2001 yılı buhranından sonra kısmen IMF ve AB’’nin telkinleri ile bağımsız bazı kurumlar kuruldu.

Bunlardan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Enerji piyasaları düzenleme kurumu (EPDK), Tütün ve Alkol Yüksek Kurulu ve benzerleri.
Bu kurumların nerede ise mazileri 10 yılı bulacak.

Eski bir bürokrat olarak bir değerlendirme yaptığımd,a bu kurumların çoğunun bürokrasiyi artırdığı ve yeni yeni güç odakları oluşturduğu sonucuna varıyorum.
Bundan dört yıl evveldi; BDDK’’ya, bir bankayı şikayet ettim.
BDDK, bu şikayeti okudu mu, okumadı mı, ne yaptı belli değil!
Dönüp bana ’‘şikayetleriniz incelemeye alınmıştır’’ diye bir cevap bile vermediler.
Yaptıkları nezaketsizliğin yanında, bankaların hemen tümünün o yanlış uygulamaya gitmelerine, ön ayak oldular.
BDDK, sadece bakıyor, güç odağı olmanın ego tatminiyle ortalık da dolaşıyorlar. Bana göre hiçbir olumlu katkısı olmadı.

Bir başka kurum EPDK, o da uygulamada bürokrasi ağırlıklı bir kurum...
EPDK’’nın elindeki yetkiler, pek ala Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’’ndaki bir bürokrat tarafından kullanılabilir ve çok daha süratli mantıklı, düzenleme ve denetleme yöntemleri geliştirebilirdi.

Bu kurumda enerji kavramını kuruma geldikten sonra öğrenen üye ve bürokrat var.
Kurum büyük bir sorumsuzluk içinde’…
Üyeler adeta küçük dağları biz yarattık edası içinde, ’‘Oh gel keyfim gel!’’
Bu söylemi yadırganmamalıdır. Mevcut bağımsız kurumları, belli bir düzene koymak mecburiyetindeyiz. Yoksa ÖSMY’’deki gibi artık mızrağın çuvala sığmaz hale geldiğinde haberdar olacağız.

Denetlenmeyen kurum, kendi içinde yozlaşır, suiistimal yuvası haline gelir.
Son örnek (artık mızrak çuvala sığmadığı için) ÖSYM. Denetim yokluğu, diledikleri gibi hareket, o kurumu bir kopya ve menfaat satışı yapılan bir yer haline soktu.

Yine bir gün BDDK ve EPDK ve diğer denetlenemeyen kurumların nasıl yozlaştığı, kamuoyuna yansıyacaktır.

Asker harcamaları ve çalışmalarını ciddi biçimde şeffaflaştırmamız lazım. Aksi halde o kurum da bir gün pis kokuların geldiği bir yer olur. Kurum çok büyük ihtiyacın üç misli, yapılacak iş yok, denetim de yok’…

Eh ihtilal senaryoları hazırlanmaması için bir sebep de yok tabiî ki!