsenin ilgilenmediğini gördüm. Genelde herkes estetik ameliyatlarla ilgileniyordu, para kazanmak için gereksiz işler yapılıyordu. Şu var ki plastik cerrahlar kahraman gibidir, kim daha güzel göğüs ameliyatı yaparsa en iyi cerrah kabul edilir. Ama bu beni hiçbir zaman ilgilendirmedi. Bazı cerrah o en iyisini yaptığı halde hastada iyileşme olmazsa, “Ben en doğrusunu yaptım ama hasta yanlış” diye düşünür.

YARA NEDEN İYİLEŞMİYOR DİYE MERAK ETTİM
Klinikte çalışırken karşılaştığım,yardım edemediğim vakalar nedeniyle araştırmalara başladım. Erlangen Üniversitesi’nde fizyoloji, biyoloji ve kimya alanında derin bilimsel çalışmalara başladım. Beş yıllık bir burs alarak temel tıp bilimleri araştırmaları yaptım. Ben aslında çene cerrahıyım ve aynı zamanda kaza cerrahı yani travmatoloğum. Çene cerrahisindeki hastalarımın yüzde 70’inde yüz kanseri vardı, çok büyük ameliyatlar yapıyorduk. Elimizdeki bütün imkanlara rağmen hastaları kaybediyorduk. Ameliyat  yarasının neden iyileşmediğini merak etmeye başladım.

AKVARYUMDAKİ BALIK GİBİ
Neden başarılı olamıyorduk? Normal bir hücre neden kanserleşiyor diye sordum. Kansere giden yol nasıl işliyordu? Çünkü eğer bunu anlarsak süreci geriye de döndürebiliriz diye düşündüm. Hücre biyolojisiyle ilgilenmeye ve biyologlarla hücre metabolizmasıyla ilgili görüşmeye başladım. Bana hücre sistemlerini ve mitokondrilerin nasıl çalıştığını anlattılar. Canlı kemik, karaciğer ve kas hücrelerini incelemeye başladım. Bütün arabaların motorların aynı şekilde çalışır, ben de bütün hücrelerin aynı şekilde çalıştığını düşündüm. Hastalıklara hücre bazında bakarsak, ortak nokta var mı diye merak ettim. Hücrelerin akvaryumdaki bir balık gibi olduğunu düşünmeye başladım ve gördüm ki, hücrelerin içinde bulunduğu ortamın şartları değiştirilirse gerçekten de kendilerini yenilemeye ve iyileşmeye başlıyorlar.

ESKİDEN RÖNTGEN Mİ VARDI?
Bugün tıbba bakışın doğru olmadığını görürüz.  Şimdiki tıp sisteminde ağrın varsa ilk iş röntgen ve MR çektirmek oluyor. Radyologlar yapıda değişim var mı diye bakıyor ama spazmlar gözüken ve ölçülebilen bir şey değil. Tıp biliminin elindeki tamirat kutusu, yaşayan sistemlerin ne olduğunu anlamaya ve yardımcı olmaya yeterli gelmiyor. Benim tıbbi bilgime göre eğer bir insan vücudunda bir ağrı tarif ediyorsa, ağrının nedeni aslında mafsallarda değil, yumuşak dokudadır.

Eskiden röntgen yoktu, ne yapıyordu insanlar?  Hamama gidiyorlardı, sıcakla birlikte masaj yapılarak dokuyu çözebiliyorlardı. Ağrın varsa ortopedist röntgen çektiriyor, bir tablet ya da kortizonla uğurlanıyorsun. Ortopedi doktorları yapılarla ilgileniyor, hatta hastaların ağrısı geçmediği için anti depresan veriliyor. Tıbbi uygulamalarda hücrelerin süreci konusu hiç dikkate alınmıyor. Bir hastalığın tedavi edilmesine işe hücre bazında ve hücre ile içinde bulunduğu çevre arasındaki alışveriş sürecini düzenleyerek başlamalıyız.

