Toplumların değer yargıları, adet ve örfleri zaman içinde değişir. Geriye bakıldığında garip ve kabullenemediğimiz uygulamalara hayretle baka kalırız. 1980 öncesi döviz uygulamaları, kaçakçılık kanunu uygulamaları bu gün için hayret uyandırıyor. Cebinizde yabancı paramı bulundu, çantanızda yabancı sıgara mı var, vay halinize. Daha eskilere cumhuriyetin kuruluşu dönemlerine gidelim.
1923'te yeni cumhuriyet, otoriter bir yöntem kurarak birlik beraberliği kuracağını düşünmüştür. Bu günkü ölçütlere göre diktatörlükle yönetilen bir ülke olmuştuk. Osmanlı İmparatorluğunun son ikiyüz yılında merkezi idareler zayıflamış, isyanlar ile bir çok bölge 'kurtarılmış bölge' haline getirilmişti.
Çarpıcı bir örnek Tunceli (Dersim) bölgesi gösterilebilir. Dersimde yaşayan seyit Rıza bir derebeyi idi ve o yöre halkının büyük bir kısmıda bu yönetim tarzından memnun idi. Kurulan yeni Cumhuriyet otoriteyi sağlamak, yetkinin Ankarada olduğunu göstermek istiyordu. O günki yöneticilerin bu istemi doğal ve haklı idi ama kullanılan orantısız güç bir çok günahı olmayan insanı etkisiz hale getirdi. Işlem doğru ancak metod ( aşırı gücün yaygın kullanımı) yanlıştı.
Bu bölgede yaşayan insanların bir kısmı şii olup İranın etkisinde kalıp merkezi hükümete karşı olmaları çok eskilere dayanır.
Yavuz Sultan Selim İrana sefer yapmak için ilerlerken, o bölgenin ordunun arkasında kalmasını mahsurlu görmüş ve bir kısım önde gelenleri ortadan kaldırmıştı.İlerleyen bir ordunun gerisinin emniyette tutulması askerlik sanatının ana kurallarından biridir. Bu gün o bölgede Yavuz Sultan Selim sevilmez. O gün için Yavuz normal bir tedbir almış ama uygulamada konuyla uzaktan yakından alakası olmayan insanlar da zarar görmüştür.
Kanaatimce, nesilden nersile çok büyütülerek söylenen yönetimlerin şiddet hikayelerini o bölgede yaşayan insanların 'o günkü şartlar altında yöneticiler doğru karar vermişler ama uygulamaları çok elem verici olmuştur' diyecek hükümet de evet o tarihlerde şedid bir uygulama olmuş günahsız olan her kesimin bu günkü nesillerinden özür diliyoruz demelidir. Bu bizim toplumumuzun değişim sancıları olarak kabul edilmeli ve devlet millet barışı sağlanmalıdır.