Bir süredir, Büyükşehir Belediyesi’’nin -Sayın Aziz Kocaoğlu ’’nun kendi deyimiyle ’“Aleviler için pozitif ayrımcılık yaparak’”- Alevi toplumunun Cemevi olarak ta yararlanmalarına olanak sağladığı Kültür Merkezleri’’nin kullanımlarına ilişkin yaşanılan sorunlar özellikle Bornova’’da belirginleştiği şekliyle öne çıkıyor, çıkarılıyor.

Sorunun şu anki durumunu daha iyi saptayabilmek adına 29.03.2010 tarihli, Hakka yürüyen sahibi Fevzi Yılmaz’’ı saygıyla andığım Yakın Plan Gazetesindeki yazımı tekrar hatırlatmak gereği duyuyorum.

Daha o zaman ne demişiz bir bakalım:
’“İzmir’’de Cemevleri ve Aziz Kocaoğlu
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’’nın ilk döneminde özellikle yaptırdığı cemevleri nedeniyle Alevi kesime olan sevgisi ve ilgisini kanıtlayan Sayın Aziz Kocaoğlu yerel seçimlerde de doğal olarak karşılığını gördü. Sadece Sayın Kocaoğlu mu?Yanı sıra başta Sayın Abdül Batur olmak üzere kimi ilçe belediye başkanları da Aleviler’’e gösterdikleri ilginin karşılıksız kalmadığını gördüler. Son günlerde ise Sayın Kamil Okyay Sındır Naldöken’’de bir cemevi açılışı hazırlığı içinde. Sayın Hakan Tartan da Alevi Kesime olan ilgisini her fırsatta gösteriyor. İzmir’’in farklı semtlerine Aleviler’’in inanç ritüellerini yerine getirmede hissetikleri önemli bir eksikliğin giderilmesine yönelik çalışmalar Sayın Ahmet Piriştina’’nın attığı adımların Sayın Aziz Kocaoğlu tarafından adeta koşturmasıyla bu günlere geldi. İzmir Alevileri de, kimin ne yaptığının ve kendilerine ne kazandırdığının farkında elbette.
Ancak ’“Kültür Merkezi’” adı altında açılan bu tesislerin kullanımıyla ilgili sorunlar da gündeme gelmeye başladı. Aslında ’“sorun’” kelimesi bile biraz büyük kalıyor ama uygulamadaki yöntem yanlışlar, küçücük bir konuyu sorun haline getirmeye neden oluyor işte. Nedir bu sorun haline gelen konu: Cemevlerini hangi topluluğun nasıl kullanacağı. Zira pek çok dedeye bağlı farklı talip grupları, yöresel birliktelikler, son zamanlarda çoğalan dernek yapısındaki örgütlenmeler v.b. , hepsi bu kültür merkezlerini kullanma arzusunda. Zaman zaman aralarında çekişme boyutuna varan sıkıntılara da tanık olmuyor değiliz.
’“Sorun’” demeye dilim varmayan bu konuyu halletmek için İzmir de mevcut olan yapılanmalara bakmak bile yeterli olabilir. Bir Narlıdere örneği var; belediye işi kökten çözmüş. Biraz daha farklı olarak AKD Karşıyaka Şubesi’’nin faaliyet gösterdiği Yamanlar Cemevi işi halledilmiş sıkıntı falan kalmamış. Peki bir bardak suda fırtına kopmasının nedeni ne o halde?
İnsanların belli bir ortak amaç için bir araya gelerek oluşturdukları Dernek örgütlenmelerinin İzmir’‘de de Alevilik ortak paydasında kurulan pek çok örneği var. Son yıllarda yapılan ’“Kültür Merkezi’” adı altındaki cemevlerinin kullanım hakkına sahip olmak ta böylesi bir örgütlenmeyi çok daha güçlendirerek ileriye taşır. Ancak her derneğe bir ’“Kültür Merkezi’” yapmanın da sonu yok doğal olarak. Bu istekteki herkesin dernek kurmasına engel olmanın da bir olanağı yok. Hal böyle olunca kültür merkezlerinden yararlanmak isteyen herkes soluğu belediye başkanlarının yanında alıyor. Özellikle Sayın Aziz Kocaoğlu da bu durumdan sıkılmış olmalı ki bu ’“sorun’” u halletmek adına birlerini görevlendirmiş; çalışmalar yaptırıyor. İşte işin ’“Sorun’” haline gelmesi ya da büyümesi de tam da bu nokta da başlıyor. Bu çalışmalar sırasında oluşacak yanlışlar ve olayın büyütülmesi Sayın Aziz Kocaoğlu’’nun emeklerini zayi etmeye yeter ki kimsenin gönlü buna razı olmaz. Peki nasıl oluyor bu iş?