KASLAR NEDEN SERTLEŞİR?
Bildiğimiz biyolojik bir gerçek var; nefes alarak vücudumuza oksijen temin ederiz. Oksijenin ihtiyaç duyulan yerlere ulaşmasını öncelikle kalp kasları sağlar. Peki her hücreye yeteri kadar oksijen ulaşıyor mu? Oksijen hücreye hücrenin (hücre dışı matrix) zarını aşarak ulaşır, bu zarın sağlıksız olması hücreye enerji oluşumu için gerekli oksijeni taşıyamaz. Kaslara yeterince oksijen ulaşamadığı için gevşeyemezler, kasılı kalır ve sertleşirler. Oluşan asidik ortam ağrıya neden olur. Ağrı da hareket kısıtlanmasına sebep olur. 

İSKELET KASI; HAFİFE ALINAN ORGAN
Vücut kütlesinin yaklaşık yüzde 45’ini oluşturan iskelet kasları vücudumuzda en çok bulunan dokudur. İskeletimizde 600’ün üzerinde farklı kas bulunur. Peki kaslarla ilgili bir uzmanlık dalı duydunuz mu? Hayır. Kasların hareket etmemizi mümkün kıldığını biliyoruz. Ama kaslarımızın organizmamıza kan ve lenf taşınmasında çok önemli rol oynadığı fazla bilinmez. Kaslarımız bu işlevi titreşerek yapar. Biz fark etmesek de kaslarımız sürekli olarak titreşmektedir. Kaslarımızın sağlıklı titreşmesi sağlıklı bir lojistikle vücut hücreleri için  doğru maddelerin doğru zamanda, doğru yerde olmasını sağlar.

MATRİX RİTİM TERAPİSİ NASIL ORTAYA ÇIKTI?
Hayat bir süreçtir dedik, hastalık da bu sürecin yavaşlaması ya da durmasıdır. Yaşama baktığımızda her şeyin bir ritim içinde oluştuğunu görüyoruz. Vücudumuzdaki bu ritimler nereden geliyor diye araştırdığımda hücrelerimizin kendine özgü titreşimlerinden geldiğinin gördüm. Bunu bir orkestra ve orkestranın içindeki enstrümanlar gibi görebiliriz. O zaman hastalıktaki aksayan  süreci ritimlerle düzeltebiliriz diye düşündüm. İyileşme için hücrenin aktive edilmesi yani hücre dışı matrixin doğaya uygun olarak uyarılması, hücresel ortam koşullarının değiştirilmesi gereklidir. İşte Matrix Konsepti böyle doğdu. 1996 yılında Matrix Terapisi kavramı ortaya atıldı ve bilimsel kabul gördü.

DOĞRU RİTM, SAĞLIKLI YAŞAM
Yaşayan bir sistem kasılma ve gevşeme evrelerinden oluşur. Kas hücreleri bilinenin aksine kasılırken değil, gevşerken enerji kullanır. Enerjimiz yetersizse gevşeme eksik kalır ve kasılma tam olarak çözülemediği için dokuda yapışma kalır. Gevşeme sürecinin dışarıdan aktive edilmesi tedavinin anahtarıdır. Doğru ritim, sağlıklı yaşamın anahtarıdır.

Bütün sıcak kanlı organizmalar aynı ritimde titreşiyor. Bu titreşim aralığı 8 – 12 Hz’dir. Bu aynı zamanda beynimizin Alfa ritmiyle de aynı ritimdir. Kaslarımızın kendine özgü 8 – 12 Hz’lik titreşimi bir nedenle azalabiliyor, dışarıdan bir alet yardımıyla vücuda mekanik olarak uygulandığı zaman vücut bu titreşimi hatırlıyor. Kaslardaki hücreler kendiliğinden esneyerek doğal yapısına dönüyor.

