İzmir’de son dönemde giderek artan körfez kokusu ve çevresel kirlilik tartışmaları sürerken, İzmir Afet Bilinci, Çevre ve İklim Farkındalığı Derneği (İZ-AFED) dikkat çeken bir teknik rapor yayımladı. Dernek, İzmir Körfezi’nde yaşanan koku probleminin yüzeysel müdahalelerle çözülemeyeceğini belirterek, “geçici makyaj değil, mühendislik odaklı köklü çözüm” çağrısı yaptı.

Keserli kavga cinayetle bitti: Arkadaşını öldüren şüpheli tutuklandı
Keserli kavga cinayetle bitti: Arkadaşını öldüren şüpheli tutuklandı
İçeriği Görüntüle

İZ-AFED Yönetim Kurulu Başkanı Servet Ertaş ile İZ-AFED Çevre Komisyonu Başkanı ve Çevre Mühendisi Yakup Ateş öncülüğünde hazırlanan raporda, körfezdeki kötü kokunun temel nedeninin deniz tabanında yıllardır biriken organik kirlilik, ötrofikasyon ve oksijen yetersizliği olduğu belirtildi.

Açıklamada, dip çamurundan kaynaklanan hidrojen sülfür (H₂S) gazının kent yaşamını olumsuz etkilediği vurgulanarak, “Körfez can çekişiyor, çözüm havza ölçekli yönetimde” denildi

İZ-AFED’in ortak açıklamasında, körfezde yaşanan çevresel tablonun yalnızca görsel veya kısa vadeli uygulamalarla ortadan kaldırılamayacağı ifade edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“İzmir Körfezi’ndeki koku problemi; deniz tabanında biriken aşırı organik kirlilik, ötrofikasyon ve buna bağlı gelişen hipoksi/anoksi süreçlerinin sonucudur. Dipten yükselen hidrojen sülfür gazı, artık şehir yaşamını doğrudan etkileyen bir halk sağlığı ve çevre sorunu haline gelmiştir.”

Dernek tarafından hazırlanan teknik raporda, körfezin yeniden sağlıklı bir yapıya kavuşması için uygulanması gereken 8 maddelik acil eylem planı da kamuoyuyla paylaşıldı.

Copilot 20260516 232848 (1)

İZ-AFED 8 MADDELİK İZMİR KÖRFEZİ ACİL EYLEM PLANI

1. Kirlilik Yükünün Kaynağında Azaltılması

Körfeze ulaşan tüm evsel ve endüstriyel atıksuların ileri biyolojik arıtma süreçlerinden (özellikle etkin azot ve fosfor giderimi) geçirilmesi zorunludur. Dere yataklarına yapılan kaçak deşarjlar anlık olarak tespit edilip engellenmeli, yağmur suyu ile kanalizasyon hatlarının ayrıştırılması projesi şehir genelinde ivedilikle tamamlanmalıdır.

2. Akarsu ve Dere Sistemlerinin Yönetimi

Körfezi besleyen ve adeta birer kirlilik kanalı haline gelen derelerde ön arıtma ve doğal arıtma (yapay sulak alan - constructedwetland) sistemleri kurulmalıdır. Akarsu yataklarında biriken sediment ve kirletici yükü düzenli olarak temizlenmeli, taşkın kontrolüyle birlikte su kalitesini gözeten entegre dere ıslahı modelleri uygulanmalıdır.

3. Dip Çamuru (Sediment) Yönetimi

Körfez tabanında yıllardır biriken ve kokunun ana kaynağı olan organik yüklü sediment, kontrollü tarama (dredging) yöntemiyle deniz ortamından uzaklaştırılmalıdır. Tarama esnasında oluşacak bulanıklık ve ekosistem etkileri hassasiyetle izlenmeli; çıkarılan malzemenin çevreye zarar vermeyecek şekilde bertarafı veya yeniden kullanımı planlanmalıdır.

4. Hidrodinamik İyileştirme ve Su Sirkülasyonu

İç körfezde suyun yenilenme süresini azaltacak sirkülasyon artırıcı mühendislik çözümleri değerlendirilmelidir. Körfezdeki su değişimini ve akıntı hızını artıracak, ileri hidrodinamik modellemelere dayalı projeler hayata geçirilmelidir.