Sayın Aziz Kocaoğlu’’nun görevlendirdiği şahıslar ve çalışma yöntemine bakıldığında işin kurumsal ilişkilerle değil deyim yerindeyse ahbap çavuş ilişkisi içinde kişisel yakınlıklara dayalı olarak çözülmeye çalışıldığını görüyoruz. Sırf yöneticisi Alevi kökenli diye Alevilik’’le ilgisi olmayan kurumları işin içine katarsanız, sırf siyasi ilişkilerle hiçbir Alevi örgüt birikimi olmayan insanlarla, yani işin aslında asıl muhataplarından uzak olarak çalışmalar yaparsanız işi ancak sarpa sardırırsınız. İşin muhatabı olarak alınan, görüşülen, çalışan kişilerin hepsinin kendince iyi niyetli olduklarına şüphe duymadığımı belirmek zorundayım bu arada ama çözüme değil sorununun büyümesine gidiyor iş. Sayın Aziz Kocaoğlu bu nedenle bu noktada çok dikkatli olmalı görevlendirdiği kimselerin ( sadece bu konuda değil, her konuda) geçmişteki kurumsal, örgütsel deneyim ve birikimlerini de göz önüne almalı. Oysa etrafında hatta hemen yakınında farklı görüşeler öne sürecek, etkin, birikimli ve örgüt ilişkilerini iyi bilen daha ne insanlar var. Üstelik kendisiyle omuz omuza çalışan.
Peki önerimiz nedir?Nasıl yapalım?Yanıt aslında çok basit... Bu konuda alınacak muhataplar yurt çapında merkezi yapılanmaları olan örgütlerdir. Federasyona bağlı örgütlerdirözetle. Asıl alınması gereken muhataplar da böyle örgütlerin yöneticileridir. Çünkü Kültür Merkezlerinin kullanımları bu yapıdaki örgütlere verilirse, kullanımıyla ilgili sorunun çözümünde karşınızda bir muhatap bulursunuz. Merkezi yapı kendi içinde yaşanacak olası sorunları çözmek durumunda kalır. Böylece belediye başkanları da her derneğim var diyene yer aramak zorunda kalmaz. İbadetini yapmak isteyen her kesim de Alevi Bektaşi Federasyonu gibi tüm yurtta etkin kurumsal yapısı içinde tüm Alevileri kucaklamaktadır elbette. Yani kimse dışarıda kalmaz.
Böylece Sayın Aziz Kocaoğlu’’nun da emekleri yerini bulur. ’“
İşte o zaman dediğimiz gibi ortada dolanıp duran kendilerine verilen sıfatlar ve bu sıfatların gereklerini ne ölçüde yerine getirdiği tartışılan şahıslar bu güne dek boş durmadılar. Bireysel siyasi beklentileri doğrultusunda taraf oldukları Pir Sultan Abdal Dernekleri Bornova Şubesi Genel Kurulu’’nda kaybetmenin acısını farklı şekilde çıkarmaya çalıştılar. Dertleri Aleviler ve Alevilik olmayınca da her türlü ayak oyunu döner oldu ortalıkta. Neler duymadık neler görmedik ki? Söz konusu dernek yöneticisi arkadaşları savunmak derdinde değilim asla. Onların da eksikleri, hataları vardır, olabilir. Ancak bu eksikliklerin tartışılacağı yer Genel Kurulları, Merkezi Yönetimleri ve üye tabanlarıdır. Yaptırımın dışardan hele de Büyükşehir Belediyesi’’nden geliyor olması bu kesimde kırgınlık ve kaos yaratmıştır.
Bornova’’daki Kültür Merkezinden Pir Sultan Abdal Derneği’’nin çıkarılması karşısında gerçek Aleviler kendilerine yakışır şekilde gündemden düşmemeye çalışarak sağduyulu ve sabırlı bir bekleyiş içindeler. Bu sağduyu ve sabrın nedeni Sayın Aziz Kocaoğlu’’nun verdiği sözler. Nedir bu söz: ’“Kültür Merkezlerini Narlıdere örneğinde olduğu gibi yasal statü kazanması ve resmi prosedüre uygunluğu açısından kamu yararına hizmet veren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’’na süreli olarak tahsis etmek.’” Bu tahsisten sonra Vakıf, ilgili örgütlerin ve toplumun kullanımına bu kompleksleri bırakabilecektir. Şimdi gözler ilk Büyükşehir Belediye Meclis toplantısında.
Tekrar edelim Sayın Aziz Kocaoğlu’’nun samimiyetinden kimse şüphe duymasa da yakınındaki kimi danışman, bürokrat v.s. sıfatlı kimselerin çalışmalarını ve uygulamalarını ve İzmir Alevi Toplumunda yarattıkları sıkıntıları iyi izlemeli.