Bugün ülkemizde tek taraflı bir savaş veriliyor. Bir takım karanlık ruhlu, ortaçağ kafalı, cüce adamlar, ellerinde baltalar her gün Laik Cumhuriyetin damarlarına saldırıyorlar.’¶ Bir gün yargıya, bir gün orduya, bir gün üniversitelere, bir günde medyaya. Diğer taraf sadece duruyor, canı yanıyor ama demokrasi’’ye bağlılığından susuyor, Türk Milletinin kendisine sahip çıkmasını bekliyor. Saldırılar hiç durmadan ve artarak devam ediyor. Bunların dışarıdan kurgulu olduğunu görmemek için, sonradan olma değil, doğuştan kör olmak lazım. Yakın zamanda yaşadığımız üç olayı sakin bir şekilde irdelersek, gerçekleri daha net görebiliriz.
BİRİNCİ OLAY; Habur’’a gelen PKK teröristleri: ’“Biz teslim olmaya gelmedik, önderimiz Abdullah Öcalan’’ın mektubunu getirdik, pişman değiliz’” demelerine rağmen, kendileri için kurulan ’“seyyar mahkeme’” tarafından serbest bırakıldılar. Bunu, mesleğe yeni başlamış Hakim ve Savcılar dahi yapmaz, yapamaz. Böyle bir Hukuk faciasının olması için, her şeyi göze almış bir iktidarın baskısı ve o iktidarın söz verdiği ve karşı koyamadığı bir dış güç şarttır. Olay aynen böyle gerçekleşmiştir. Hatip Dicle’’nin mahkemede verdiği ifadesinde söyledikleri tamamen, malumun ilanıdır. Habur’’da sadece HUKUK değil, DEVLET ONURU’’ DA çok ağır yara aldı. Ne yazık ki, herkes sadece seyretti !
İKİNCİ OLAY; Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İsmailağa Cemaati ile ilgili bir soruşturma başlatır. İşte kıyametin koptuğu nokta burasıdır. Çünkü bu cemaat, Nakşibendi’’lerin en meşhur ve en güçlü koludur. Özal biraderlerden, R.Tayyip Erdoğan’’a, Cemil Çiçek’’ten Kadir Topbaş’’a kadar çok ünlü kişi bu cemaatle iç içedir. Bu cemaate zarar gelmemesi için, ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Cemil Çiçek’’in ’“Yüce Divana gitmeyi göze alarak’” Erzincan Başsavcısına ’“bu soruşturmayı durdurun, tutukluları serbest bırakın’” diye telefon etmesi çok şaşırtıcı bir örnektir. Cemaatin müritleri için öncelik sırası, Şeriat Hükümleri, ’“Efendi Hazretleri’” dedikleri hocalarının emirleri en sonda da gerekirse, Cumhuriyet Yasaları. Soruşturmaya devam eden Başsavcının başına gelmeyen kalmadı. En sonunda bu gün, çalışma yeri ve evi polis tarafından arandı ve gözaltına alındı. Halbuki Yasa gereği, Başsavcıyı sadece Yargıtay’’ın ilgili dairesi yargılayabilir. Ne yazık ki, herkes sadece seyretti!
ÜÇÜNCÜ OLAY; TÜRK KARA KUVVETLERİNİN kuruluş tarihi, METE HAN’’IN tahta geçtiği M.Ö 209 yılıdır. Yani bu şerefli ordu 2219 yıllık bir ordudur. Kara Kuvvetlerimizin 4 adet Ordusu vardır. Konumu ve risk unsurlarının fazlalığı sebebiyle en güçlü Ordumuz 3. Ordumuzdur. Vatan müdafaasını ve binlerce vatan evladını güvenle teslim ettiğimiz bu Ordu’’nun Komutanı Orgeneral Saldıray Paşaya, AKP Hükümeti’’nin bakış açısı tam ibretliktir. Eli kanlı bebek katilleri için ’“SEYYAR MAHKEME’” kurduran ve ıslah olmamış bu Devlet ve Millet düşmanı uyuşturucu kaçakçılarını derhal serbest bıraktıran AKP Hükümeti, bir Ordu Komutanı ORGENERALİ İÇİN , sapık bir ’“İTİRAFÇI’’NIN’” saçma sapan iftiraları karşısında parmağını bile oynatmaması gerçekten ibret alınacak bir olaydır. Tabii ki herkes yargıya hesap verecek, herkes yargılanacak. Ama 34 adet eli kanlı katilin ayağına giden Türk Hukuk sistemi, kendi Orgeneral’’inin kışlasına gitmeyi, kendisine yediremiyor mu?Mutlaka o ORGENERAL’’İ Adliye binasına getirtip, ayakta resmini çektirip, servis mi yapılması gerek?34 PKK’’lı katilin ayağına kadar gidip, onları serbest bıraktırmak için Hukuk’’a dokuz takla attıran, İçişleri Müşteşarı ve Emniyet Genel Müdürü sizler Türkiye Cumhuriyeti Devletinin memurları değil misiniz? Yazık, bu olayı da herkes seyretti!
’“EY TÜRK İNSANI, ÖZGÜR OLMAK İSTERSİN, AMA İZİN BEKLERSİN. HAKKINI İSTERSİN, AMA LÜTUF BEKLERSİN. EN KUTSAL DEĞERLERİNE SALDIRILIR, SUSPUS OLURSUN. HER ŞEYİN DÜZELMESİNİ İSTERSİN, AMA SADECE VE SADECE DURUR BEKLERSİN.
Sessiz olmanın, kenarda durmanın zamanı değildir. Sivil Toplum Örgütü dediğimiz isimleri büyük, kafaları küçük bazı kuruluşların yüreklerine korku sinmiş. Bir adet vergi inceleme memuru, bir adet Polis bunların cakasını bozmaya yetiyor.Bırakın onları. BİZ BİZE YETERİZ.
Benim inanışıma göre; ’“MİLLETLERİN YURTSEVERLİKTEN BAŞKA SURLARI YOKTUR’”. Ben surlarımı tahkim etmeye çalışıyorum. Gücümün yettiği, kafamın erdiği kadarı ile her gün yazıyorum. Tüm ATATÜRK’’ÇÜLER, Laik Cumhuriyetin bekçileri, çağdaş insanlar, aydınlığa ve ilericiliğe inananlar, vatanseverler sizler de yazın. Siyasetçilere, Devletin Bürokratlarına, köşe yazarlarına, yargı mensuplarına düşüncelerinizi, hissettiklerinizi lütfen yazın, e-posta gönderin, mesaj yazın. Bu ülkenin gerçek sahipleri sizlersiniz. Sesinizi çıkarın. Gösterin aydınlık yüzünüzü, görün bakın nasıl kaçacaklar geldikleri yere.