BLOKAJLARI AÇIYORUZ
Ben de eskiden arabaların motorlarını dışardan çalıştırılması gibi vücuda bu sağlıklı titreşim frekansını hatırlatacak Matrixmobil aletini gelişirdim. Önce bir prototip yaptım, daha sonra mühendislerle bunu geliştirdik. Biz Matrixmobil ile 8 – 12 Hz aralığında titreşim vererek vücutta oluşan blokajları açıyoruz. Vücudun yüzde 70’i su olduğu için sanki bir su yatağında gibiyiz. Matrixmobil ile vücuda mekanik  vibrasyon uyguluyoruz. Vücut titreşimiyle rezonans haline girerek tüm vücudu kapsayacak bir iletişim sağlanıyor.

8 – 12 Hz FREKANSIN ŞİFALI SIRRI
Hastalık benim için vücutta akış halindeki sürecin bloke olmasıdır. Blokaj yaşandığında 8 – 12 Hz’lik titreşimi kaybediyoruz, ben Matrixmobil ile dışarıdan mekanik bir uygulamayla bu blokajı açıyorum. O nedenle Matrixmobil hemen her hastalık için uygulanabilir, çünkü doğal bir titreşim ve yan etkisi yok. Ben vücudumuza orkestranın doğru çalabilmesi için olması gerektiği ritmini hatırlatıyorum. Ben Matrixmobil'de uyguladığım 8 – 12 Hz frekans ile vücudumuza Mozart çalıyorsam, modern tıbbın uyguladığı diğer fizyoterapi aletleri tekno çalıyor. Oysa vücut tekno müzik dinlemek istemez, o sadece gürültüdür.

TİTREŞİMLE AĞRISIZ TEDAVİ
Matrix Ritm Terapisi fizyolojik kas ritmini taklit eder ve bozulmuş hücre sürecini adapte eder. Derin doku katmanlarına etki eder, ağrısız bir tedavidir. Titreşim 8 – 12 Hz aralığında uygulanır, dokuda pompalama emme etkisini taklit eden basınçlar oluşturulur. Sinir uçları uyarılır, bütün doku kendi ritmine adapte olur. Terapi kaslarda mikro esnemeler meydana getirir. Erlangen Üniversitesi Yüz Çene Cerrahisi Bölümü ve Travma Cerrahisi Bölümü’nde yürütülen klinik araştırmaları yapılmıştır. Matrix Ritm Terapisi ile yüzde 70 oranında daha az sırt ağrısı sağlanmıştır.

ÖLMEMİŞ HER HÜCREYE UYGULANABİLİR
Matrix Ritm Terapisi bütün dünyada kullanılıyor ama ağırlıklı olarak Avrupa’da Almanya, Avusturya ve İsviçre’de yaygın. İngiltere, Türkiye, Hindistan’da da kullanılıyor. Matrixmobil hücresi ölmemiş olan her canlıya, yani insana olduğu gibi kedi, köpek, atlara bile uygulanabilir. Kanser için önleyici bir uygulama olabilir. Matrix Ritim Terapisi önleyici tıp olarak kullanılabilir, aslında önemli olan önleyici tıbbın öne çıkması ve hastalığın oluşmamasıdır.

Günümüzde Almanya’da her üç kişiden birinde kas ve iskelet hastalıkları görülmekte. Sırt ağrıları yalnızca Almanya’da yılda 50 milyar Euro’nun üzerinde kamu zararına neden oluyor. Türkiye’de de farklı olduğunu sanmıyorum. Sırt, eklem ve kas şikayetleri hastalık izni alma sebeplerinin en başında yer alıyor. Tıp endüstri kompleksi ise doktorların bu endüstriye hizmet edecek şekilde yetişmesini istiyor. Çünkü doktorları, tıp endüstrisinin sunduklarını hastaya ileten piyon olarak görüyorlar.