5. Ekosistem Temelli Yaklaşımlar

Doğal arıtım kapasitesine sahip sulak alanlar, kıyı tampon bölgeleri ve lagün sistemleri sıkı koruma altına alınmalı ve güçlendirilmelidir. Deniz suyunu biyolojik olarak filtreleme görevi gören deniz çayırları gibi kritik habitatların restorasyonu sağlanmalıdır.

6. Katı Atık ve Mikroplastik Yönetimi

Kıyı ve yüzey temizliği önemli bir destekleyici faaliyet olsa da asıl çözüm, atığın denize ulaşmasını engellemektir. Körfeze ulaşan katı atık ve mikroplastiklerin önlenmesi için kaynağında azaltım ve etkin atık yönetimi sistemleri uygulanmalıdır.

7. İzleme, Modelleme ve Veri Yönetimi

Körfez genelinde 7/24 esasına dayalı sürekli su kalitesi izleme sistemleri kurulmalıdır. Elde edilen anlık veriler doğrultusunda erken uyarı mekanizmaları geliştirilmeli; üniversiteler ve ilgili bakanlıklar/belediyelerle iş birliği içerisinde dinamik bilimsel modelleme çalışmaları yürütülmelidir.

8. Geçici Müdahalelerin Bırakılması ve Bilimsel Odak

Koku giderimine yönelik yürütülen yüzeysel ve geçici uygulamalar (kimyasal veya absorban malzemeler vb.), kirliliğin kaynağını ortadan kaldırmadığı için yalnızca kısa vadeli bir göz boyamadan ibarettir. Uzun vadede ekosistem temelli ve mühendislik odaklı çözümler dışındaki her müdahale kaynak israfıdır.

Raporun sonuç bölümünde ortak bir çağrıda bulunan Başkan ERTAŞ ve Çevre Mühendisi ATEŞ, şu ifadelerle açıklamalarını sonlandırdı:

“İzmir Körfezi’ni kurtarmak artık bir tercih değil; bu şehirde yaşayan her bir canlı için teknik, çevresel ve insani bir zorunluluktur. Körfezin yeniden sağlıklı bir ekosisteme kavuşması; kirliliğin kaynağında kontrol altına alınması, etkin arıtma süreçlerinin güçlendirilmesi, ekosistem restorasyonu çalışmalarının yürütülmesi ve bilimsel izleme mekanizmalarının eş güdümlü şekilde işletilmesiyle mümkündür.

Bu kapsamda en uygun zamanda; yerel yönetimler, ilgili kamu kurumları, üniversiteler, meslek odaları, uzmanlar ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla geniş katılımlı bir “ortak akıl buluşması” gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu buluşmada; Körfez için somut ve uygulanabilir bir yol haritası oluşturulmalı, ilgili kurum ve kuruluşların görev, yetki ve sorumlulukları net biçimde tanımlanmalı, faaliyetlere ilişkin takvim ortaya konulmalı ve sürecin etkin biçimde ilerlemesi adına güçlü bir izleme-değerlendirme sistemi kurulmalıdır.

Aynı zamanda yürütülecek çalışmaların tüm aşamalarında basının ve kamuoyunun şeffaf biçimde bilgilendirilmesi, toplumun sürece aktif katılımının sağlanması ve Körfez’in kirlilik yükünü azaltmak adına atık yönetimi ile çevresel farkındalık konusunda halkın bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Bu noktada başta İZ-AFED olmak üzere sivil toplum kuruluşlarına aktif görevler verilmesi, toplumsal sahiplenmeyi güçlendirecek önemli bir adım olacaktır.

İZ-AFED olarak; tüm yerel yönetimleri, ilgili bakanlıkları, akademik odaları, üniversiteleri ve sivil toplum paydaşlarını havza bazlı, bütüncül, bilim temelli ve siyaset üstü sürdürülebilir bir yönetim modeli altında birleşmeye davet ediyoruz. Bilimin ve mühendisliğin ışığında atılacak her adımın takipçisi, destekçisi ve kamuoyu nezdindeki savunucusu olmaya devam edeceğiz.”