İZMİR'DE SAĞLIK TURİZMİ
Artık öyle hastaneler var ki borsada hisseleri var,  kazançlarını maksimize etmek istiyorlar. Bu hastaneler sağlık üretemezler, çünkü sağlık üretirse sistemleri çöker. Tıbbi endüstri kompleksini aşmanın bir yolu var, Türkiye gibi ülkelerdeki turizmi, sağlık turizmine dönüştürmek. TÜRSAB ile bu konuda yıllar önce konuştuk. Turizm konsepti içinde kaplıca kapsamlı çözümler içeren programlar önerirseniz hastalar sizi tercih edecektir. Biz Çeşme’deki gibi kaplıca otellerindeki çevre şartlarını sunduğumuzda hastaların sorunlarına çözüm gelecektir. Türkiye ve İzmir gibi kaplıca bölgeleri bu ön şartları barındıran ideal yerler. Bulunduğumuz yerde sıcak su kaynağı olması, kaplıca olması ve kaliteli bir tesislerin olması Çeşme’yi tercih etmemize sebep oldu.

TÜRKİYE VE İZMİR ÇÖZÜM OLABİLİR
İzmir’de çok kaliteli doğal ürünlerle beslenmek mümkün. Çeşme’de verilen kaliteli turizm hizmeti, kendi ürettikleri ürünleri kullandıkları organik mutfak çok önemli bizim için. Hamam gibi eski Osmanlı geleneğinde sağlık için uygulanan sistemde mevcut. O nedenle 22. Uluslararası Matrix Ritim Terapisi Kongresi için bu bölgeyi tercih ettik. Dünyadan çok sayıda doktor ve fizyoterapist Çeşme'ye geldi. Türkiye bilgi birikiminin olduğu ve geleneksel tıp uygulamalarının uygulandığı bir yer. Çeşme’de eskiden günümüze kaplıca uygulamalarının yapılması bizim bu bölgeyi seçmemizde etkili oldu. Ben bilimsel tıbbın öğrettikleriyle bizim eskiden bildiğimiz geleneksel tıp bilgisini bir araya getirmeyi istiyorum.

ELEKTRONLAR ÖNEMLİ
Ben 20 seneden bu yana Türkiye’de konuşmalar yapıyorum. 1993 yılında Balçova’da Türkiye Su Kongresi yapmıştık. Yaşamım boyunca su ile ilgilendim, şu anda da ilgileniyorum. Özellikle içinde hidrojen bulunan suyla ilgileniyorum. Yeraltından gelen kaynak suyu pırıl pırıl ama hava ile karışınca okside oluyor ve kahverengi renk alıyor. Bizim vücudumuzun ihtiyacı olan şey kaplıca suyundan alacağımız elektrondur, o da sadece çıkıştaki taze suda var. Sağaltıcı olan ve şifa veren kaplıca suyundaki elektronlardır, içindeki mineraller değildir. Anladım ki şifa bulmada asıl önemli faktör kaplıca suyunun içerdiği elektronlardır.

MATRİXMOBİL VE KAPLICA BULUŞMASI
Vücutta yaşanan blokaj sorununa modern tıbbın verebileceği bir yanıt yok. Ben geleneksel şifa uygulamalarını inceledim, kaplıcalara da o nedenle önem veriyorum. Biz Matrixmobil uygulamasıyla eskilerin yaptığı masajı daha ileri taşımış olduk. Bu aslında her şeyi iyi eden bir mucize değil, bir konsept. Vibrasyon masajı, yoga teknikleri zaten biliniyor, ben Matrixmobil ile bunu daha efektif hale getirdim.

Matrixm Ritim Terapisi konseptine kaplıca gibi geleneksel uygulamaları da entegre edilebilir. Türkiye’deki kaplıca suyunun kalitesini yani geleneksel bilgi ve uygulamayla tıbbi buluşum Matrixmobil'i buluşturmak istiyorum. Dinlenme esnasında organizma temel ritmine kavuşur ve vücut düzene girer. Matrix Ritm Terapisi vücudun iyileşme sürecini harekete geçirir, bozulan ritmik işlevin düzenlenmesini sağlar. Bugün tedaviler turbo tıp anlayışıyla bir tuşa basarak yapılmak isteniyor. Oysa iyileşme için zamana ihtiyaç vardır, daha hızlı uzasınlar diye otları çekiştirmek bir işe yaramaz.

 
Bu kent için ölürüm!
 
Çılgınca sevdim, aşkım bitti
YORUMLAR
Toplam 6 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Ayşe uğur 16 Haziran 2019 Pazar 19:54

Yazar kızımız Hanzade bizleri güzel konularda aydınlattığın için teşekkür ederiz daha önce yazdıklarınız gibi bilmediğimiz konuları öğreniyoruz bu yazıların devamını istiyoruz kalemine sağlık ??

Yorumu oyla      0      0  
Meral Seçer 15 Haziran 2019 Cumartesi 18:46

Çook teşekkürler Hanzade......Şifa kaynağı bir ülkede, hatta şehirde yaşıyomuşuz da haberimiz yokmuş....

Yorumu oyla      0      0  
Aytuğ İzat 15 Haziran 2019 Cumartesi 17:55

Sağlık alanında son derecede önemli yeniliklere vesile olan Matrix Rhythm Therapy konusunda harika bir röportaj olmuş. Konuyu her yönüyle kavrayan, doğru aktararak halkı aydınlatan, içten... Tebrik ve teşekkürler Hanzade Hanım.

Yorumu oyla      0      0  
muruvvet agartan 15 Haziran 2019 Cumartesi 17:52

Tebrikler hocam harikaziniz

Yorumu oyla      0      0  
Yeşim Yucal 15 Haziran 2019 Cumartesi 14:09

Yine mecbur kılınanlar üzerine düşündürten bir yazı. Teşekkürler.

Yorumu oyla      0      0  
Güler 15 Haziran 2019 Cumartesi 13:08

Müthiş faydalı ve aydınlatıcı bir ropörtaj oldu Sevgili Hanzade. Dün iki dakika düşünmeden 77 yaşında anneme ameliyat dediler. 4 bel omuru. Bu açıklamalar çok önemli şimdi daha bilinçli değerlendirebiliriz. Bu yüzyılda pek çok alanda olduğu gibi, Tıp endüstrisi ve deformasyonu hayatlarımızı iyice zorlaştırıyor doğrusu. Teşekkürler.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Bu kent için ölürüm!
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, göreve geldikten sonraki ...
Hayata yeniden başlıyorum
Aziz Kocaoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinin sona ermesinin ...
Konak'a anjiyo yapacağız!
CHP Konak Belediye Başkan adayı Abdül Batur, Ege’de Sonsöz’den Fatih Yapar, ...
 
Bir dertli adam çıkacak…
AK Parti Büyükşehir Başkan adayı Nihat Zeybekci, Ege’de Sonsöz’den Fatih ...
Darbukaya aşığım
Hanzade Ünuz perküsyon ustası Hamdi Akatay ile konuştu.
Ben leke tutmam!
Gaziemir Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol, Ege’de Sonsöz’den Fatih ...
 
Ben kalp tamircisiyim
Hanzade Ünuz, 50 yıldır binlerce hastaya umut olan Kalp ve Damar Cerrahı ...
İki kişiden birinin oyunu alırım
Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina Ege’de Sonsöz’den Fatih Yapar, ...
AK Parti’yi katlar geçeriz
Çiğli Belediye Başkanı Hasan Arslan Ege’de Sonsöz’den Fatih Yapar, Mehmet ...
 
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Mesele S-400 değil
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Referanduma gidin!
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Tarımın hal-i pürmelali!(*)
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Savrulmak
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
‘Cesur yürek’
Abdi KARAGÖZOĞLU
Abdi KARAGÖZOĞLU
1914 Altay Ruhu
Fatih YAPAR
Fatih YAPAR
Aşktın sen, gidişinden bildim seni!
Nüvit TOKDEMİR
Nüvit TOKDEMİR
Yokluk içinde
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Değerli hocalarımdan iki kıymetli kitap
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Hard Talk’da İmamoğlu
ÇOK OKUNANLAR
SPOR CAFE
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva